10 Ekim Ankara Katliamı’nda yitirilenlere mücadele sözü

10 Ekim Ankara Katliamı’nda yitirilenlere mücadele sözü

0
PAYLAŞ

10 Ekim Ankara Katliamı’nda hayatını kaybedenler, katliamın 2’nci yılında Türkiye’de olduğu gibi Londra’da da anıldı. Yitirilenlere mücadele sözü verildi.

Londra’da Türk ve Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi (DAY-MER), 10 Ekim katliamını andı. Londra Toplum Merkezi’inde gerçekleştirilen anma toplantısına Avukat İlke Işık, “Yaşıyorsak Borçluyuz” kitabının editörlerinden İlhami Şahbaz  ve DAY-MER Başkanı Aslı Gül konuşmacı olarak katıldı.

DAY-MER Başkanı Aslı Gül, barışa ve demokrasiye yapılan bu saldırı ve katliamları teşhir faaliyetlerini devam ettireceklerini belirterek, devletin bu katliamda rolü olduğunu öne sürdü

İlke Işık: Gideceğimiz yere kadar gideceğiz

Avukat İlke Işık da konuşmasına, 10 Ekim öncesindeki devlet ve güvenlik güçlerinin, katillere yol veren tutumunu olduğu iddiasıyla başladı. 10 Ekim’i anlatmak için, daha önceki 5 katliamı da anlatmak zorunda olduklarını söyleyen Işık, savcıları ve dosyayı 8 ay göremediklerini belirtti.

Dava sürecine ilişkin ayrıntılı bilgi veren Işık, iddianamede saldırganlara göz yumanların olduğunu iddia etti.

Işık, Ankara’daki tüm yetkililerin katliamda büyük sorumluluğunun olduğunu vurgulayarak özellikle Ankara emniyetinin sorumluluğunun çok olduğunu belirti. 62 istihbarat gelmiş olmasına rağmen önlem almayan Ankara emniyetinin tertip komitesine haber vermemesine karşın, her zamankinden daha az polis görevlendirildiğini aktaran Işık, tüm devlet kurumlarının bu istihbaratlardan haberdar olduğunu öne sürdü. Işık, bombacıların elini kolunu sallayarak kitlenin arasına daldığını belirterek yargılanan 36 zanlının hakettikleri cezayı almaları gerektiğini ve diğer sorumluların da açığa çıkartılması gerektiğini söyledi.

10 Ekim’de büyük bir katliam yaşandığını, katliam sonrasında da büyük bir dayanışma örneğinin sergilendiğinin altını çizen avukat Işık, “gideceğimiz yere kadar gideceğiz. Devletin sorumluluğunu mücadelemizle ortaya çıkarmaya çalışacağız” dedi.

“Barışı mutlaka getireceğiz”

İlhami Şahbaz da barışa alerjisi olan bir devlet anlayışıyla karşı karşıya olduğunu belirterek,  Ayşe öğretmenin bir televizyon proğramına katılarak “çocuklar ölmesin” dediği için 15 ay ceza alması, barış istemenin bir bedelinin olduğunu gösteren bir örnek olduğunu belirti.

Hitler’in bilim insanlarını ülke dışına çıkardığı gibi, Türkiye’de akademisyenlere büyük baskı yapıldığını söyleyen Şahbaz, Ankara’da barış mitingine giderken polisin hiç bir önlem almadığını gördüklerini ve saldırının olmasından sonra, 10 Ekim katliamlarının bir devlet organizasyonu olduğunun ortaya çıktığını belirti.

Şahbaz, 7 Haziran sonuçlarını da bu katliamlarla cezalandırmaya çalışan bir devlet anlayışının olduğunu öne sürerek, barış mitingine ülkenin her tarafından katılımların olduğunu söyledi.

Akademisyen Yücel Demirel’le birlikte hazırladıkları “Yaşıyorsak Borçluyuz” kitabının hazırlık aşamasını ve katliamdaki tanıkların rolünü de anlatan Şahbaz, kitabın büyük bir dayanışma ile ortaya çıktığını söyledi.

Şahbaz, “Katliamda yitirdiklerimizle anılarımız var” diyerek, katliam sonrası bir çok insanın “neden ben ölmedim” dedirten psikolojik sorunlar yaşadıklarını söyleyerek, “Ama mutlaka barışı getireceğiz” diye devam etti.

BİR CEVAP BIRAK