Canlı bomba ve kan yine Gaziantep’te

Canlı bomba ve kan yine Gaziantep’te

0
PAYLAŞ

Günlerdir yığınla halk Cumhurbaşkanının çağrısıyla demokrasi nöbeti tutmak için çeşitli meydanlarda, sokaklardaydı. Bu tablo bütün illerde yaşandı. Hiç bir yerde patlama falan da olmadı. Çok da iyi oldu. Halkın burnu bile kanamadan sokaklar da oldular. Sokakların coşkusunu yaşadılar.Çok garip bir durum ama halk sokakları bırakıp evlerine kapanınca Gaziantep’te bir canlı bomba kendini patlattı. Bu çok garip bir durum! Bu bombacılar daha fazla insan öldürmeyi hedeflemiş olsalardı herhalde bir düğün alanında kendilerini patlatamazlardı? O kalabalık yığınların oldukları yerlerde patlatırlardı! Niye o kalabalık yerlerde kendilerini patlatmadılar acaba? Bunlar, o demokrasi şölenini bozmayalım mı dediler dersiniz? Hiç sanmıyorum. Bize ufacık bir yoksul düğünü de yeter mi diyecek halleri yoktu.

Aslında bu patlamanın ya da patlatılmaların nedenleri, niçinleri ortada! Bu uygulamaları devleti yönetenlerle, yöneticilerinin izlediği politikayla örtüşen bir yanı var diyebiliriz! Mesela Suriye de oluşan Kürt koridoru? Bu Kürt koridorunun oluşmaması için bu patlama, patlatmanın bir şantaj olduğunu söylemekte sakınca yoktur! Yoksul Kürtlere Gözdağı verdikleri bütün çıplaklığıyla ortada. Sahi her şey ortada dururken bile her kafadan bir ses çıkması ortalığı karıştırmadan başka ne anlama geliyor. Bu dönemde doğru ile yanlış bir birine karışıyor. Ölümler arkasından hep o bildik açıklamalar yapılır oldu. Bu açıklama yapanlarda bir vicdan olsa da o vicdanlarını rahatlatmış olsalar eyvallah diyeceğiz ama olmayan vicdanların neyine ne diyeceğiz! Vicdansızlıklarını vicdan gibi önümüze sererek bize hükmediyorlar. Kan ve ölüm güzellemelerini önümüze geriyorlar. Kan ve ölümü tırmandıkça tırmandırıyorlar.

Her gün acıklı insan öyküleri kafamızdan aşağı boca ederek ölümün her noktasını karşımıza çıkarmış oluyorlar. O acılı aileleri acılarıyla konuşturarak, Kürtlerin politik partisi yaftasını anlına yapıştırdıkları HDP’yi A dan Z ‘ye karalamaya karalama devam ediyorlar. Devleti yönetenlere hiç bir sorumluluk yüklemeden HDP’ye verip veriştiriliyor. Hatta IŞİD’ın yaptığı eylemleri anlatmak için ön sıralara PKK ve Feto getiriliyor. IŞİD’i görünmez kılmış oluyorlar! Sahiden bu bizim devleti yönetenler bir IŞİD sever mi sorusunu sorduruyorlar. Haliyle de bu IŞİD adına yapılan o eylemler bizim devlet katlarınca planlanıp uygulanıyor mu sorusunu sordurtuyorlar! Ne dersiniz? Bunun olma ihtimali yok mu? Nede olsa IŞİD bir taşeron örgüt deniyor. Bunun kimin taşeron örgütü olduğu ise rivayetlerden ibaret kalıyor. Bir üstakıl maverası almış başını gidiyor! Kimin eli kimin cebinde o da hiç belli değil. Bütün istihbaratçılar ekranlara çıkıp plan program açıklayıp duruyorlar. Her açıklanan belgede bir mantık örgüsü işletiliyor. Sorular sorarak yanıtlarını aramadığın da o bütün laflar anlamsızlaşarak çekilip gidiyor. O çekim gücü içinde insan boğuluyor. Bu boğuntuyu bertaraf edelim diye yeni baştan sorular soruluyor.

Başa dönerek demokrasi güldürüsü denen sahneye bakıyoruz. 15 Temmuzda sahnelenen darbe güldürüsüyle yüzleşiyoruz. Sokaklar dolup taşmasına rağmen 15 Temmuz 20 Ağustosa kadar hiç bir patlama ile karşılaşmıyoruz. 20 Ağustosta bir garibanın düğünü bombalanarak 19 çocuk yaşta olmak üzere 51 kişi paramparça edilerek öldürülüyor. Geri kalanların da hasarlı ya da hasarsız olduğuna bakılmaksızın ruh sağlığı bozulmuş olarak toplumun içine atıldı. kitlelerin sokaklarda olduğu dönemde herhangi bir sıkıntı yaşanmazken ne olduysa Kürtlerin düğünün de oldu! O ,”demokrasi şöleni” yaşanırken bombacılar galiba sokağa çıkmaya korktuğu için hiç bir bomba patlamadı(!) Ya da bu teröristler devlet güdümlü çalıştıkları için politik ihtiyaçlara karşılık verdiler! Cerablus da yaşanan o politik oyunların Gaziantep’e yansımasıdır.

Saldırıda yaşamını yitirenlerden 44’ünün isimleri şöyle:

Şükran Akdoğan (17), İsmail Alpaslan (14), Süheyla Yağız (32), Mehmet Nazım Akdoğan (13), Ali Özcan (26), Serhat Eryılmaz (13), Büşra İlter (9), Muhammet Alpaslan (11), Muhyettin Akdoğan (26), Doğan Özcan (22), Nergiz Özcan (10), Kerem Özer (12), Orhan Yavuz (13), Aliye Yağız (30), Ali Toraman (11), Bünyamin Akdoğan (11), Mehmet Ali Taş (23), Abdulalim Çelikten (14), Metin Caner (16), Mürvet Ayhan (28), Vesile Uluhatun (38), Şükran Ayhan (11), Semanur Özer (14), Mehmet Urtekin (14), Mizgin Gürbüz (14), Murat Kalay (14), Kamile Ayhan (35), Emine Nisa Gören (9), Salih İlter (15), Saliha Akdoğan (21), Gurbet Akcan (4), Muhammet Yağız (4), Devran Eryılmaz (12), İbrahim Urtekin (16), Osman Toroman (21), Ahmet Urtekin (22), Kamil Akdoğan (23), Hasan Akdoğan (11), Öbeyit Akdoğan (28), Sinan Urtekin (14), Süleyman Durak (22), Hakkı Okur (14), Fatma Zehra Abdullah (11) ve Suriyeli Hüsam Cu a (7).m

BİR CEVAP BIRAK