1 Mayıs 2016, yaklaşırken

1 Mayıs 2016, yaklaşırken

0
PAYLAŞ

Ancak, gözden kaçan önemli bir nokta var. Çalışma yaşamında bir çok sorun var. İşçilerin bir çok sorunları var. Bu sorunları tartışmayı bir yana bırakıyoruz ve Taksim Meydanı tartışması için de, aynı girdap da, yeniden yeniden dönüyoruz.

Türk-İş, Çanakkale’de, Hak-İş’de Sakarya da kutlama kararı almış. DİSK ise, Taksim Meydanı ısrarını sürdürüyor.

Bu tartışmaya farklı pencereden bakmaya çalışan yazılarımız burada yer aldı. Şimdi yine bu farklı bir pencereden bakmaya, bazı konuları yeniden gündeme getirmeğe çalışacağız.

Özel İstihdam Büroları ve Esnek Çalışma sistemini getiren düzenlemelerin, TBMM’n de komisyonlarda ki görüşmeleri tamamlandı. Genel Kurul da görüşülmek üzere sıra bekliyor. Heran gündeme alınabilir ya da yine bir başka bahara kalabilir. Bu konu yaklaşık, 20 yılı aşan bir süredir gündemde.

2003 yılında, 4857 sayılı İş Yasası çıkartılırken benzer hükümler kabul edilmiş, sonra da çıkarılmıştı. Her yasa değişikliği gündeme geldiğinde, bu konular da gündeme geliyor. Her Hükümet değişikliğinde de. Bir ara yine son aşamasına gelmiş, ama gerçekleşmemişti.
Peki, bu kez gerçekleşecek mi? Kamu oyu adlandırılmasıyla, “Kölelik Yasası” çıkacak mı?

Bu konuda yasanın içeriğini ve çaışma yaşamına olumsuz katkıları olacağına ilişkin bir dizi toplantılar düzenlenip, kamu oyu içeriği bakımından da bilgilendirilebilir. Slogan yarışı şeklinde değil, bilimsel olarak, somut inceleme ve araştırmalarla, karşı görüşler aktarılabilir.

Ancak, zor ve emek isteyen bu yol seçilmiyor. 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanıp kutlanmamasından, daha önemli bir konu değil mi bu?

Sene 1975, 1927 sayılı Yasa ile kıdem tazminatı, yılda onbeş günden bir aya çıkartıldı. Aynı düzenleme yapılırken, kıdem tazminatı fonu çıkarılmasının gerekliliği de yasa da yer aldı. O günden bu güne, 41 yıl geçti. Kıdem Tazminatı Fonu hep gündemde. Ama bu gündemde yer alış, son 20 yıla yaklaşırken farklı bir boyut kazandı.

Konuya ilişkin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’n dan ziyade, başka bakanlar konuşuyor. Eski bakanlar, eski başbakan yardıcıları, Maliye’den Adalet’e kadar da diğer bakanlar, bu konuda gündem yaratan açıklamalarını hep sürdürüyorlar. Çalışma ve Sosal Güvenlik Bakanlığı dışında, başka bajkanlıklarda bu konuda hazırlıklar yaplıyor. Bir birlerinden habersiz.

Ama 20 yıla yaklaşan süreç de, ortada Kıdem Tazminatı Fon’una ilişkin, resmi bir kanun tasarısı taslağı bile yok. Genel gerekçesi yazılmış, maddeleri belirtilip, gerekçeleri yazılan bir metin ortada yok. Bu gün de yok. Peki o zaman biz neyi tartışıyoruz.

Bazı bakanlar, geçmişte kalan günleri belirterek, bu yasanın çıkarılacağına ilişkin gün ble belirten açıklamalar yaptılar. Acaba yaptıklar bu açıklamaları daha sonra kendileri hiç okumuyor mu? Ne dedik, ne yaptık, ne oldu diye, bir muhasebe yapma gereği bile duymuyorlar mı?

Kıdem tazminatı ile ilgili söylemler değerlendirilip, neler götürülmek isteniyr. Bunlar kamu oyuna açıklanıp, doğru bilgilendirme yapmak çok mu zor.

1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanıp kutlanılmaması tartışmalarından daha önemli bir konu değil mi bu.

Kamu’da taşeronluk sistemi her geçen gün bir sistem haline dönüşme yolunda hızla ilerliyor. Hükümet, adeta yeni bir taşeronluk sistemi oluşturdu. Geçtiğimiz yıl sonun da, bir önceki yıla göre daha fazla taşeronluk sözleşmesi yapıldı. Bu yıl, geçen yıla göre daha çok taşeron işçisi var. Sendikalaşma sonucu, getirilen yasa da ki tıkanıklar bir yana, toplu iş sözleşmesi yapılamaz halde. Maliye Bakanı nerdeyse her gün bu konuda yeni açıklamalar yapıyor. Ortada bir şey yok. Ortada olan 800 bine yaklaşan, kamu da taşeron işçisi var.

Seçim öncesi kadro verilecek dendi, şimdi farklı söylemler gündemde, sonbahar da gerçekleşecek bir seçim ve oy işlemine göre, önümüzde ki günlerde bu konu da, daha karmaşık adımların atılması gündemde.

Taşeronluk ve taşeron işçilerinin sorunları, her geçen gün çığ gibi büyüyor.

Bu konu, 1 Mayıs Taksim tartışmalarından daha önemli değil mi?

Asgarı ücret tartışması bitmedi ve devam edecek. Gelir diliminde deişiklik yapılmazsa, temmuzdan itibaren, asgari ücret net olarak en az 70.TL daha azalacak. Zaten şu anda da, 1.300. TL değil ki. İşyerlerinde kıdemlı ve deneyimli işçi ile, toplu iş sözleşmesinden yararlanan işçilerle, yeni işe alınan ve uygulanan asgari ücret ile, işyelerin de çalışma ilişkileri olumsuz gelişiyor. Buna çözüm arayan da yok.

Bu konu, Taksim tartışmasından daha önemli değil mi?

İki buçuk milyona yakın dendi. Son Cumhurbaşkanı’nın açıklaması ile 3 milyona yakın Suriyeli ülkemiz de. Ve de mutsuz. Sınırda bekleyen bir milyonu aşan Suriyeliler de beklemede. Batı, gelenleri bile bize geri gönderiyor. Onlar müslüman, ama müslüman olan ülkede kalmak değil, müslüman olmayan ülkelere gitmek istiyorlar. İstihdamı zorluyorlar, kaçak çalışma yapıyorlar. Sokaklarda görüyoruz. Bir milyonun üzerinde de Suriyeli çocuk var.

Ve bu yılın sonuna doğru yineliyelim, göçmen değil, mülteci değil, misafir değil. DÖRT MİLYON’un üzerinde Suriye’den gelen, T.C vatandaşları olacak.

Sadece seyrediyoruz. Geleceğe ilişkin plan, program, strateji yok. Merkel’in sağlayacağı parada umut sadece, ne yazık ki. O da kapı komşusu devamlı kontrolde.

Bu konu Taksim tartışmasından daha önemli değil mi?

Listeyi daha da uzatabiliriz.

Gelir testi affı, geleceğe ilişkin sorunu çözmüyor. Sorun daha devam ediyor. Reform diye getirilen SGK uygulaması 10 yılı geçti, oturma bir yana tıkanma noktasına doğru hızla ilerliyor.

İşsizlik her geçen gün artıyor. Bu yaz, Turizm de yoğun yaşanacak işşizlik krizi, tüm işkollarını da etkileyecek.

Bunlar Taksim tatışmalarından daha önemli değil mi?

Bu kısır döngüyü, yinelenen tartışmaları bir yana bırakıp, gerçek sorunları tartışmağa başlasak, daha iyi olmaz mı?

1 Mayıs da bir durum tesbiti yapıp, gelişmeleri izleyip, her yıl bir 1 Mayıs da, bilançosu çıkarılması yararlı olmaz mı?

Söylemek istedik sadece, duyanlara.

______________________________________________

BİR CEVAP BIRAK

two × five =