KKTC siyasetinde deprem
KKTC’de yaşanan son iki seçimde küresel ekonomik güçlerin desteklediği adaylar ve partiler seçimi kaybettiler. Önce genel seçimlerde KKTC’yi savunan Ulusal Birlik Partisi seçimi kazanarak tek başına iktidar olmayı başardı. Daha sonra Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AB ve ABD’nin adayı Mehmet Ali Talat, seçimi ilk turda kaybederek koltuğunu UBP lideri Dr. Derviş Eroğlu’na devretti. Derviş Eroğlu sonrasında UBP’nin genel başkanlığına ve başbakanlığa İrsen Küçük getirildi. Türk kamuoyu, Küçük soy ismini, Kıbrıs davasının önemli isimlerinden olan Dr. Fazıl Küçük’ten hatırlıyor olmalı.
KKTC’de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra yerel seçimler yaşandı ve yine bir kamplaşma gerçekleşti. Ulusal güçler ile Rumlarla her ne pahasına olursa olsun federal bir devlet çatısı altında birleşmeyi savunan siyasi partiler arasında yaşanan mücadelede, ulusal güçlerin adaylarının çoğunluğu yerel seçimleri kazandı. Başta başkent Lefkoşa olmak üzere çok sayıda belediye, ulusal güçlerce kazanıldı.
Dünyada küresel bir ekonomik krizin yaşandığı ortamda, KKTC kritik günlere doğru yaklaşırken, iktidardaki İrsen Küçük Başbakanlığındaki UBP Hükümeti, ülkenin geleceğini riske atmadan bu zor günleri atlatmak için kararlı biçimde yoluna devam ediyor. Bu süreçte, UBP Hükümetine kararlı destek veren bir siyasi parti çıkmadı. Önceleri Serdar Denktaş liderliğindeki DP destek vaat edip sonradan bu desteğini çekerken, AK Parti destekli olduğu izlenimi vermeye çalışan Turgay Avcı başkanlığındaki ÖRP de yakın zamanda desteğini çekeceğini açıkladı. Bu süreçte, sorumlu milletvekilleri olarak DP Gazimağusa milletvekili Sayın Ertuğrul Hasipoğlu ve DP Girne milletvekili Mehmet Arif Tancer, partilerinden istifa ettiler ve yakın zamanda UBP çatısı altına girecekler. Bu durum, UBP’yi tek başına iktidarını sürdürmek açısından oldukça rahatlattı.
KKTC siyasetinin ihtiyacı, dağınık siyasi atmosferden kurtularak KKTC’yi savunacak güçlü bir partinin ve iktidarın ortaya çıkmasıdır. Bu durum, KKTC siyasetinde ve dolayısıyla yönetiminde istikrarın yakalanmasını sağlayacak. Bu ihtiyacı Kıbrıs Türk halk gönülden istediği gibi, bazı siyasilerin de halkın bu talebine yanıt vermeye başladığını görüyoruz. Son siyasi gelişmelerle, KKTC’yi savunacak güçlerin UBP çatısı altında birleşip bütünleşeceğini göstermeye başladı.
KKTC Parlamentosuna 5 milletvekili ile giren Demokrat Parti, beş ilçeden üçünde, Gazimağusa’da, Girne’de ve İskele’de milletvekillerini kaybederek sadece Lefkoşa’da 2 milletvekilliği ile kaldı. DP’den istifa eden saygın politikacı ve devlet adamı Dr. Ertuğrul Hasipoğlu ve Dr. Mehmet Arif Tancer’in önümüzdeki günlerde UBP’ye katılacaklar. Ayrıca, iki belediye başkanı da UBP çatısı altında siyaset yapma kararı aldı ve UBP’ye geçtiler. Anlaşılıyor ki, bu katılmalar, tabanın ve halkın zorlamasıyla gerçekleşen durumlardır.
Bu sürecin sonunda, güçlü, reformlar yapabilecek, KKTC’yi ayağa kaldıracak, KKTC’ye savaş açan güçlerin karşısında duracak bir partinin (UBP’nin) iktidarı sağlamlaştırılmış oluyor. UBP’ye geçen 2 milletvekilini ve belediye başkanlarını, AB yandaşı medya ve bazı dış destekli odakların kıyasıya eleştirdiğini görüyoruz. Daha önce UBP’den ayrılan bir milletvekilini göklere çıkarıp kahraman yapan AB destekli medya, bugünlerde UBP’ye katılanları eleştiriyor. Bu tutarsızlık, AB yandaşı medyanın temel niteliği olmaya devam ediyor.
KKTC’de son günlerdeki siyasi hareketlenmenin yorumu, dış güçlerin desteklediği muhalefetin giderek güç yitirmesi, buna karşın ulusalcı güçlerin iktidarının güçlenmesidir.
__________________
* Doç. Dr. Birol Ertan
Siyaset Bilimci
KKTC’de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra yerel seçimler yaşandı ve yine bir kamplaşma gerçekleşti. Ulusal güçler ile Rumlarla her ne pahasına olursa olsun federal bir devlet çatısı altında birleşmeyi savunan siyasi partiler arasında yaşanan mücadelede, ulusal güçlerin adaylarının çoğunluğu yerel seçimleri kazandı. Başta başkent Lefkoşa olmak üzere çok sayıda belediye, ulusal güçlerce kazanıldı.
Dünyada küresel bir ekonomik krizin yaşandığı ortamda, KKTC kritik günlere doğru yaklaşırken, iktidardaki İrsen Küçük Başbakanlığındaki UBP Hükümeti, ülkenin geleceğini riske atmadan bu zor günleri atlatmak için kararlı biçimde yoluna devam ediyor. Bu süreçte, UBP Hükümetine kararlı destek veren bir siyasi parti çıkmadı. Önceleri Serdar Denktaş liderliğindeki DP destek vaat edip sonradan bu desteğini çekerken, AK Parti destekli olduğu izlenimi vermeye çalışan Turgay Avcı başkanlığındaki ÖRP de yakın zamanda desteğini çekeceğini açıkladı. Bu süreçte, sorumlu milletvekilleri olarak DP Gazimağusa milletvekili Sayın Ertuğrul Hasipoğlu ve DP Girne milletvekili Mehmet Arif Tancer, partilerinden istifa ettiler ve yakın zamanda UBP çatısı altına girecekler. Bu durum, UBP’yi tek başına iktidarını sürdürmek açısından oldukça rahatlattı.
KKTC siyasetinin ihtiyacı, dağınık siyasi atmosferden kurtularak KKTC’yi savunacak güçlü bir partinin ve iktidarın ortaya çıkmasıdır. Bu durum, KKTC siyasetinde ve dolayısıyla yönetiminde istikrarın yakalanmasını sağlayacak. Bu ihtiyacı Kıbrıs Türk halk gönülden istediği gibi, bazı siyasilerin de halkın bu talebine yanıt vermeye başladığını görüyoruz. Son siyasi gelişmelerle, KKTC’yi savunacak güçlerin UBP çatısı altında birleşip bütünleşeceğini göstermeye başladı.
KKTC Parlamentosuna 5 milletvekili ile giren Demokrat Parti, beş ilçeden üçünde, Gazimağusa’da, Girne’de ve İskele’de milletvekillerini kaybederek sadece Lefkoşa’da 2 milletvekilliği ile kaldı. DP’den istifa eden saygın politikacı ve devlet adamı Dr. Ertuğrul Hasipoğlu ve Dr. Mehmet Arif Tancer’in önümüzdeki günlerde UBP’ye katılacaklar. Ayrıca, iki belediye başkanı da UBP çatısı altında siyaset yapma kararı aldı ve UBP’ye geçtiler. Anlaşılıyor ki, bu katılmalar, tabanın ve halkın zorlamasıyla gerçekleşen durumlardır.
Bu sürecin sonunda, güçlü, reformlar yapabilecek, KKTC’yi ayağa kaldıracak, KKTC’ye savaş açan güçlerin karşısında duracak bir partinin (UBP’nin) iktidarı sağlamlaştırılmış oluyor. UBP’ye geçen 2 milletvekilini ve belediye başkanlarını, AB yandaşı medya ve bazı dış destekli odakların kıyasıya eleştirdiğini görüyoruz. Daha önce UBP’den ayrılan bir milletvekilini göklere çıkarıp kahraman yapan AB destekli medya, bugünlerde UBP’ye katılanları eleştiriyor. Bu tutarsızlık, AB yandaşı medyanın temel niteliği olmaya devam ediyor.
KKTC’de son günlerdeki siyasi hareketlenmenin yorumu, dış güçlerin desteklediği muhalefetin giderek güç yitirmesi, buna karşın ulusalcı güçlerin iktidarının güçlenmesidir.
__________________
* Doç. Dr. Birol Ertan
Siyaset Bilimci

