"Yandık, bittik, kül olduk!"
Kıbrıs Türk Solunun Veryansın Muhalefeti
YANDIK BİTTİK KÜL OLDUK
Kıbrıs Türk siyasetinde sıcak günler yaşanıyor. Bir yanda Sağda Birlik ve Bütünleşmenin adresi olarak UBP, her geçen gün güçlenirken ve sağdaki diğer partiler marjinal bir konuma indirgenirken; diğer yandan da sol muhalefetin “Yandık, Bittik, Kül Olduk” edebiyatı ile muhalefet yapmaya çalıştığını görüyoruz.
Kıbrıs Türk siyasetinde sol muhalefet, tutarlı-akılcı-yapıcı bir muhalefet yapma kültürüne sahip olamadı. Veryansın edebiyatı ile ortalığı karıştırmak, arka bahçeleri olan kamuda örgütlenmiş bazı sendikaları harekete geçirerek kamu hizmetlerini aksatmak ve böylece halkı canından bezdirmek, çifte standartlı davranarak kendilerinin yaptıklarını iktidar partileri yapınca ortalığı velveleye vermek, ülkede kaos ortamı yaratmak gibi taktiklerle sert ve sıcak muhalefet yapmaya çalışan Kıbrıs Türk solu, iktidar deneyimleri yaşadığı dönemlerde sudan çıkmış balık gibi şaşkın bir ruh haliyle etkisiz kalmış, tabanından kopma tehlikesine karşı karar alamama ve icraat yapamama noktasına gelmiş, ülke yönetmeyi beceremeyince de erken seçimle yönetimden kaçmayı tercih etmiştir.
Özellikle CTP iktidarları, TKP iktidarları da içinde olmak üzere, dönemlerinde sol partilerin halktan ve tabanlarından koparak elitist grupların yönetiminde dışarıya kapandığı, seçmenden ve kendi parti tabanından koptuğu, rant savaşları nedeniyle parti içi çekişmelerin ortaya çıkmaya başladığı, kifayetsiz kadrolarla iş yapmaya kalkınca da çok ciddi başarısızlıklar yaşandığı, parti içindeki elitist/siyaset ağalarının yönetiminde ise sol partilerin iktidarda hızla yıprandığı ve iktidar olmanın sol partiler için bir “mezar kazıcısı” durumuna geldiğini çok sayıdaki örnekle gördük. Bütün bu nenlerle, Kıbrıs Türk solu, başarılı bir ülke yönetme deneyimi yaşayamadı. Bu nedenle, kısa dönemli bile olsa, iktidar deneyimi yaşadıklarında, uzun dönem siyasette iktidar alternatifi olamadan muhalefet figürüne dönüştüler. Bu gözlemi açıklamamın nedeni, önceki dönemin iktidarı olan CTP’nin bir sonraki seçimlerde iktidar alternatifi olacağına inanan bazı aklıevvelleri, yaşadıkları hayal dünyasından uyandırmaktır.
Ülkeyi yönetmek için değil, yandık-bittik-kül oluk edebiyatıyla muhalefet yapmaya endekslenen Kıbrıs Türk solunun siyaseti, başarılı ülke yönetme tecrübesine sahip olmadığı için ciddi bir açmazla karşı karşıyadır. Geçmiş dönemde eline geçirdiği fırsatı altın tepside muhaliflerine sunan, büyük bir başarısızlık yaşayan CTP, birkaç seçim dönemi daha iktidar alternatifi olarak halkın karşısına çıkacak noktada değildir. Kısa dönemde CTP’de bir parti içi mücadele ve yaşanan yenilgilerin hesabının sorulması süreci yaşanmadan iktidar alternatifi olunması şimdilik söz konusu değildir.
TDP’nin tarihsel mirasını oluşturan TKP’nin de kısa aralıklarla yaşadığı iktidar deneyimlerinde büyük başarısızlıklar yaşadığını biliyoruz. İktidar olmaya endekslenmeyen siyaset anlayışları ile TKP mirasının uzantısı olan TDP, şımarık muhalefet yöntemlerini bırakıp sorumlu devlet yönetimi ciddiyetiyle siyaset yapmaya başladığı andan itibaren bugünkü seçmen tabanı açısından ani bir eksen kayması yaşayacak ve bu durum da TDP’nin siyasi anlamda iflasıyla sonuçlanacaktır. Bu açmaz, TDP’nin iktidar ortağı olup olmaması konusunda verilecek zor kararın verilmesinde belirleyici unsur olacaktır.
Sonuç olarak, Kıbrıs Türk solu, muhalefet etmeye endekslenmiş bir siyaset kültürüne sahiptir. Bu nedenle, ülke yönetme ciddiyeti ve sorumluluğu ile siyaset yapmak noktasına gelebilmiş değildir. Bu gerçeği sorgulayıp özeleştiri yaparak yeni bir açılım ve atılım içine girmedikleri sürece de Kıbrıs Türk solunun bu açmazlarını aşmaları çok kolay olmayacaktır.
YANDIK BİTTİK KÜL OLDUK
Kıbrıs Türk siyasetinde sıcak günler yaşanıyor. Bir yanda Sağda Birlik ve Bütünleşmenin adresi olarak UBP, her geçen gün güçlenirken ve sağdaki diğer partiler marjinal bir konuma indirgenirken; diğer yandan da sol muhalefetin “Yandık, Bittik, Kül Olduk” edebiyatı ile muhalefet yapmaya çalıştığını görüyoruz.
Kıbrıs Türk siyasetinde sol muhalefet, tutarlı-akılcı-yapıcı bir muhalefet yapma kültürüne sahip olamadı. Veryansın edebiyatı ile ortalığı karıştırmak, arka bahçeleri olan kamuda örgütlenmiş bazı sendikaları harekete geçirerek kamu hizmetlerini aksatmak ve böylece halkı canından bezdirmek, çifte standartlı davranarak kendilerinin yaptıklarını iktidar partileri yapınca ortalığı velveleye vermek, ülkede kaos ortamı yaratmak gibi taktiklerle sert ve sıcak muhalefet yapmaya çalışan Kıbrıs Türk solu, iktidar deneyimleri yaşadığı dönemlerde sudan çıkmış balık gibi şaşkın bir ruh haliyle etkisiz kalmış, tabanından kopma tehlikesine karşı karar alamama ve icraat yapamama noktasına gelmiş, ülke yönetmeyi beceremeyince de erken seçimle yönetimden kaçmayı tercih etmiştir.
Özellikle CTP iktidarları, TKP iktidarları da içinde olmak üzere, dönemlerinde sol partilerin halktan ve tabanlarından koparak elitist grupların yönetiminde dışarıya kapandığı, seçmenden ve kendi parti tabanından koptuğu, rant savaşları nedeniyle parti içi çekişmelerin ortaya çıkmaya başladığı, kifayetsiz kadrolarla iş yapmaya kalkınca da çok ciddi başarısızlıklar yaşandığı, parti içindeki elitist/siyaset ağalarının yönetiminde ise sol partilerin iktidarda hızla yıprandığı ve iktidar olmanın sol partiler için bir “mezar kazıcısı” durumuna geldiğini çok sayıdaki örnekle gördük. Bütün bu nenlerle, Kıbrıs Türk solu, başarılı bir ülke yönetme deneyimi yaşayamadı. Bu nedenle, kısa dönemli bile olsa, iktidar deneyimi yaşadıklarında, uzun dönem siyasette iktidar alternatifi olamadan muhalefet figürüne dönüştüler. Bu gözlemi açıklamamın nedeni, önceki dönemin iktidarı olan CTP’nin bir sonraki seçimlerde iktidar alternatifi olacağına inanan bazı aklıevvelleri, yaşadıkları hayal dünyasından uyandırmaktır.
Ülkeyi yönetmek için değil, yandık-bittik-kül oluk edebiyatıyla muhalefet yapmaya endekslenen Kıbrıs Türk solunun siyaseti, başarılı ülke yönetme tecrübesine sahip olmadığı için ciddi bir açmazla karşı karşıyadır. Geçmiş dönemde eline geçirdiği fırsatı altın tepside muhaliflerine sunan, büyük bir başarısızlık yaşayan CTP, birkaç seçim dönemi daha iktidar alternatifi olarak halkın karşısına çıkacak noktada değildir. Kısa dönemde CTP’de bir parti içi mücadele ve yaşanan yenilgilerin hesabının sorulması süreci yaşanmadan iktidar alternatifi olunması şimdilik söz konusu değildir.
TDP’nin tarihsel mirasını oluşturan TKP’nin de kısa aralıklarla yaşadığı iktidar deneyimlerinde büyük başarısızlıklar yaşadığını biliyoruz. İktidar olmaya endekslenmeyen siyaset anlayışları ile TKP mirasının uzantısı olan TDP, şımarık muhalefet yöntemlerini bırakıp sorumlu devlet yönetimi ciddiyetiyle siyaset yapmaya başladığı andan itibaren bugünkü seçmen tabanı açısından ani bir eksen kayması yaşayacak ve bu durum da TDP’nin siyasi anlamda iflasıyla sonuçlanacaktır. Bu açmaz, TDP’nin iktidar ortağı olup olmaması konusunda verilecek zor kararın verilmesinde belirleyici unsur olacaktır.
Sonuç olarak, Kıbrıs Türk solu, muhalefet etmeye endekslenmiş bir siyaset kültürüne sahiptir. Bu nedenle, ülke yönetme ciddiyeti ve sorumluluğu ile siyaset yapmak noktasına gelebilmiş değildir. Bu gerçeği sorgulayıp özeleştiri yaparak yeni bir açılım ve atılım içine girmedikleri sürece de Kıbrıs Türk solunun bu açmazlarını aşmaları çok kolay olmayacaktır.

