1 Mayıs tek günlük bir eğlence günü değildir

Her 1 Mayıs günü acı bir anımı hatırlarım. Mezun olduğum lisede ilginç bir gelenek vardı. Mezuniyetten 77 gün önce tüm talebeler ve hocalar bahçede buluşur, zarar vermemek kaydıyla, birbirlerine, tabii daha çok talebeler hocalara, her şey yapabilirdi. 1959 yılında biz de son sınıf olarak bu geleneğe uyarak şenlik yaptık. Ertesi gün coğrafya dersinde Ziya Baba lakaplı hocamız çok kızdı ve bize o günün anlamını sordu. Hiç birimiz o günün anlamını bilmiyorduk. Ziya Baba o günün, ABD’de zencilere köle muamelesi yapıldığı dönemde zencilere tanınan bir günlük sahte özgürlük günü olduğunu söyledi ve düşünmeden sorgulamadan böyle bir politikaya alet olduğumuz için bize çok kızdı. Sanırım, o yıldan itibaren bu saçma uygulama kaldırıldı.

1 Mayıs, emekçilerin sadece Taksim’de davul-zurna ve halaylarla kutlamaları durumunda yukarıdakinden pek farklı bir anlam taşımaz. “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü”nü nasıl başarılı bir şekilde “Dünya Kadınlar Günü”ne çevirdikse, 1 Mayıs’ı da aynı havaya sokma eğilimi sezilmektedir. 1 Mayıs günü bir tatil, eğlenme ve oynama günü değildir. 1 Mayıs’ı yılda bir gün olarak emekçilere verilmiş bir dinlenme-eğlenme günü olarak görürsek, emekçilerin Amerika’daki zenciler gibi algılanmasından fazla farkı yok demektir. Bu koşulda Malcolm-X’i hatırlamadan geçemiyorum. Emekçiler 1 Mayıs’ı aynı bağlamda görüyorsa, Malcolm-X bizden çok daha onurlu davranmış demektir. Zira, bu muameleyi kabule etmeyen bu asil insan soyadını X olarak değiştirmiştir. X-soyadı, soyadı yok demektir. Bu tepki, anında duruma müdahale edemeyen ve bu durumu gururuna yediremeyen insanın, katılmadığı ve onaylamadığı durumu beyninde yok saymasıdır, silmesidir. Nazi kamplarında böylesi davranışlar görülmüş, bazı siyasi yargılamalarda sessiz kalınarak “sahte yargılama” protesto edilmiştir. Bu ” hak” onurlular tarafından kullanılmalıdır!

1 Mayıs’ın anlamı; yılın her günü, her davranışımızda hatırlamamız ve gerçekleştirmemiz gereken ilkelerin bir günde yeniden hatırlaması ve hafızanın tazelenmesi günüdür. Böyle tanımlandığında, 1 Mayıs etkinliğini güçlendirmek gerekmektedir. Bir defa, 1 Mayıs gününü meydan mitingleri ile de olsa “Emekçi Ayı”nın ilan edildiği başlangıç günü olarak algılayıp, bu duygu ile kimin ne yaptığının belli olmadığı, sözde demokrasi ve ekonomik temelden yoksun özgürlük söylemleri ile soslanmış yarı liberal nutuklar atılırken, kendinden geçmişçesine halay çekenlerin oyunları ile eğlenerek değil, karşıtlarımızı düşündürücü ve korkutucu davranışlarımızla yaşayalım.

1 Mayıs programının tamamlanması olarak, bu ay içinde farklı yerlerde çok çeşitli toplantılar tertiplenerek, toplumun çeşitli kesimleri ve emekçilerle “devletin niteliği”, “emek-sermaye ilişkisi”, “sömürü” ya da “gerçek anlamda demokrasi” vb gibi konular etrafında seminerler tertiplenmeli ve toplum kesimleri arasında bu tür konuların tartışılmasının sağlanması gerekir. Böylece, toplumun her kesimindeki insanlar bir araya gelip, deneyim ve fikirlerini birbirine aktararak hem fikirler olgunlaşır hem de farklı kesimlerin düşünceleri arasında yakınlaşma sağlanır.

1 Mayıs programının Taksim meydanında yapılma ısrarı anlaşılabilir bir taleptir. Ancak, doğrusu bu haklı talebin de kurnaz siyasetçi elinde oynanmasına meydan verilmemelidir. Seçim ortamında siyasetçinin Taksim’e “izin” vermiş olması beni derinden yaralamıştır. Seçim döneminde sadece yoksula yardım sahteciliği ile sadaka ya da fındık üreticisine yüksek taban fiyatı verilmez, her konuda halka sempatik ve yardımsever görünmek siyasetçi ahlakına pek uygundur. Bu tür ianelerin siyasi ranta dönüşmemesi tüm zamanlarda halkların bilinçlenmesi ve birlikte olması ile olanaklıdır. O nedenle, her yıl 1 Mayıs günü güçlü bilinçlenme programının başlangıç günü olarak ilan edilmeli, sömürüye, anti-demokratik yönetime, emperyalizm hizmetkarlığına ve yükselen faşizme karşı, sadece bu tür programların fiili uygulayıcısı siyasi kadroya karşı değil, siyasi kadronun avenelerine karşı da daimi hazırlıklı ve güçlü konumda bulunulmalıdır.

“1 Mayıs eylemi” sonrasında, sendika demokrasisi, ülke sorunları karşısında dayanışmamız, sandık başındaki tavrımız ve burjuva medyasına karşı tepkimiz konusunda düşünmeyip, davranışımızı gözden geçirmiyorsak 1 Mayıs’larda hiç yorulmayalım. 1 Mayıs’ın anlamı budur, bence!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

thirteen + 5 =