19 Ocakta ne olmuştu?

Azınlıkların sorunlarını çoğunluğun dilini kullanarak tartışmak ve demokrasimizi geliştirmesi yönünde adımlar atmak olarak tanımladığı yaşamında, 19 Ocak günü susturulmak istendi.
 
Hrant öldürüldü, binlercesi sokaklarda yeniden doğduğunu kanıtladı.
 
Ülkemizin sorunları keskindir ama üzerine çoğunluk konuşmak istemez! Genelde sorunları ya görmezden gelinir, ya da bulunduğu zemin altına görülmeyecek şekilde süpürmeye çalışılır. Tarih bilgimiz o yüzden önemsenmez, hep gelecek konusunda konuşulur.
 
O anda yaşadıklarımız geçmişin birikimi ve yakıcılığı önemsenmez. Bir çöp alanında çıkan gazlardan oluşan büyük bir patlama duyarız, belki yüzlerce insan ölür ve bizler bu olayı bile çöp patladı diye algılarız. O çöpün etrafında oluşan ya da oluşturulan gecekonduları düşünmeyiz. O çöpün oraya neden toplandığını sorgulamayız. Bir iki gün çöpü katil olarak görür ve unuturuz. Sorunumuzu unutarak geçiştiririz. Bayrampaşa’da patlamada ölenlerin katili olarak kimi görüyoruz? Kaç gün geçti üzerinden?
 
Her ölüm unuttuklarımızın aslında unutmadığımızın göstergesidir.
 
Hrant öldürüldü, arkasından ölüm listeleri bulundu, yine ermeni vatandaşları namlunun ucunda gözüküyordu. Sadece ermeni mi? Elbette değil, azınlık olan kim varsa, öteki olan kimse varsa hepsi namlunun ucunda duruyor. Namlunun kabzasındaki el bellidir, unutturmaya çalışan, unutmamız için her türlü ortamı yaratandır.
 
Hrant öldürüldü ve onu arkadaşları sanki bir Ermeni azizi gibi anmaya başladılar. Hrant Ermeni Hıristiyan aziz değildir, o sosyalisttir. Sosyalist inancına uygun olarak yazılar yazmış, kavgasını vermiştir. Sosyalist dünya görüşüne göre dergi çıkarmış, Ermeni halkının sorunlarını Türkçe olarak yayınladığı AGOS gazetesinde dillendirmiştir. Gazete içinde ermeni cemaatinin bir çok tepkisini çeken yazılarda yazmıştır. Ermeni patriği ile çelişkilere düşmüş, direkt sorunlarını dillendirmeyi seçmiştir. Gördüklerini açık açık ve patadan söylemiştir. Öyle politika yapayım, şuradan kıvırtayım gibi bir art niyeti olmadan. Yurtdışında olan ermeni cemaatleri ile çatışmaktan çekinmemiştir. Sorun varsa ve sorunun olduğu yerde sorun çözülür inancını hep korumuştur. Bu ülkede Ermeni doğmak suç olmadığını ve bu ülkede yaşadığı sürece de herkes gibi sevebileceğini göstermiştir.
 
Ermeni doğmak ayrıcalık değildir, fakat Ermenilere karşı bakış bu ayrıcalığı doğumdan hemen sonra başladığını hisseder. Çünkü Ermeniler bu topraklardan zorla koparılan bir halk olarak tarih sayfalarında durur. Unutturulmaya çalışılsa da onlar oradadır. Sıraya dizilmiş, çöllerin sıcağına doğru yol alan o fotoğraflar tarih sayfalarında durmaktadır. Sadece cephe arkası olarak ileri sürülen sürgün, aslında cephe arkası olmadığı Anadolu topraklarının en batı kesiminden de götürüldükleri tarih sayfaları içinde yerlerini almıştır. İki şehrin Ermenileri bu büyük sürgünden kurtulmuşlardır ama yıllar süren büyük bir korku bulutu altında da yaşmak o sürgüne gidenlerden daha büyük acıları içlerinde yaşamış olduklarını kim farkına varabilir?
 
Sizler, kaybolanlar için oluşturulan başvuru merkezlerine gittiniz mi? Onlar için yapılmış sitelerde, onlar için oluşturulmuş kurumlara adımınızı attınız mı? Sizler, hiç yakını kaybetmiş, kimsizler yurdunda büyümüş bir insanın acısını hissetiniz mi?
 
Ermeniler ve kaybolanların acıları tarih sayalarında durmuyor, yaşamaya devam ediyor.
 
Bir yerde kayıp vatandaş varsa, orada acı kendisini yeniden büyütür ve dünyayı sarar!
 
Hrant Dink anmalarına bakıyorum, mumlar yanıyor, onun adına türküler okunuyor, sanki bir ayinde okunan ses tonu ile. Hrant bir aziz değildir, o sosyalisttir ve bu ülkenin aydınıdır. O acıları seslendirmiş ve acılar son bulsun diyen çığlığını sonsuzluğa bırakmış bir aydındır.
 
Onun dostları, arkadaşları onu bir sosyalisti anar gibi anmalıdır. O bu ülkenin insanı ve tarihi olarak görmelidir.
 
Ermeni doğmak ayrıcalık değildir, kimse doğumunda hangi ulusa ait olacağını seçemez. Ayrımcılık doğumdan sonra başlar. Bizler, bir arada yaşamı savunan insanlar olarak, her türlü ayrımcılığa karşı olmalıyız. Karşımızdakini olduğu gibi kabul ederek, onu kendi gerçekliği içinde değerlendirmeliyiz.
 
Nazım’ı komünist kimlikten soyutlamak istemeleri gibi, kişileri siyasi kimliklerinden soyutlayarak sahip çıkmak ne anlama geldiğini yaşayarak bilmekteyiz.
 
Nazım komünisttir, memleket sevdalısıdır.
 
Hrant sosyalisttir ve memleket sevdalısıdır.
 
Memleket sevdalıları namlunun ucunda yaşamıştır, Nazım, Kıvılcımlı, Sabahattin Ali, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan…. Binlerce memleket sevdalıları bu ülkede namlunun ucunda toprağa düştüler ama binlerce memleket sevdalıları bu ülkede yaşamaya devam ediyorlar, binlerce Hrant, Mahir, Nazım olarak.
 
19 Ocakta ne olmuştu sorusu soruldun mu, cevap için artık ilk adımı atmış oluyorsun!



http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

4 + twelve =