Duyulanı doğru aktarmak...
Biz haberciler bazen mutfakta pişen yemeği müşterilere servis eden garsonlar gibiyiz... Garson nasıl asparugusların başını yiyip müşteriye götürmüyorsa gazeteciler de öyle yapmalı... (Bu asparagus espirisi rahmetli nam-ı diğer "şeytan Richard" Reşat Neyazi'ye aittir...) Yoksa haber asparagas olur...
Ne yazık pek çok deyim ve tanımlama gazetecilerin dikkatsizliği ve özensizliğinden yanlış olarak kullanılıyor... Örneğin gazeteci yıllarca "Birleşik Krallık" yerine "İngiltere" diye yazınca okur da "Birleşik Krallık'ın neresi?", "Birleşik Krallık'ın başbakanı kim?" bilmekte zorluk çeker... Ayrıca Birleşik Krallık'ı oluşturan İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler Ülkesini farkında olmadan coğrafyadan silmiş olursunuz...
Bir başka örnek de "Heathrow Havaalanı" diye yazarsanız, havaalanlarının aslında küçük uçuş alanları olduğu, uluslararası meydanlara ise "havalimanı" denileceğini bilmediğiniz ortaya çıkar...
“TÜRKİYE EVİ”
Geçen cuma Türkiye'nin Londra Büyükelçisi Ünal Çeviköz, basınla biraraya gelerek 2012'yi değerlendirdi... Büyükelçi Çeviköz, 2011'inn Türkiye açısından Birleşik Krallık'ta oldukça yoğun geçtiğini belirtip, 2012’nin de yine aynı tempoda olacağını söyledi...
2012'de Kraliçe 2. Elizabeth tahta çıkışının 60’ıncı “elmas” yıldönümü kutlayacak... Ayrıca yazın yapılacak 2012 Londra Olimpiyatları'nda Türkiye'den gelen sporcular da yarışacak...
Büyükelçi Çeviköz gazetecilerle sohbet ederken de daha önce sözünü ettiği "Türkiye Evi"ni gerçekleştirmekte kararlı olduklarını belirtti. Sayın Büyükelçi'nin "Türk Evi" yerine "Türkiye Evi" tanımlaması dikkatimi çekti... Bana göre bu iki tanım da birbirinden farklı zaten... "Birleşik Krallık"takine benzer bir şekilde...
"Türkiye Evi" tanımın kesinlikle birleştirici, kucaklayıcı ve ortak paydaları genişletici olduğunu düşünüyorum.
Vatan şairi Namık Kemal de Osmanlı'daki ayrımcılık rüzgarlarına karşı "Osmanlı" bilincini geliştirmeye çalışmış ve "Osmanlı" kelimesini özellikle kullanmıştı... Kim bilir Namık Kemal gibiler düşüncelerini hayata geçirebilseydi belki de AB yerine (ya da karşısında) OB (Osmanlı Birliği) gibi bir güç yaratabilirdi... Gerçi Büyükelçi'nin Namık Kemal'in kaygılarından ötesinde bu deyimi kullandığını sanıyorum...
BİZE DÜŞEN GÖREV
"Türkiye Evi", Türkiye'nin bütün renkleriyle konuklarını ağırlayacağı bir mekan olsun...
"Türkiye Evi", yabancı dostlarımızı çağırabileceğimiz, kütüphanesinden yararlanabileceğimiz, otantik Türkiye yemeklerini yiyebileceğimiz velhasılı gittiğimizde tanıdık yüzleri görebileceğimiz ikinci adresimiz olsun isterim...
Biz gazetecilere de sanırım Büyükelçi'nin kullandığı "Türkiye Evi" tanımını doğru aktarmak düşüyor... Bir de Londra'da gerçekleştirilmeye çalışan "Türkiye Evi" projesine elimizden gelen desteği sunmak...
Ne yazık pek çok deyim ve tanımlama gazetecilerin dikkatsizliği ve özensizliğinden yanlış olarak kullanılıyor... Örneğin gazeteci yıllarca "Birleşik Krallık" yerine "İngiltere" diye yazınca okur da "Birleşik Krallık'ın neresi?", "Birleşik Krallık'ın başbakanı kim?" bilmekte zorluk çeker... Ayrıca Birleşik Krallık'ı oluşturan İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler Ülkesini farkında olmadan coğrafyadan silmiş olursunuz...
Bir başka örnek de "Heathrow Havaalanı" diye yazarsanız, havaalanlarının aslında küçük uçuş alanları olduğu, uluslararası meydanlara ise "havalimanı" denileceğini bilmediğiniz ortaya çıkar...
“TÜRKİYE EVİ”
Geçen cuma Türkiye'nin Londra Büyükelçisi Ünal Çeviköz, basınla biraraya gelerek 2012'yi değerlendirdi... Büyükelçi Çeviköz, 2011'inn Türkiye açısından Birleşik Krallık'ta oldukça yoğun geçtiğini belirtip, 2012’nin de yine aynı tempoda olacağını söyledi...
2012'de Kraliçe 2. Elizabeth tahta çıkışının 60’ıncı “elmas” yıldönümü kutlayacak... Ayrıca yazın yapılacak 2012 Londra Olimpiyatları'nda Türkiye'den gelen sporcular da yarışacak...
Büyükelçi Çeviköz gazetecilerle sohbet ederken de daha önce sözünü ettiği "Türkiye Evi"ni gerçekleştirmekte kararlı olduklarını belirtti. Sayın Büyükelçi'nin "Türk Evi" yerine "Türkiye Evi" tanımlaması dikkatimi çekti... Bana göre bu iki tanım da birbirinden farklı zaten... "Birleşik Krallık"takine benzer bir şekilde...
"Türkiye Evi" tanımın kesinlikle birleştirici, kucaklayıcı ve ortak paydaları genişletici olduğunu düşünüyorum.
Vatan şairi Namık Kemal de Osmanlı'daki ayrımcılık rüzgarlarına karşı "Osmanlı" bilincini geliştirmeye çalışmış ve "Osmanlı" kelimesini özellikle kullanmıştı... Kim bilir Namık Kemal gibiler düşüncelerini hayata geçirebilseydi belki de AB yerine (ya da karşısında) OB (Osmanlı Birliği) gibi bir güç yaratabilirdi... Gerçi Büyükelçi'nin Namık Kemal'in kaygılarından ötesinde bu deyimi kullandığını sanıyorum...
BİZE DÜŞEN GÖREV
"Türkiye Evi", Türkiye'nin bütün renkleriyle konuklarını ağırlayacağı bir mekan olsun...
"Türkiye Evi", yabancı dostlarımızı çağırabileceğimiz, kütüphanesinden yararlanabileceğimiz, otantik Türkiye yemeklerini yiyebileceğimiz velhasılı gittiğimizde tanıdık yüzleri görebileceğimiz ikinci adresimiz olsun isterim...
Biz gazetecilere de sanırım Büyükelçi'nin kullandığı "Türkiye Evi" tanımını doğru aktarmak düşüyor... Bir de Londra'da gerçekleştirilmeye çalışan "Türkiye Evi" projesine elimizden gelen desteği sunmak...

