Açık Gazete
30 Ağustos 2014  Cumartesi 
EN ÇOK OKUNANLAR
Güçlenen Türkiye ve yeni sürprizler
BİROL ERTAN  <birol@acikgazete.com>
08-07-2011, Cuma
Türkiye, siyasette olduğu gibi diplomatik ataklar, ekonomik gelişmeler ve yeni vize anlaşmalarıyla dünyaya açılım politikası ile son dönemde ilgi çeken bir ülke haline geldi. Gerek küresel ekonomi, gerekse de uluslararası güvenlik ve jeo-strateji uzmanlarının Türkiye konusunda yaptığı yorumlarda, ileriye dönük umut verici değerlendirmeler yaptığını görmekteyiz.

Avrupa Birliği kapısında bekletilip ulusal gururu incitilmiş, küresel güç odaklarının dışladığı, ekonomik sorunlarla boğuşan, Soğuk Savaş sonrasında nerede yer alacağına karar veremeyen bir ülke konumundaki Türkiye; son yıllarda kabuğundan sıyrılan, enerji coğrafyasına yakın olmak ve enerji geçiş noktalarının merkezi olmak anlamında yükselen jeo-stratejisinin etkisiyle aktif dış politikaya dönmüş canlı bir ülke konumuna geldi. Bugün muhalefet partisi liderleri bile dış politika konusunda ciddi eleştiriler yapmıyor ve Türk dış politikasının ister istemez AB çizgisi dışına kaydırılması gereği kabullenilmiş görünüyor. Bugün Türkiye'de hiçbir siyasi odak, AB'ye daha fazla ödün verip AB kapısında beklemeye devam edilmesi gerektiğini savunacak noktada değil. Bu meşruiyet ve gereklilikler nedeniyle Türk dış politikası, AB gözlüğünü bir kenara bırakıp dünyanın her bölgesini gören yeni bir gözlük ile dünyaya açılmaya yöneldi. AB sürecinden kopmadan, ancak ulusal çıkarlar gereği dünyanın dört bir bucağına açılma noktasına gelen Türkiye, Asya'nın derinliklerinden Afrika ülkelerine, eski düşmanları Çin'den Rusya'ya kadar sıcak ilişkiler geliştirme noktasına geldi. Özellikle çok sayıda ülke ile vize anlaşmaları yaparak dünyadan dışlanmışlık pozisyonunu ortadan kaldırma konusunda adımlar attı. Bu örnekler, Türkiye'nin kabuğunu kırdığına yönelik ciddi gelişmelerdir.

Son dönemde Türkiye'nin hızla gelişmesi ve öneminin artmasına paralel olarak, iç politikada da sertleşmeler yaşanmaya başlıyor. Türkiye'nin gelişmesi ve güçlenmesini arzu etmeyen bazı dış güçlerin özellikle bölücü hareketlere desteği arttırdığı, Türkiye'nin kendi içinde bölünmesi ve dışa açılımdan iç sorunlara doğru çekilmesi için göz ardı edilemeyecek çabalar içinde olduğu bir gerçek. Kıbrıs konusunda gerek Fransa ve gerekse de Rusya ve İsrail'in Rum kesimi ile yakınlaşması, Türkiye'nin yeni dış politika hamlesinden rahatsız olan ülkelerin kimlikleri açısından ipuçları veriyor.

Türkiye'nin küresel politikada aktif bir oyuncu olarak rol almaya başlaması, Rum-Yunan ikilisini ve bölge çıkarları açısından Türkiye'nin güçlenmesini istemeyen bazı ülkeleri işbirliği noktasına getirmiştir. Bu ülkelerin liderleri, kısa zaman önce Rum Yönetimine ziyaretler gerçekleştirmiş, bazı konularda anlaşmalar imzalamışlardı. Ne var ki, Kıbrıs adasını Rum-Yunan toprağına dönüştürme planını nihai bir noktaya taşımak için Yunanistan desteğiyle AB üyesi olan Rum Yönetimi, gerek ekonomik ve gerekse de dış politika anlamında hiç beklemediği sonuçlarla karşılaşmaya başlamış, adeta hayal kırıklığına uğramıştır. Bu süreçten çıkış yolu olarak İngiltere ile yakınlaşmış, İngiltere'den beklediği desteği alamayınca da Almanya, Rusya, İsrail ve Fransa ile gizli anlaşmalar yapma noktasına gelmiştir. Kıbrıs adasında nihai bir çözüm için BM gözetiminde müzakereler sürerken Rumların bu tutarsız tavırlarını sürdürmeleri, Rum-Yunan ikilisinin güven vermeyen tavrının yansımalarıdır.

Türkiye'nin Orta Doğu ve Kuzey Afrika küresel planlarında aktif bir oyuncuya dönüşmesi ve bu planların Türkiyesiz yapılamayacak olması, Türkiye'yi ilgilendiren sıcak konularda bazı kazanımlar elde edilmesinin yolunu açmak üzeredir. Bu konuların başında da Türkiye için milli bir dava olan Kıbrıs adasında Türk varlığının sürdürülmesi vardır. Tutarsız ve güvenilmez tavırlarıyla küresel güçlerin güveni ve desteğini yitiren Rum-Yunan ikilisi, yakın bir zamanda Kıbrıs konusunda şok gelişmeler ile şaşkına dönecektir. Birleşmiş Milletler'in birkaç hamle daha yapıp Kıbrıs müzakerelerinden çekilmesi, bazı önemli ülkeler tarafından adada iki ulusun kendi kaderlerini tayin etmesinin önünün açıldığının açıklanması, Kıbrıs adasında Kadife Ayrılık formülünün gündeme getirilmesi ve KKTC'nin uluslararası toplumun saygın bir üyesi olması için çalışmaların hızlandırılarak Rum-Yunan ikilisi ile adada "iki devlet halinde barış içinde bir arada yaşama" formülünün kabulü amacıyla görüşmeler yapılma aşamasına gelinmesi için çok bekleyeceğimizi sanıyorum.

Hızla gelişen ve küresel bir güç odağı haline gelişen Anavatan Türkiye ile birlikte Kıbrıs Türkleri olarak sürpriz gelişmelere hazır olmalıyız. Bu sürpriz gelişmeleri engellemeye çalışacak dış güçlerin işbirlikçileri ise dış kaynaklı yeni planlar ve çözüm nutukları atmaya şimdiden başladılar. Boşuna nefeslerini tüketmesinler, Su akıyor ve yolunu bulacaktır. Yakın gelecekte KKTC ve Kıbrıs Türkleri için sürprizlere hazır olalım.