12 Eylül rejimi yeni biçimine bürünürken…

AKP iktidarı devam eden bir sürecin ürünüydü. 30 yıl önce başlayan kırılma, tarihin akış yönünü değiştirmiş, yeni bir rota içinde Amerikan çıkarlarına uygun olarak gelişmeye devam ediyor. Zaman zaman göreceli olarak Amerikan çıkarlarına aykırı kararlar alınmış olması, o rotadan sapıldığı anlamına gelmez, kararlara rağmen askerler sınırların içinden geçip gitmiştir ve Irak’ı işgal etmiştir.

12 Eylül rejimini yaratan ideoloji, bugün yaşamaya devam ediyor ve yaşamını içinde yaşadığı kırılmalar ile devam ediyor. Bugün yaşanan süreç, 12 Eylül ile hesaplaşma değil, rejimin yaratmış olduğu bazı unsurların tasfiyesi olarak gözükmektedir. Rejim, kendi içinde güçlerini çarpıştırmaktadır, bu çarpışmada, sıradan vatandaşın taraf olması için koşullar yaratılmakta ve rejimin istemlerine uygun değişiklikler yaratılarak, bu sürecin tamamlanması istenmektedir.

30 yıl önce yaşanan kırılmanın yaratmış olduğu sistem içinde değişik zamanlarda, krizler yaşanmış ve her kriz, kırılmanın kollarını değişik alanlara taşımıştır. Bugün yaşanan krizlerin temelinde tek adam tartışması yoktur, çünkü 12 Eylül rejimi anlayışını, tek adam ve parti diktatoryası üzerine oturtmuştur.

Bugün gelinen aşamada, var olan anlayışın sonu mu, sorusu sorulmaktadır. Sorunun cevabını düşünürken yaşanmış diğer krizlere bakmakta fayda vardır ve ben geçmişten aldığım tecrübeler ışığı altında, hayır sonu değildir kanımı rahatlıkla söyleyebilmekteyim, çünkü bu süreci tamamlayacak alternatif her hangi bir örgütsel güçten bugün itibarı ile söz edilemez. Bugün çatışan taraflar, sistemin ürünüdür ve o sistemin daha sağlıklı devam etmesi için mücadele etmektedirler. Sistemin yeniden yapılanması için atılmış bir tek somut adım dahi yoktur. Sözde bile demokrasi henüz hayata geçmemiştir. Dokunulmazlıklar devam etmektedir. O dönemde yaratılan tabular varlığını korumaktadır. Seçim sistemi o günkü gibi devam etmektedir. Parlamento ve hükümet içinde yer alan üyeler, o günkü anlayıştan pek farklı değildir. Bugün o günkü kadar aleni olarak bir şey yapamıyorlar, çünkü dış baskının biçimlendirdiği bir süreci yaşamaktayız. Bugünde, o dönemin yaratmış olduğu problemlerin çözümsüzlüğü üzerinde birlik sağlanmış durumdadır.

Beğenmediğimiz ve tasvip etmediğimiz yasaları bile, bugün savunur duruma getirilmek istenmekteyiz. O yasaları hiçbir zaman savunmayacağız ama bugün yapılan var olan yasaların bile dışındaki uygulamaları da tasvip etmeyeceğiz. Çünkü bizler taraf olmamız istenmekte ve bir cephe içinde yer almamız arzulanmaktadır. Bu kriz koşulları altında yapılan seçim için kamuoyu araştırmaları, bugün yaşanan çatışmanın arka yüzünü açıkça ortaya sermektedir.

Cepheleştirerek var olan sorunların üzeri bir şekilde örtülmekte ve sistem kendi güvenliğini cepheler yaratarak çözme yolunu başarı ile uygulamış olmaktadır. Bugün ve daha önce yaratılan bütün tartışmalar, cephe mantığı içinde yürütülmüş ve cepheler sorunun ortadan kalkması ile birlikte, roller yeniden dağıtılmış olarak karşımızda durmaktadır.

12 Eylül rejimi altında toplum hangi konularda cephelere ayrıldı? Sonuç olarak ne oldu? Bu soruyu sorduğumuzda oynanan oyun tüm çıplaklığı ile ortada durmaktadır. Cepheleri oluşturacak ve tartışmalara neden olacak hareketler, hep kriz koşullarında yaratılmış ve var olan krizin yerini başka krizler ikame edilerek, sistem kendi can güvenliğini sağlamış olmaktadır.

AKP iktidarı bu yönetimi sürekli ama bilinçli bir şekilde uygulanmaktadır. AKP iktidarı döneminde toplum kaç defa ve hangi konularda cephelere ayrıldı? Bu sorulara yanıt bulunduğunda bugün yaşanan cepheleşmenin neyin üstünü örttüğünü rahatlıkla görebilirsiniz!

Yaşanan süreç, yeni sistemi yaratmayacaktır, demokrasi olmayacaktır, sadece 12 Eylül rejimi, yeni makyajlanmış ile karşımızda durmaya devam edecektir.

http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.