A-Level sonuçları yine üzdü
2010 yılı universiteye girişleri belirleyecek olan A-Level sonuçları açıklandı ve sonuçlar sabırsızlıkla bekleyen öğrencilerin eline ulaştı. Eğitimciler Forumu’nun açıklamasına göre; ne yazik ki bu yıl da Türkçe konuşan öğrencilerin sınav sonuçlarınının beklenen düzeyde olmadığı görüldü.
28-08-2010, Cumartesi
Eğitimciler Forumu'nun açıklaması aynen şöyle:
"Eğitimciler Forumu olarak yüksek dereceler alan, istedikleri bölümleri kazanan öğrencilerimizi ve onlara destek olan sevgili ailelerini kutluyoruz.
Alınan yetersiz sonuçların, Egitimciler Forumu’nun aileler ve öğrenciler için Türkçe ve Ingilizce olarak yayınladığı ‘GCSEden Universiteye Yolculuk’ bilgi paketinin ne kadar yaşamsal olduğunu ve bu tip yayınların daha çok olması gerektiğinin önemini gösteriyor.
BU YILKİ A-LEVEL SONUÇLARI
660,000’i aşkın öğrenci üniversiteye başvurmuştu. Bu yıl ilk kez A* (yildizli A) uygulaması gerçekleşti. Her 12 öğrenciden biri A* aldı. Bu sayı tum öğrencilerin %8’ini oluşturuyor.
A* uygulamasi en iyi öğrencilerin daha net olarak ortaya çikması ve en iyi üniversitelerin bu öğrencileri bünyesine alması için yürürlüğe konulmuştu.
A* alabilmek için öğrencinin bir dersten aldiğı notların ortlamasının A olması, artı ikinci yıldaki sinavdan en az 90% alması gerekiyordu.
Bu ilk yıl öğrencilerin %7’sinin A* alması tahmin ediliyordu fakat bu sayı %8 oldu.
Öğrencilerin %27’si en yüksek derece olan A veya A* aldı.
Yine ilk kez bu yıl öğrenciler eskisi gibi her ders için 6 modul(ünite) yerine sadece 4 modul yaptılar.
Kız öğrenciler daha cok A* aldılar. Bu durum Fen ve Matematikte tersine döndü.
Özel lise öğrencileri devlet lisesi öğrencilerine oranla daha cok A* aldı. Özel lise öğrencilerinin toplam öğrenci sayısının %14’unu oluşturmasına rağmen A* alma oranı %30 oldu.
Bu yıl da öğrencilerin en çok tercih ettikleri A-level dersleri yine aynı oldu: Ingilizce, Matematik, Biyoloji, Tarih ve Psikoloji.
Bu yıl gecen yıla göre % 12 oranında daha fazla öğrenci üniversiteye başvurdu fakat bu oranda yeni yerler açlmadığı için daha çok öğrenci açıkta kaldı.
EN İYİ ÜNİVERSİTELER ŞİMDİDEN DOLDU
A-level sınav sonuçlarinin açklanmasından hemen sonra Rusell Group denilen en iyi 20 üniversitenin hemen dolduğu açıklandı.
200,000 öğrenci de bekleme listelerinden üniversitede yer kapma yarışnda.
Bu yıl 660,000den fazla öğrenci üniversiteler başvurdu. Geçen yıla göre 12% artış var. Fakat üniversitelerde geçen yıla göre sadece 10,000 yeni yer açıldı. Yani bu yıl üniversiteye girmek daha da zorlaştı.
Bu yıl hükümet üniversitelere önceden belirlenen sayıdan daha çok öğrenci alınmaması konusunda baskı yapıyor. Eğer bir universite açıkladığı öğrenci sayısından daha fazla öğrenci alırsa, her aldığı fazla öğrenci icin £3,700 ceza ödeyecek.
ÖZEL ÜNİVERSİTELER
Iyi A-level sonucları almalarına rağmen istedikleri üniversiteye veya bölüme gidemeyen çok sayıda öğrenci var. Bu öğrenciler özel okullara yönlenmek zorunda kalıyorlar. Kar amaciyla kurulan böylesi özel eğitim kuruluşları yeni hükümetin açık desteğiyle öğrenci ve velilerin bu durumundan yararlanma gayreti içindeler. Örneğin Amerikan üniversiteleri ve bazı özel eğitim kuruluşları yıllığı £9,000’a öğrenci alıyorlar. Bu gelişme iktidardaki Lib-Con koalisyonunun Üniversiteler Bakanı David Willetts’i oldukça memnun etmiş görünüyor. Bu tip özel okulların gelecekte daha da çok artması için planlamalar yapıldığını bildiriyor.
Örneğin, İngiltere’nin prestijli okullarindan University of London’da çalışmalar yürüten Kaplan isimli Amerikan eğitim şirketi bu yıl 600 özel öğrenci alıyor. Bir başka örnek: Buckingham. Burada normalede 3 yıl olan bölümler 2 yıl sürecek ve öğrenciler her yıl için £8,640 ödemek zorunda kalacak.
Kaplan Business School ise üniversiteler tarafindan kabul edilmeyen öğrenciler için yıllığı £8,500’dan yerler açtığını bildirdi.
Her ne kadar özel üniversiteler için de burs ve bankadan borç almak mümkünse de özel üniversitelerin eğitimde fırsat eşitliği ve ücretsiz olması gerektiği ilkelerine ters.
Ingiltere’de Amerikanvari özel universitelerin yaygınlasması için çabaların artırılacağı görülüyor.
CLEARING (Bekleme listesi) SİSTEMİ
Bu yil ‘clearing’ sistemiyle 18 bin öğrenci alınacak fakat 180 bin öğrenci bu şekilde üniveristeye giremeyi bakliyor. Istedikleri bölüm için ya yeterli notları alamadılar veya yanlış tercihlerde bulundular. ‘Cleraing’ bekleyenlerinin sayısı geçen yıl 135 bin idi. Bu da bu yıl üniversiteye bu bekleme listesinden girmenin de daha zor olduğunu gösteriyor.
Üniversiteler Bakanı David Willetts, kazanan öğrencileri kutlarken, kazanamayanların önünde çıraklık, teknik elemanlık veya kısa diplama kursları gibi başka seçeneklerin bulunduğunu söyledi. ‘Gençlerin hedeflerinin yüksek olmasi çok iyi bir şey fakat üniversite yolu zor ve yarişmaya dayanıyor. Her başvuran maalesef üniversite kazanamıyor,’ dedi.
Ingiltere genelinde beklenenin çok daha üzerindeki sayıda öğrencinin A veya A* derecesini alması ve sınavda geçer not alan öğrenci sayısının yüksek olması Ingiltere’de bir kutlama havasına sebep oldu.
Diger taraftan sınav sonuçları, basında A-Level sınavlarının her geçen yıl daha da kolaylaştığı eleştrileriyle karşılandı. Egitimciler Forumu konuyla ilgili bir açıklama yaparak, her şeye rağmen sınavda geçer not alamayan ciddi bir öğrenci oranı olduğunun unutulduğunu belirtti ve sınav sonuçları yeterli olmayan öğrencilerin sorunları yerine kazananların çok olmasının gündeme alınmasını eleştirdi. NUS (National Union of Students) Baskani A. Porter ise bu yil 200 bine yakin ogrencinin acikta kalacagina isaret ederek, ‘Genc issizlerin sayisi 1 milyonu buldu. Egitimdeki acimasiz kesintiler ve yetersiz sayidaki universiteler ile yeni hukumet genc kusagi belirsiz bir gelecek riskine atiyor,’ dedi.
A-Level sınavlarındaki başarının yüksek olma sebebinin sınavın kolaylığı yerine öğrencilerin yoğun ve yorucu çalışmasına bağlı olduğunu sene boyunca kendi gözlemlerimizle gördüğümüz için biz de NUS'un açıklamasına katılıyoruz ve universiteyi kazanan bütün öğrencilerimizin A-Level sonuçlarını kutluyoruz.
En basarisiz dilim olan %25’i askin ogrenci oraninin oldukca yuksek oldugunun neredeyse unutuldugu ve unuversiteyi kazanabilmek icin yetersiz sonuc alan bu ogrencilerin sorunlarinin acilen gundeme alinmasi gerekiyor. Bu unutulmamali.
Aslinda, basinin yaygin bir sekilde iddia ettigi gibi A level sinavlarinin giderek kolaylastigi gorusu dogru gozukmuyor. Gectigimiz birkac yil icinde en yuksek notlarin alindigi bazi dersler olmustur fakat buna ragmen A level sinavlarinin kolaylastigi dusuncesi oldukca temelsiz. Sinavlarin kolayligi yerine ogrencilerin iki yil boyunca disiplinli ve sistemli calismalarinin bir sonucu bu. Sinavlarda daha yuksek notlar alinmasinin bir nedeni de A level sisteminin yururluluge girdigi 2000 yilindan bu yana öğretmen ve öğrencilerin müfredatı daha iyi kavramış olmaları olabilir. Sinav sisteminde tecrübe kazanmış öğretmenlerin katkıları da her yil daha etkili oluyor.
Bizim için A level’a getirilen bir başka elestiri ise en düşük notları alan öğrenci sayısının azalmaması. Bu bulgu, her yıl, daha az başarılı olan bu öğrencilerin potansiyellerini en iyi şekilde kullanmaları icin yeterli desteği alamadıklarını gösteriyor.
Basarılı sonuçlar alarak istedikleri üniversiteye giren öğrencilerimizi kutlarken, geçerli not alamayan öğrencilerimiz konusun da ciddi tedbirler gerekiyor…
Ailenin gelir ve eğitim düzeyinin öğrencilerin başarısında ve basarısızlığında büyük bir etken olduğu biliniyor. Başarısız öğrencilerin kazanılması için daha adil ve eşitlik temelinde bir eğitim sistemine ve yeni eğitim politikalarına acilen ihtiyaç vardır.
Özellikle Türk ve Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerdeki öğrencilerin başarısız sonuç almalarında yalnızca öğrencinin değil, ailelerin, okul yöneticilerinin, belediye yetkililerinin, toplum örgütlerinin ve politikacıların da payı olduğu unutulmamalıdır.
Birleşik Krallık'ta (İngiltere, İskocya, Galler ve Kuzey İrlanda’da) bu yıl da yuzbinlerce öğrenci üniversiteye girişlerini belirleyecek olan A-Level sınavlarına girdi ve genellikle her yıl benzer sonuçlar tekrarlanıyor.
İngiltere’deki yerel ve ulusal basın yine her zamanki gibi sadece başarılı olan öğrencileri ön plana çıkararak, ‘daha çok sosyo ekonomik seviyesi düşük olan ve bizim gibi etnik azınlık nüfusunun yoğun olduğu bölgelerdeki öğrencilerin, bu yıl da istenilen seviyeyi tutturamadıkları’ konusuna pek değinmiyor. Değinse de bunu coğu zaman üstün körü yapıp, durumun sebep ve sonuç ilişkisini irdelemiyor.
Aslında ailenin gelir ve eğitim düzeyinin öğrencilerin başarısında ve basarısızlığında büyük bir etken olduğu zaten biliniyor. Özellikle Türk, Kürt ve Kıbrıslı Türk öğrencilerimizin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde hala istenilen seviyede olmamamızın sebepleri çeşitli. Öğrencilerimizin çok başarılı sonuçlar alamamalarında okul yöneticilerinin, belediye yetkililerinin, toplum örgütlerinin ve politikacıların önemli payı olduğu kabul edilmekle birlikte belki de en çok ailelerin ve aynı zamanda öğrencilerin kendilerinin de bu yetersiz sonuçlardan sorumlu olduğu unutulmamalıdır.
Gelecek yil da ayni hayal kirikligini yasamamak icin, bu Eylul’den baslayarak, GCSE’yi bitiren öğrencilerin hemen planlarını yapıp, doğru A level derslerini, kendileri için en doğru programları seçip, sınavlara çok daha iyi ve disiplinli hazırlanmaları gerekiyor.
Eğitimciler Forumu Önerileri:
Eğitimciler Forumu olarak, anne ve babalara, kurum ve kuruluslara oldugu kadar ogrencilere de gorus ve onerilerimizi siralamak isteriz. Bunlar:
ANNE BABALARA
Aileler çocuklarının seçtiği dersleri ne kadar çok biliyorsa… çocugun ödevleri, seçtiği dersler, okul saatleri ve hayatı konusunda ne kadar bilgili ve ilgili olurlarsa… öğretmen ve okul ile haberleşmeleri, tercüman aracılığıyla da olsa iletişim kurmaları ne kadar yoğunsa… işte o zaman çocuğun basarı oranı o kadar yüksek oluyor. Hele ki bu ülkedeki eğitim sistemi, hepimize cok karışık gelen ama öğrenmenin mümkün olduğu ortaokulu, GCSE’yi, sonrasındaki As Level ve A Level sınavlarının ne anlama geldiğini anlamak, eğitim sistemini ve aşamalarını bilmek, çocuklarımıza zamanında ve yeterli destek verebilmemiz için çok önemli.
KURUM VE KURULUŞLARA
Bölgenin etnik nüfusunu temsil eden oranda iki dilli ve iki kültürlü danışman ve eğitmen olmalı. Sınıflardaki öğrenci sayısı daha az olmalı. Etnik ve kültürel farklılıklarından dolayı alışkanlıkları da farklı olan öğrencileri desteklemek için, her öğrencinin öğrenme hızı ve öğrenme biçimine göre kendisini adapte edebilen bir eğitim sistemi olmalı. Belediyeler, eğitimden sorumlu kurum ve kuruluşlar, bölgedeki toplum örgütleri ve gönüllü kuruluşlarla daha sıkı ilişkiler içine girmeli ve ortak projeler arttırılmalıdır.
Eğitim sistemini anlatan yayınların yetersiz olması da genel olarak bu konudaki bilgi eksikliğine neden oluyor. Bu yüzden eğitim sistemi hakkında bilgi veren ve farklı seçenekleri de anlatan yayınların daha da yaygın bir biçimde basımı, çoğaltılması ve diğer dillere tercüme edilmesi gerekiyor. Bu yayınlar ailelerin kolayca eline geçeceği yerlerde - örneğin okullarda ve kütüphanelerde bulundurulmalı. Bu akla ilk gelen yerlerin yanısıra değişik toplumların özellikleri gözönüne alınarak her kesime ulaşmayı hedefleyerek, örneğin toplum, spor ve kültür merkezlerine de dağıtılmalı.
İki dilli / çok dilli oğretmen, rehber öğretmen ve danışmanların sayısının arttırılması gerekiyor.
Okul-aile birliğinde etnik azınlıklardan velilerin görev almaları desteklenmelidir.
Etnik grupların başarı oranı, durumları ve onların yapılarına özgü sorunları istatistik ve bilimsel araştırmalarla saptanmalı. Bunların değişiminin incelenip kamuoyuna duyurulması, dikkatlerin bu alanlara çekilip nerede odaklanılması gerektiğini ortaya çıkaracaktır.
Eğitimde başarısız olan toplumlar için zorunlu olarak gereken alanlarda daha çok ve düzenli destek programları uygulanmalıdır- örneğin sınav hazırlık kursları, okul sonrası destek sınıfları gibi.
ÖĞRENCİLERE
Başarısız sonuçlar alındığında öğretmenleri, okulu, aileyi ve sistemi suçlayan öğrencinin elbette haklılık payı vardır. Fakat bunların yanında başarısız sonuç alan bir öğrenci kendisi ile ilgili şu soruları da sormalıdır:
• Ders çalışma sistemimde bir yanlışlık mı var?
• Çok mu uzun televizyon izliyorum?
• Facebook’da, internette, sohbet odalarında çok mu zamanım gidiyor?
• Bilgisayar oyunlarıni kisitliyabilir miyim?
• Plan ve program yaparken eksikliğim nedir?
• Beslenmeme ve uykuma dikkat ediyor muyum?
• Ders kitapları dışında kitap okuyor muyum?
• Eğitimdeki gelişmeleri izliyor muyum?
• Okul dışında da öğrenmeye ve kendimi geliştirmeye zaman ayırabiliyor muyum?"
"Eğitimciler Forumu olarak yüksek dereceler alan, istedikleri bölümleri kazanan öğrencilerimizi ve onlara destek olan sevgili ailelerini kutluyoruz.
Alınan yetersiz sonuçların, Egitimciler Forumu’nun aileler ve öğrenciler için Türkçe ve Ingilizce olarak yayınladığı ‘GCSEden Universiteye Yolculuk’ bilgi paketinin ne kadar yaşamsal olduğunu ve bu tip yayınların daha çok olması gerektiğinin önemini gösteriyor.
BU YILKİ A-LEVEL SONUÇLARI
660,000’i aşkın öğrenci üniversiteye başvurmuştu. Bu yıl ilk kez A* (yildizli A) uygulaması gerçekleşti. Her 12 öğrenciden biri A* aldı. Bu sayı tum öğrencilerin %8’ini oluşturuyor.
A* uygulamasi en iyi öğrencilerin daha net olarak ortaya çikması ve en iyi üniversitelerin bu öğrencileri bünyesine alması için yürürlüğe konulmuştu.
A* alabilmek için öğrencinin bir dersten aldiğı notların ortlamasının A olması, artı ikinci yıldaki sinavdan en az 90% alması gerekiyordu.
Bu ilk yıl öğrencilerin %7’sinin A* alması tahmin ediliyordu fakat bu sayı %8 oldu.
Öğrencilerin %27’si en yüksek derece olan A veya A* aldı.
Yine ilk kez bu yıl öğrenciler eskisi gibi her ders için 6 modul(ünite) yerine sadece 4 modul yaptılar.
Kız öğrenciler daha cok A* aldılar. Bu durum Fen ve Matematikte tersine döndü.
Özel lise öğrencileri devlet lisesi öğrencilerine oranla daha cok A* aldı. Özel lise öğrencilerinin toplam öğrenci sayısının %14’unu oluşturmasına rağmen A* alma oranı %30 oldu.
Bu yıl da öğrencilerin en çok tercih ettikleri A-level dersleri yine aynı oldu: Ingilizce, Matematik, Biyoloji, Tarih ve Psikoloji.
Bu yıl gecen yıla göre % 12 oranında daha fazla öğrenci üniversiteye başvurdu fakat bu oranda yeni yerler açlmadığı için daha çok öğrenci açıkta kaldı.
EN İYİ ÜNİVERSİTELER ŞİMDİDEN DOLDU
A-level sınav sonuçlarinin açklanmasından hemen sonra Rusell Group denilen en iyi 20 üniversitenin hemen dolduğu açıklandı.
200,000 öğrenci de bekleme listelerinden üniversitede yer kapma yarışnda.
Bu yıl 660,000den fazla öğrenci üniversiteler başvurdu. Geçen yıla göre 12% artış var. Fakat üniversitelerde geçen yıla göre sadece 10,000 yeni yer açıldı. Yani bu yıl üniversiteye girmek daha da zorlaştı.
Bu yıl hükümet üniversitelere önceden belirlenen sayıdan daha çok öğrenci alınmaması konusunda baskı yapıyor. Eğer bir universite açıkladığı öğrenci sayısından daha fazla öğrenci alırsa, her aldığı fazla öğrenci icin £3,700 ceza ödeyecek.
ÖZEL ÜNİVERSİTELER
Iyi A-level sonucları almalarına rağmen istedikleri üniversiteye veya bölüme gidemeyen çok sayıda öğrenci var. Bu öğrenciler özel okullara yönlenmek zorunda kalıyorlar. Kar amaciyla kurulan böylesi özel eğitim kuruluşları yeni hükümetin açık desteğiyle öğrenci ve velilerin bu durumundan yararlanma gayreti içindeler. Örneğin Amerikan üniversiteleri ve bazı özel eğitim kuruluşları yıllığı £9,000’a öğrenci alıyorlar. Bu gelişme iktidardaki Lib-Con koalisyonunun Üniversiteler Bakanı David Willetts’i oldukça memnun etmiş görünüyor. Bu tip özel okulların gelecekte daha da çok artması için planlamalar yapıldığını bildiriyor.
Örneğin, İngiltere’nin prestijli okullarindan University of London’da çalışmalar yürüten Kaplan isimli Amerikan eğitim şirketi bu yıl 600 özel öğrenci alıyor. Bir başka örnek: Buckingham. Burada normalede 3 yıl olan bölümler 2 yıl sürecek ve öğrenciler her yıl için £8,640 ödemek zorunda kalacak.
Kaplan Business School ise üniversiteler tarafindan kabul edilmeyen öğrenciler için yıllığı £8,500’dan yerler açtığını bildirdi.
Her ne kadar özel üniversiteler için de burs ve bankadan borç almak mümkünse de özel üniversitelerin eğitimde fırsat eşitliği ve ücretsiz olması gerektiği ilkelerine ters.
Ingiltere’de Amerikanvari özel universitelerin yaygınlasması için çabaların artırılacağı görülüyor.
CLEARING (Bekleme listesi) SİSTEMİ
Bu yil ‘clearing’ sistemiyle 18 bin öğrenci alınacak fakat 180 bin öğrenci bu şekilde üniveristeye giremeyi bakliyor. Istedikleri bölüm için ya yeterli notları alamadılar veya yanlış tercihlerde bulundular. ‘Cleraing’ bekleyenlerinin sayısı geçen yıl 135 bin idi. Bu da bu yıl üniversiteye bu bekleme listesinden girmenin de daha zor olduğunu gösteriyor.
Üniversiteler Bakanı David Willetts, kazanan öğrencileri kutlarken, kazanamayanların önünde çıraklık, teknik elemanlık veya kısa diplama kursları gibi başka seçeneklerin bulunduğunu söyledi. ‘Gençlerin hedeflerinin yüksek olmasi çok iyi bir şey fakat üniversite yolu zor ve yarişmaya dayanıyor. Her başvuran maalesef üniversite kazanamıyor,’ dedi.
Ingiltere genelinde beklenenin çok daha üzerindeki sayıda öğrencinin A veya A* derecesini alması ve sınavda geçer not alan öğrenci sayısının yüksek olması Ingiltere’de bir kutlama havasına sebep oldu.
Diger taraftan sınav sonuçları, basında A-Level sınavlarının her geçen yıl daha da kolaylaştığı eleştrileriyle karşılandı. Egitimciler Forumu konuyla ilgili bir açıklama yaparak, her şeye rağmen sınavda geçer not alamayan ciddi bir öğrenci oranı olduğunun unutulduğunu belirtti ve sınav sonuçları yeterli olmayan öğrencilerin sorunları yerine kazananların çok olmasının gündeme alınmasını eleştirdi. NUS (National Union of Students) Baskani A. Porter ise bu yil 200 bine yakin ogrencinin acikta kalacagina isaret ederek, ‘Genc issizlerin sayisi 1 milyonu buldu. Egitimdeki acimasiz kesintiler ve yetersiz sayidaki universiteler ile yeni hukumet genc kusagi belirsiz bir gelecek riskine atiyor,’ dedi.
A-Level sınavlarındaki başarının yüksek olma sebebinin sınavın kolaylığı yerine öğrencilerin yoğun ve yorucu çalışmasına bağlı olduğunu sene boyunca kendi gözlemlerimizle gördüğümüz için biz de NUS'un açıklamasına katılıyoruz ve universiteyi kazanan bütün öğrencilerimizin A-Level sonuçlarını kutluyoruz.
En basarisiz dilim olan %25’i askin ogrenci oraninin oldukca yuksek oldugunun neredeyse unutuldugu ve unuversiteyi kazanabilmek icin yetersiz sonuc alan bu ogrencilerin sorunlarinin acilen gundeme alinmasi gerekiyor. Bu unutulmamali.
Aslinda, basinin yaygin bir sekilde iddia ettigi gibi A level sinavlarinin giderek kolaylastigi gorusu dogru gozukmuyor. Gectigimiz birkac yil icinde en yuksek notlarin alindigi bazi dersler olmustur fakat buna ragmen A level sinavlarinin kolaylastigi dusuncesi oldukca temelsiz. Sinavlarin kolayligi yerine ogrencilerin iki yil boyunca disiplinli ve sistemli calismalarinin bir sonucu bu. Sinavlarda daha yuksek notlar alinmasinin bir nedeni de A level sisteminin yururluluge girdigi 2000 yilindan bu yana öğretmen ve öğrencilerin müfredatı daha iyi kavramış olmaları olabilir. Sinav sisteminde tecrübe kazanmış öğretmenlerin katkıları da her yil daha etkili oluyor.
Bizim için A level’a getirilen bir başka elestiri ise en düşük notları alan öğrenci sayısının azalmaması. Bu bulgu, her yıl, daha az başarılı olan bu öğrencilerin potansiyellerini en iyi şekilde kullanmaları icin yeterli desteği alamadıklarını gösteriyor.
Basarılı sonuçlar alarak istedikleri üniversiteye giren öğrencilerimizi kutlarken, geçerli not alamayan öğrencilerimiz konusun da ciddi tedbirler gerekiyor…
Ailenin gelir ve eğitim düzeyinin öğrencilerin başarısında ve basarısızlığında büyük bir etken olduğu biliniyor. Başarısız öğrencilerin kazanılması için daha adil ve eşitlik temelinde bir eğitim sistemine ve yeni eğitim politikalarına acilen ihtiyaç vardır.
Özellikle Türk ve Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerdeki öğrencilerin başarısız sonuç almalarında yalnızca öğrencinin değil, ailelerin, okul yöneticilerinin, belediye yetkililerinin, toplum örgütlerinin ve politikacıların da payı olduğu unutulmamalıdır.
Birleşik Krallık'ta (İngiltere, İskocya, Galler ve Kuzey İrlanda’da) bu yıl da yuzbinlerce öğrenci üniversiteye girişlerini belirleyecek olan A-Level sınavlarına girdi ve genellikle her yıl benzer sonuçlar tekrarlanıyor.
İngiltere’deki yerel ve ulusal basın yine her zamanki gibi sadece başarılı olan öğrencileri ön plana çıkararak, ‘daha çok sosyo ekonomik seviyesi düşük olan ve bizim gibi etnik azınlık nüfusunun yoğun olduğu bölgelerdeki öğrencilerin, bu yıl da istenilen seviyeyi tutturamadıkları’ konusuna pek değinmiyor. Değinse de bunu coğu zaman üstün körü yapıp, durumun sebep ve sonuç ilişkisini irdelemiyor.
Aslında ailenin gelir ve eğitim düzeyinin öğrencilerin başarısında ve basarısızlığında büyük bir etken olduğu zaten biliniyor. Özellikle Türk, Kürt ve Kıbrıslı Türk öğrencilerimizin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde hala istenilen seviyede olmamamızın sebepleri çeşitli. Öğrencilerimizin çok başarılı sonuçlar alamamalarında okul yöneticilerinin, belediye yetkililerinin, toplum örgütlerinin ve politikacıların önemli payı olduğu kabul edilmekle birlikte belki de en çok ailelerin ve aynı zamanda öğrencilerin kendilerinin de bu yetersiz sonuçlardan sorumlu olduğu unutulmamalıdır.
Gelecek yil da ayni hayal kirikligini yasamamak icin, bu Eylul’den baslayarak, GCSE’yi bitiren öğrencilerin hemen planlarını yapıp, doğru A level derslerini, kendileri için en doğru programları seçip, sınavlara çok daha iyi ve disiplinli hazırlanmaları gerekiyor.
Eğitimciler Forumu Önerileri:
Eğitimciler Forumu olarak, anne ve babalara, kurum ve kuruluslara oldugu kadar ogrencilere de gorus ve onerilerimizi siralamak isteriz. Bunlar:
ANNE BABALARA
Aileler çocuklarının seçtiği dersleri ne kadar çok biliyorsa… çocugun ödevleri, seçtiği dersler, okul saatleri ve hayatı konusunda ne kadar bilgili ve ilgili olurlarsa… öğretmen ve okul ile haberleşmeleri, tercüman aracılığıyla da olsa iletişim kurmaları ne kadar yoğunsa… işte o zaman çocuğun basarı oranı o kadar yüksek oluyor. Hele ki bu ülkedeki eğitim sistemi, hepimize cok karışık gelen ama öğrenmenin mümkün olduğu ortaokulu, GCSE’yi, sonrasındaki As Level ve A Level sınavlarının ne anlama geldiğini anlamak, eğitim sistemini ve aşamalarını bilmek, çocuklarımıza zamanında ve yeterli destek verebilmemiz için çok önemli.
KURUM VE KURULUŞLARA
Bölgenin etnik nüfusunu temsil eden oranda iki dilli ve iki kültürlü danışman ve eğitmen olmalı. Sınıflardaki öğrenci sayısı daha az olmalı. Etnik ve kültürel farklılıklarından dolayı alışkanlıkları da farklı olan öğrencileri desteklemek için, her öğrencinin öğrenme hızı ve öğrenme biçimine göre kendisini adapte edebilen bir eğitim sistemi olmalı. Belediyeler, eğitimden sorumlu kurum ve kuruluşlar, bölgedeki toplum örgütleri ve gönüllü kuruluşlarla daha sıkı ilişkiler içine girmeli ve ortak projeler arttırılmalıdır.
Eğitim sistemini anlatan yayınların yetersiz olması da genel olarak bu konudaki bilgi eksikliğine neden oluyor. Bu yüzden eğitim sistemi hakkında bilgi veren ve farklı seçenekleri de anlatan yayınların daha da yaygın bir biçimde basımı, çoğaltılması ve diğer dillere tercüme edilmesi gerekiyor. Bu yayınlar ailelerin kolayca eline geçeceği yerlerde - örneğin okullarda ve kütüphanelerde bulundurulmalı. Bu akla ilk gelen yerlerin yanısıra değişik toplumların özellikleri gözönüne alınarak her kesime ulaşmayı hedefleyerek, örneğin toplum, spor ve kültür merkezlerine de dağıtılmalı.
İki dilli / çok dilli oğretmen, rehber öğretmen ve danışmanların sayısının arttırılması gerekiyor.
Okul-aile birliğinde etnik azınlıklardan velilerin görev almaları desteklenmelidir.
Etnik grupların başarı oranı, durumları ve onların yapılarına özgü sorunları istatistik ve bilimsel araştırmalarla saptanmalı. Bunların değişiminin incelenip kamuoyuna duyurulması, dikkatlerin bu alanlara çekilip nerede odaklanılması gerektiğini ortaya çıkaracaktır.
Eğitimde başarısız olan toplumlar için zorunlu olarak gereken alanlarda daha çok ve düzenli destek programları uygulanmalıdır- örneğin sınav hazırlık kursları, okul sonrası destek sınıfları gibi.
ÖĞRENCİLERE
Başarısız sonuçlar alındığında öğretmenleri, okulu, aileyi ve sistemi suçlayan öğrencinin elbette haklılık payı vardır. Fakat bunların yanında başarısız sonuç alan bir öğrenci kendisi ile ilgili şu soruları da sormalıdır:
• Ders çalışma sistemimde bir yanlışlık mı var?
• Çok mu uzun televizyon izliyorum?
• Facebook’da, internette, sohbet odalarında çok mu zamanım gidiyor?
• Bilgisayar oyunlarıni kisitliyabilir miyim?
• Plan ve program yaparken eksikliğim nedir?
• Beslenmeme ve uykuma dikkat ediyor muyum?
• Ders kitapları dışında kitap okuyor muyum?
• Eğitimdeki gelişmeleri izliyor muyum?
• Okul dışında da öğrenmeye ve kendimi geliştirmeye zaman ayırabiliyor muyum?"

