12 Eylül iddianamesine ne oldu?

Adana Cumhuriyet Savcısı Sacit Kayasu, 2000’de Kenan Evren hakkında ‘Anayasayı ihlal’ suçundan dava açınca mesleğinden oldu. iddianameyi hazırladıktan sonra, önce açığa alındı. Sonra, “ görevi kötüye kullanmak” buçundan ceza aldı.Meslekten atılacakken 2003 yılında emekli oldu. Avukatlık yapma hakkı da elinden alınan Sacit, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. Dava henüz sonuçlanmadı. Savcı Sacit Kayasu, Açık Gazete İsveç Temsilcimiz Ali Haydar NERGİS’in sorularını yanıtladı… 


– Siz, 2000 yılında 12 Eylül darbesinin lideri  Kenan Evren’in yargılanmasını isteyen bir iddianame hazırlamıştınız. Geçtiğimiz Günlerde de Van Cumhuriyet Savcısı ‘nın hazırladığı  iddianame tartışma yarattı. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
– Van Cumhuriyet Savcısı’nın hazırladığı iddianameyle ilgili değerlendirme yapmak, yargıya müdahale olacağından suçtur. Bu bakımdan, sadece, savcının  yaptığı işlemde bir yanlışlık varsa, Adalet Bakanlığı’nın gereğini yapacağını söyleyebilirim. Ancak, yapılan işlem doğru bile olsa yukarıdan gelen baskılar savcıyı zor durumda sırakabilir. Yanlış olan da zaten budur.Yani, bir kişinin veya bir kesimin işine gelmediği için hukuk çiğnenir ve buna hukukçular alet olursa (buna Van Savcısı da dahildir), o zaman hukuk adına oldukça üzülmemiz gerekir. Basın ve kamuoyunun aslında işin bu tarafı üstüne yayın yapıp düşünmesi gerekir.


–  Van Cumhuriyet  Savcısı’nın hazırladığı iddianamenin hukuki açıdan yetersiz olduğu savları var, siz bu görüşe katılıyor musunuz?
– Savcının hazırladığı iddianemenin hukuki açıdan değerlendirilmesi kimsenin umrunda değil. Bu bakımdan, benim değerlendirmemin de bir önemi olacağını sanmıyorum.


– Bu davadan bir sonuç alınacağına inanıyor musunuz?
– Bu davadan elbette ki bir sonuç çıkacaktır.Ama, bu sonuçtan ne anladığınıza bağlıdır.


– Sizin, Kenan Evren hakkında hazırladığınız iddianame ile bu iddianameyi karşılaştırdığınızda neler söyleyebilirsiniz?
– Benim hazırladığım iddianame çok daha önemliydi.Fakat, basın ve toplum sessiz kaldı.Türkiye’de ilk kez bir iddianame yok sayılabildi. Bunun mümkün olmadığını bildikleri halde kimse ses çıkarmadı.


– Bu günlerde 12 Mart’ın yıldönümünü yaşıyoruz.Geçtiğimiz hafta da 28 Şubat “post modern” darbenin yıldönümüydü-, önce oradan başlayalım, sizce 28 Şubat neye hizmet etti?
– 28 Şubat, elbette ki demokrasinin tekrar yara almasına hizmet etti. Bazı kesimlerin buna destek çıkmaları da, aslında o kesimlerin sadece kendileri için demokrasi istediklerini gösterdi.


– 28 Şubat’tan 12 Mart’a, 12 Eylül’e gelirsek…
– 28 Şubat, 12 Mart ve 12 Eylül sadece kapsam bakımından birbirlerinden farklıydılar. Her üçü de demokrasiye yapılmış birer saldırıydı. Etkilenen kişilerin azlığı, çokluğu, işkence yapılıp yapılmaması sadece niceliği değiştirir.Nitelik değişmez.Ama bizde demokrasi kültürü yerleşmediğinden olaylara “benim darbem iyidir” mantığıyla yaklaşılmaktadır.


– Buradan siyasete geçersek, örneğin AKP iktidarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
– Benim, AKP hakkında ne düüşündüğüm değil, onların icraatları, ne yaptıkları önemli olmalıdır.Sırf “bizden” diyerek iktidarın yanlışlarını görmezden gelir, “bizden değil” diye de, doğru yaptığı halde karşı çıkarsak bu sadece bağnazlık olur..


– Sizce Türkiye’de laiklik tehlikede midir?
– Türkiye laiklik en azından 40-50 yıldır  tehlike altında değildir. Ama, laiklik tehlikede diyerek dindar insanlar köşeye sıkıştırılmaya ve mağdur edilmeye devam edilirse korkarım sadece laiklik değil, ülkenin selameti de tehlikeye girebilir..


– Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin türban konusundaki kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?
– AİHM kararı,nihayetinde her mahkeme kararı gibi, başka bir kararla  değiştirilebilecek bir karardır. Henüz yerleşik bir içtihat oluşmamıştır.Bundan sonra vereceği kararlarla içtihat niteeliği alırsa ondan sonra değerlendirmek gerekir.


– Siz, bir savcı olarak , Kenan Evren’in 12 Eylül darbesinden dolayı yargılanması için iddianame hazırladığınız için görevinizden uzaklaştırıldınız. Avukatlık yapma hakkınız bile elinizden alındı. Uğradığınız haksızlıktan dolayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gittiniz. Davanız, orada hangi aşamada?
– AİHM’den kabul edilebilirlik kararı çıktı.Dava henüz karar aşamasına gelmedi, devam ediyor.AİHM’de birden fazla dava devam ediyor..İlk  dava,görevi kötüye kullanmaktan dolayı verilen ceza ile ilgili olacak.Mahkeme, devletten  bu dava  ile ilgili savunma istedi. Ayrıca dostane çözüm de önerdi. Böylece,davanın kabul edilme  şansının yüksek olduğu  devlete  hatırlatılmış oldu. Bu davalarda beni  avukat kızım Gonca Kaayasu (Tekeli) temsil edecek.Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesini üçüncülükle bitiren kızımın beni en iyi şekilde temsil edeceğine inanıyorum.


– Bir gün Türkiye’de darbecilerin yargılanabileceğine inanıyor musunuz, bu hangi koşullarda mümkün olabilir?
– Darbeciler ancak toplumsal uzlaşma sağlanarak yargılanabilir.Bunun da yürüyüşler, mitingler ve benzeri yollarla ortaya konulması, siyasi iradenin etkilenmesi gerekir.Bir de, Uluslar arası Ceza Mahkemesinin yetkisi kabul edilirse yargılanabilir.


– Siz, hangi iktidarlar zamanında görevden alındınız?
– Ben, DSP, MHP, ANAP koalisyonu zamanında görevden alındım.Üstelik de Adalet Bakanı bir hukuk profesörüydü.


– DSP’nin ve CHP’nin demokrasiye yaklaşımlarını yeterli buluyor musunuz?
– Her iki partinin de demokrasiye yaklaşımları bellidir. Benim görevden alınmamı DSP’li bakanlar sağladı. Baykal’ın da Şemdinli iddianamesiyle ilgili sözleri  manşetlere taaşındı.Sanırım bunlar bir şeyi ifade ediyor.


– Son olarak sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?
– Eğer toplum darbecileri kendine yakın bulup alkışlıyorsa, darbecilerin yargılanması da, başka darbelerin önlenmesi de mümkün değildir.Darbecilerin yargılanması ordu ve devlet düşmanlığı olarak anlaşıldığı müddetçe de darbeciler yargılanamaz ve darbeler önlenemez.Bu bakımdan,toplumun, öncelikle  darbenin kendisine ve demokrasiye karşı yapıldığını bilmesi gerekir. Görünürde başka bir grubu ve kişileri hedef alıyormuş gibi görünse de darbe, topluma ve demokrasiye indirilmiş bir darbedir…


OLAY İDDİANAME
Savcı  Sacit Kayasu’nun ceza almasına neden olan Kenan Evren hakkında hazırladığı iddianame de şöyle:


“Sanığın olay tarihinde Genelkurmay Başkanı olduğu ve 12 Eylül 1980 tarihinde bir ihtilal yaparak yönetime el koyduğu herkesin bildiği tarihi bir gerçektir. İhtilal yapmak veya ihtilale kalkışmak TCK’nın 146. ve 147. maddeleri ile suç olarak belirtilmiştir.


Ancak, bugüne kadar sanık ve arkadaşları hakkında işlem yapılmayışının sebebi, ordunun sahip olduğu ve gerektiğinde kendi milletine karşı kullanmaktan çekinmediği silah gücünün toplum üzerinde yarattığı korkudan başka bir şey değildir.


Halbuki demokrasilerde üstün olan sadece hukukun gücüdür. Türkiye’de ise maalesef gücün hukuku egemendir.


Tabii bu durumun pek çok yan etkileri de olmuş ve gücün üstünlüğünü gören diğer bazı kişiler mafya ve benzeri örgütler kurarak egemenlik sağlamaya çalışmıştır.


Bugün için Türkiye Cumhuriyeti’nde kimsenin hukukun üstünlüğüne inanmadığı acı bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Bunun sebebi, belirttiğimiz gibi gücün hukukun üstünde olması ve kabul görmesidir.


Nitekim, bütün dünyada lockheead uçak firmasının verdiği rüşvetlerden dolayı başbakanlar bile yargılandığı halde, Türkiye’de ise, rüşveti alan kişi üst rütbeli bir general olduğu için hakkında soruşturma bile açılmamıştır.


Türkiye Cumhuriyeti ya gerçek bir hukuk devleti olarak varlığını devam ettirecek, ya da yeniden gücün üstünlüğüne boyun eğerek yaşamaya devam edecektir.


Eğer bu memlekette kanunlar kişilere göre uygulanmıyorsa, sanığın yaptığı ihtilal ve daha önceki muhtıra ve beyanatları ile hükümet üzerinde yarattığı manevi cebir TCK 146. ve 147. kapsamında suçtur.


1960 ihtilali ile 1971 muhtırası ve 12 Eylül ihtilali sanıkları bugüne kadar yargılanamamışlarsa, yaptıkları suç olmadığı için değil, bütün bir silahlı kuvvetleri arkalarına almalarındandır”


DİĞER AYAKÜSTÜ SOHBETLER:


– Akın Birdal: Evren yargılanmalı!
– Hitler ile söyleşi…
– ‘Baş örtüsünü ilk kez Sumerliler taktı’
– ‘Türk solu titreyip kendine gelmeli’ 
– ‘Hepten pusulasız olmadığımız kanaatindeyim…’
– ‘Siyasi güç, her zaman kendi hukukunu yaratır’
– ABD işdünyasında çöküş
– ‘ABD Anayasası Patara’dan’
– Çocuklar öldürülmesin!
‘- ‘Bir Gün Mutlaka’
– ‘Derin devlet sorunları çözmek istemiyor’
– Kaş’taki gözyaşı
– ‘Son 15 yılda bilinçte sıçradık’
– Piref. H. Ökkeş ile ‘dörtköşe’ sohbet…
– Sorgun Ormanı’nı kurtaralım
– Devrim Bize Yakışırdı!
– G-8 protestosundan gözlemler…
-Başkaların hayalleri…
– Hurafeler gölgesinde Gelibolu…
Çokuluslu tekellere karşı ‘Adil Ticaret’
– Kuzey çikolata, Güney ekmek derdinde
– Fokları, katliamdan kurtaralım!
– Nükleer denemelerin faturası: Doğal felaketler
-Türkiye’de de nükleer silah istemiyoruz!
 – Çocuk işçiler
– İsrail dünyanın 6’ncı büyük nükleer silahına sahip!
– Faşizm neden Almanya’da kök saldı? 
– Demirel davasında tekelci medya da suçludur


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.