Açık Gazete
23 Mayıs 2012  Çarşamba 
Simit Kuramı
BİROL ERTAN  <birol@acikgazete.com>
06-02-2012, Pazartesi
“Simit Kuramı”, bugüne kadar birileri tarafından kullanılmış ya da bilim adamları tarafından üretilmiş bir kavram değildir. Bu kavramı, ilk kez bu yazıda kullanacağım.

Türkiye’de halkın yoksullaşması ve gelir dağılımı uçurumunun artmasının en önemli göstergelerinden birisi, halkın besin kültüründeki değişimde açık olarak görülebilir. Bazı besin tüketimi verileri açısından Türkiye ve AB ortalamalarını karşılaştırdığımızda ilginç sonuçlara ulaşıyoruz :

Kişi başına yıllık et tüketimi: Türkiye : 16 kg - AB : 88 KG
Kişi başına, yıllık süt tüketimi: Türkiye : 20 litre - AB : 110 litre
Meyve suyu tüketimi: Türkiye 6 litre -AB 35 litre
Şarap: Türkiye 0,8 litre -AB 50- 60 litre
Ekmek tüketimi: Türkiye 128 kg - AB 50 kg

Bu rakamların başka rakamlarla da bağlantılı olduğunu göreceğiz. Bazı sektörlerdeki karşılaştırmalara bakarsak, aşağıdaki tabloyla yüzleşiriz:

Bilgisayar kullanımı: Türkiye % 12 -AB : % 54
Sağlık harcamaları: Türkiye : 200-250$ - AB : 9000- 10000 $
Eğitim harcamaları: Türkiye : 400 $ - AB : 4000 $
Kitap harcamaları: Türkiye : 2 $ - AB : 500 $
Tarımda çalışan nüfus: Türkiye % 35 - AB % 4
Buğday tüketimi: Türkiye : 193 kg -AB : 100 kg

Kaynak : http://blog.milliyet.com.tr/ab-ve-gostergeler-tuketim-oranlari--/Blog/?BlogNo=84920).

Bu rakamlarda dikkatinizi çeken nedir? Türkiye’de buğday tüketiminin AB ortalamasından fazla olması mı? Bundan nasıl bir sonuç çıkarmamız gerekir? Aziz Nesin’in etle beslenenler otla beslenenler arasındaki ayrımına girmeden, Türkiye’de unlu mamuller ve özellikle simit tüketimindeki artış ile ülkenin ekonomik, siyasal ve kültürel yapısı arasında bir paralellik kurmaya çalışacağız.

Dünya’da ekmek tüketiminde kişi başına yılda ortalama 41 kg. ile 303 kg. arasında değişmektedir (http://www.ek-meksan.com/ekmek_israfi.htm). Ulusal besin tüketimi verilerine göre, Türkiye’de ortalama birey başına günlük 402 gr. ekmek tüketilmektedir (Prof. Dr. Ayşe Baysal, Uzman Diyetisyen Nuriye Över, http://www.gidacilar.net/ekmek-beslenme-ve-saglik-yonunden-onemi-t333.html?s=54d9b00de71cef24bbf6dc2fe1b284a3&).

DPT, Ekonomik ve Sosyal Sektörlerdeki Gelişmeler raporlarına göre, 2000’li yıllarda Türkiye’de yılda 10 milyon tondan fazla ekmek üretilmiştir (http://www.hububatbirlik.org/content/docs/unlu-mamuller-sektor-raporu.pdf ). Bu rakamlar, Türkiye’nin ekmekle beslenen bir ülke olduğunu açıkça gösteriyor. Peki, “bütün bunların Simit Kuramı ile ilgisi nedir?” diye sorduğunuzu sanıyorum. Çok, ama çok ilgili. Gelelim Simit konusuna.

Simit, susamla kaplı yuvarlak biçimli ekmeklere verilen isimdir. Türkiye ve Yunanistan'da yaygın olarak tüketilen simit, Yunanistan'da kuluri isiyle anılır. Simit ismi, ilk üretildiği yer olan Smiti'den (İzmit) geliyor (http://tr.wikipedia.org).

Prof. Dr. Artun Ünsal’ın “Susamlı Halkanın Tılsımı” isimli kitabına göre; Türkiye’de günde yaklaşık 2,5 milyon simit tüketiliyor. Bu rakamın başka kaynaklarda da 2,5 milyon olduğu görülmektedir. Son dönemde bu sayısının daha da arttığı söylenebilir.

Türkiye’nin her bölgesinde simit tüketimi artıyor. Örneğin, Bursa Simitçiler ve Unlu Madde İmalatçıları Odası Başkanı Kerem Çelik’e göre; ekonomik krizin etkisiyle 2009 yılının ilk 4 ayında 24 binden fazla kişinin işsiz kaldığı, Tofaş, OYAK Renault ve Karsan gibi önemli otomotiv firmalarının faaliyet gösterdiği Bursa'da günlük simit tüketimi % 75 artmış ve 70 bine yükselmiştir (http://www.milligazete.com.tr/haber/ogle-yemegi-cay-simit-oldu-128567.htm ). Simit tüketiminin en çok arttığı illerin başında ise Bursa’nın yanında İstanbul ve Ankara da bulunmaktadır. Neden acaba?

Simit tüketimi artarken, simit üreticileri de çağ atlamaya başlamıştır. Misyonunu “tüm dünyayı simitle tanıştırmak”, vizyonunu ise “yenilikçi yaklaşımlarla Simit Sarayı’nı bir dünya markası yapmak” olarak belirleyen, Türkiye’de 200’ün üzerinde şubesi ve 3 binden çok çalışanı bulunan Simit Sarayları ortaya çıkmaya başlamıştır (http://www.simitsarayi.com). Neden acaba?

Simit Kuramı, Türkiye’de simit tüketiminin artması ile halkın yoksullaşmasının ve gelir dağılımı dengesizliğinin arttığına işaret eden basit bir yaklaşım ya da iddiadır. Başta Ankara ve İstanbul olmak üzere birçok ilde kitapevleri, tiyatrolar, kültürel faaliyetler gerçekleştiren iş kollarının temsilcilikleri ya da şubeleri kapanırken, yerlerine Simit Dünyaları ve Simit Sarayları açılmaktadır. Simit kuramı, ülkenin yalnızca ekonomik açıdan yoksullaşmasının değil, kültürel açıdan yoksullaşması ile de simit tüketiminin paralellik gösterdiğini iddia eden siyasal bir yaklaşımdır.

Simit kuramına göre, simit tüketiminin artması ile halkın yoksullaşması, demokrasinin zayıflaması, ülkenin kültürel ve sanatsal aktivitelerinin azalması arasında doğrudan bir ilişki vardır. Ülkemizdeki bu gelişmede, simit üreticilerinin katkısı yok denecek kadar az olsa da ülkeyi yönetenlerin katkısı çok büyüktür.

Bu konuda biraz düşünmeye ne dersiniz?




YORUMLAR
Son 11 Yorum
Elif Kamacı | 19-02-2012 02:57:30
Bir yanda Engin Ardıç gibleri, diğer yanda Birol Ertan gibi düzeyli yazılar yazanlar, kim nerede, kim nerede? İnternet gazeteciliği olmasa ülke tükenmiş sanıırm.
Sevgi Adalı | 15-02-2012 21:20:59
Birol hoca da simit kuramı ile tarihe geçti. Açık Gazete de simit kuramının ortaya atıldığı yayın organı olarak tarihteki yerini aldı.
Ayşe Gül Yılmaz | 12-02-2012 20:54:59
Einstein görelilik ky-uramıyla fizikteki temel doğruları alt üst etmişti. Birol Ertan da yaklaşımları ve kuramlarıyla bildik köşe yazısı yazma biçimlerini ve sefilleri alt üst ediyor. Tebrikler. Mükemmelsiniz.
Uygun Kamacı | 12-02-2012 12:58:00
Mükemmel bir kuram olmuş. Ot yemeye, ekmek yemeye başlayan toplumların neden Doğu'da olduğu, Batılıların neden et yedikleri, balık yedikleri ya da bunlara erişebildikleri de sorgulanınca emperyalizmin arka yüzü ortaya çıkıverir. Çok doğru tespitler, kaynaklarla ve rakamlarla açıklanmış.Tebrikler.
Ferit Kaya | 11-02-2012 21:49:04
Hayatımda gördüğüm en matrak, en gerçekçi, en önemli, en sağlam kuramlardan birisi. Vallahi elleriniz sağolsun bu yazıları yazar ve yayımlarsınız.
Ayşe Doster | 10-02-2012 02:48:22
Birol Hocam HES ler ile doğa katliamı üzerine de bir yazı yazın lütfen. Siz yazarsanız güzel yazarsınız.
Duygu Katmerci | 09-02-2012 16:28:12
Birol Ertan yüzyılın yazısını kaleem almış. Bu yazıyı bütün Simit Saraylarına asmalı.
Orhan Tarık | 09-02-2012 04:47:37
Birol Ertan, Bekir Coşkun ve Yılmaz Özdil'den sonra gazete köşe yazarlığında zirveye tırmanacak en önemli adaydır. Bunu bir yere yazın.
Aylin Damlaoğlu | 07-02-2012 18:41:48
Son yıllarda okuduğum en etkileyici makale olmuş. Basın mensubu diye ona buna çamur atan, dedikodu yapan, iktidar yaltakçılığı ve yalakalık yapanlardan o kadar iğrenmeye başladık ki, okuma yazma etkinliğimize ara veresimiz geliyor. Birol hocanın bu yazısı ile gerçekten gazetecilik ya da köşe yazarlığı yapanlar varmış diye mutlu olduk. Teşekkürler.
Ali Kumru | 07-02-2012 12:48:02
Birol Ertan'ın Simit kuramı; siyaset, ekonomi, sosyoloji ve diğer bilim dalarını harmanlayıp anlaşılır bir dille ve gerçekçi bir analz olmuş. Çok beğendim. Prof. Dr. A. Kumru
Duygu Sırmalı | 06-02-2012 22:00:27
Muhteşem bir yazı, çok güzel bir kurgu ve kayda değer bir çalışma. Böyle yazılar olmasa, internetin farkı olabilir miydi? İşte internet gazeteciliğinin farkı ve değeri burada. Teşekkürler Birol Ertai. Daha da önemlisi, teşekkürler Açık Gazete.