12 Mart’ı hatırlayalım!

12 Mart’ı hatırlayalım!

0
PAYLAŞ

Bugün 12 Mart darbesinin 39. yıldönümü. 12 Eylül darbesinin tamamladığı ‘yarım’ kalmış operasyonun simgeleştiği, en önemlisi Türkiye halkının devrimci önderlerinin yok edildiği bir zamanı hatırlatan bir tarihtir bugün…

Hatırlayalım! 12 Mart’ın tarih önündeki anlamını en iyi şekilde ifade eden darbe şefi Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç’ın: ‘Sosyal uyanış, ekonomik gelişmeyi aştı, önünü kesmek gerekir’ cümlesini hatırlayalım!

Hatırlayalım! 1969 sonlarında Amerikan yetkililerini ve onların isteği üzerine ‘devrimcileri cezalandırma’ sözü veren Demirel’i, darbenin verdiği muhtıraya parlamentonun direnmemesini, üstelik meclis kürsüsünden okunmasını, Nihat Erim’in ‘özgürlüklerin üzerini şalla örtme’ cümlesinde ifadesini bulan tercihini hatırlayalım!

Hatırlayalım! 12 Mart’ın sadece, aşağıdan gelen sosyal-siyasal uyanışı durdurmaya dönük bir darbe olmadığını, asker ve bürokrasi içerisinde görece ‘ilerici’ bir eğilimin de tasfiyesi olduğunu hatırlayalım!

Hatırlayalım! 60’lı yıllardan itibaren, demokratik ortamda gelişen, halka da yansımaya başlayan, toplumsal uyanışın ve sol hareketlerin nasıl tasfiye edildiğini, 68 kuşağının ateş taşıyıcıları Deniz’lerin, Mahir’lerin, Sinan’ların, İbrahim’lerin nasıl öldürüldüğünü, binlerce devrimci ve aydının ‘balyoz operasyonları’ ile nasıl işkenceden geçirildiğini, cezaevlerine atıldığını hatırlayalım!

Hatırlayalım! 12 Martta, Kel Eyüp namıyla ‘ünlü’ işkencecisinin: ‘Bütün hazırlıklar yapıldı, silahlar depolandı, gizli ilişkiler kuruldu, siz sağ alınan son paketsiniz, bir daha asla hiç birinizi sağ teslim almayacağız’ cümlesinde ifade ettiği sadece 71 devrimcilerinin değil, bütün bir 70’li yılların Kürt ve Türk devrimcilerinin ‘kaleminin kırıldığı’ nı hatırlayalım!..

Hatırlayalım! İdamcılarla, işkencecilerle hesaplaşma sözünün gölgesi altında büyük umutlarla hükümet olan Bülent Ecevit’in ve sol’un darbeyle hesaplaşmamasını, Türkiye’nin hala hesabını verememenin suçuyla kıvrandığı 5000 genç bedenin cenazesi üzerinden 12 Eylül darbesinin önünün açıldığını, 12 Mart’ta ‘yarım kalan’ darbe rejimini kalıcılaştırma, toplumun devrimci güçlerinin tasfiye edilerek Türkiye’yi, emperyalizmin kurduğu tuzakların dibine kadar düşürme operasyonunun hala sürdüğünü hatırlayalım!..

Hatırlayalım! Menderes,Zorlu, Polatkan üçlüsünün asılmasına karşı ‘Üçe üç’ diyerek Deniz’leri ipe gönderen, bir noktadan sonra 12 Mart’ın perde arkası Başbakanı olan Demirel ile hesaplaşamadımızı hatırlayalım!

Sevgili halkımız,

12 Mart darbesiyle hesaplaşabilseydik, 70’li yıllarda iç savaş yaşanmayacağı gibi devamla Kürt savaşı da yaşanmayabilir, Kürt-Türk kardeşliği daha az sancılı bir yoldan kurulur ve on binlerce genç insanımızı, arkadaşımızı kaybetmeyebilirdik. Sınırlı bir gözlem dahi Türkiye’yi 12 Mart darbesine hazırlayan, 12 Mart cinayetlerini ve katliamlarını yapan kadronun ve finansörlerinin 70’li, 80’li, 90’lı yıllarda, hatta günümüzde iş başında olduğunu, onların katliamcı, faşizan zihniyetinin sürece hakim olduğunu ortaya çıkarır. Darbecilik sürüyor, 12 Mart sürüyor ya da dün bugündür.

16 Mart’ta, Balgat’ta, Bahçelievler’de, Malatya’da, Sivas’ta, kısacası 70’li yıllar boyunca Türklere özgü ‘Endonezya tipi tenkili’ komünizme karşı ‘Milliyetçi Cephe’ kisvesi altında gerçekleştiren Demirel’lerle, Türkeş’lerle, Bayar’larla hesaplaşamadık.

Hesaplaşamadığımız içindir ki Gazi mahallesi katliamını yaşadık.

Toplum ve halk olarak yakın tarihimizle hesaplaşma yakıcı bir ihtiyaç olarak önümüzde duruyor. Gerçekleri Araştırma, Yüzleşme ve Adalet Komisyonları üzerinden yarınlarımızın da dün olmaması için bu hesaplaşmayı yaşamak, rahatlamak zorundadır Türkiye!

_______________

* 78’liler Girişimi Sözcüsü

BİR CEVAP BIRAK