2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti ve Japon yılı

Kudüs şehri gibi 7 tepe üzerine kurulmuş olan, şehirlerin en vazgeçilmezi olan İstanbul şehri, 1453 yılında, Padişah Fatih Sultan Mehmet, henüz 21 yaşında iken fethedilmişti… 16 Ocak 2010″de resmi olarak, Avrupa Kültür Başkenti oldu… 7 semtte kutlamalar yapıldı, elbette gökyüzüne havai fişekler atıldı, artık alıştığımız üzere… Ivan’sız düğün olmazmış… Gökyüzünün sabrı ne zaman tükenecek, bilemiyorum… Hala sonuçlarının yankıları devam eden ”İklim değişikliği zirvesi” de durduramaz bu havai fişeklerin çılgınlığını… Bir gün nefes almak da paralı olacak, içtiğimiz şu gibi, diye endişe ediyorum… Şimdiden farkında olmaz ve önlem almamaya devam edersek, olacaklar belli ve hiç güzel değil..

Kültür, belli bir konuda kazanılmış geniş ve düzenli bilgilerle beğeni, eleştiri ve değerlendirme yeteneklerini geliştirmiş olma durumudur ve de bir topluluğun gelenek haline gelmiş her türlü yaşayış, düşünce ve sanat varlıklarının tümüdür.. Kültür’ü bir başka kelime ile söylersek ekin’ dir… Yani İstanbul, Avrupa Kültür Başkenti olduğu zaman, esasında ne kadar ciddi bir sorumluluk aldı üzerine… Fakat ben tahmin ederim ki, İstanbul bunu da taşıyacaktir… Kötümser olmamıza gerek yok, genel olarak her düşünce ve eylemi kötü yanından almak eğilimi, Alman düşünürü Arthur SCHOPENHAUER’in öğretisidir… O’na göre, ”evren birbirlerini sonsuz olarak yiyenlerin yeridir. Açı, sevinçten çoktur. Var olmak, acı çekmek anlamını taşır… ”İstanbul, varolduğu için acı çekiyor demek ki… Fakat ne müthiş bir çekiciliği var İstanbul’un, İstanbul’da yaşamak bir lütuftur gerçekten…

Bu yıl aynı zamanda ilk dostluk köprümüzü 1890 da attığımız JAPONYA’nın da yılı, 2010… Aramızda 120. dostluk yılını kutlayacağız yıl boyunca ve bir çok ilimizde… Biliyor musunuz, JAPONYA VİZE UYGULAMIYOR bize…TÜRKİYE- JAPONYA gerçek dostlar… Ülkemize yılda yaklaşık 160 bin Japon turist geliyormuş… Bizden giden Turistler elbette daha az sayıdadır, onlara yetişmek zor… Ben, Japonların kilolarını güzel koruyuşlarına bayılıyorum… bir de çok merak ediyorum, fotoğraf çekme meraklarını, yemek- içmek kadar doğal bir halde fotoğraf makinesi kullanıyorlar… Barış MANÇO’nun Japonya konserini TV’den her seyredişimde, ülkelerimizin bayraklarının dalgalanışı, halkın sanatçımıza gösterdiği saygılı sevginin, gözlere yansımasını görmek, beni müthiş bir heyecana ve gurura sürükler… BARIŞ’ın insanlara ne kadar yakıştığının bir kanıtıdır, bu konserler… Barış MANÇO’nun ”Toki No Tabibito” şarkısında, Japon Dr.IKEDA’ nın şiiri vardır… Ve bu şarkıda anlatılan, zaman ve hudut tanımayan bir gezginin öyküsüdür… Adeta çelebi Barış MANÇO anlatılıyor şarkıda… Şarkılar ve şiirler ölümsüzdür….

Tarih bilginizden hatırlarsanız, sene 1945 de ABD, Hiroşima ve Nagazaki’ye Atom bombası atmıştı… Bizler, bir atom patlamasını görmedik Allah bir daha kimseye göstermesin…15 Ocak 1902 de doğan Nazım Hikmet RAN, bağımsızlık gibi barışa da büyük önem verir, bu yüzden, 19 Mart 1950′ de Dünya Barış Konseyi üyesi olarak, Stockholm Çağrısı’nı yayımlayıp, nükleer silah yapımı ve kullanımının yasaklanmasını istedi. Bu çağrıyı umursamayan ABD, 1954 de Japonya yakınlarındaki Bikini Adası’ nda Hidrojen bombasını denedi… Bu deneme sonucu oluşan zehirli gazlar, büyük bir hızla çevreye yayılmış, bulutlar halinde çok geniş bir alanı etkisi almıştı…. ve bu çevrede avlanan Japon balıkçıları rahatsızlanmış ve avladıkları balıkları yiyenler de ölmüstü… ”Japon Balıkçışı” şiiri Nazım Hikmet RAN tarafından ”barış” için yazılmıştır… Benim bildiğim, Türkiye’ de Tahsin İNCİRCİ ve Fikret HAKAN tarafından bestelenmiştir… Hümeyra yorumlamıştır bu türküyü… Amerikan Halk Türküleri besteleyen siyahi sanatçi Paul ROBEsON tarafından plağa alınmıştır… Yeryüzünde başka ülkelerde ve başka sanatçılar tarafından da bestelenmiş midir bilmiyorum, muhtemeldir diye düsünüyorum, çünkü müzik özgürdür… Nazım Hikmet RAN’ın ”Akrep Gibisin” şiirinin Fransız sanatçi Yves MONTAIGNE tarafından bestelendiğini de biliyorum..

”Denizde bir bulutun öldürdügü
Japon balıkçisi genç bir adamdı.
Dostlarından dinledim bu türküyü
Pasifik’ te sapsarı bir akşamdi.

Balık tuttuk yiyen ölür
Birden değil, ağır ağır,
Etleri çürür, dağılır
Balık tuttuk yiyen ölür

Badem gözlüm beni unut
Boynuma sarılma gülüm
Benden sana geçer ölüm
Badem gözlüm beni unut.

Bu gemi bir kara tabut
Badem gözlüm beni unut
Çürük yumurtadan çürük,
Benden yapacağın çocuk.
Bu gemi bir kara tabut
Bu deniz bir ölü deniz.
İnsanlar eyy, nerdesiniz ?
Nerdesiniz ? ”

Ne zaman gökyüzünde,bir şimşek çaksa ve bu uzun sürerse,,, ne zaman gökyüzüne ardarda sayısız havai fişekler atılsa, ve bu uzun sürerse, aklıma hep , Japonya geliyor, henüz 1945 de bu hayatta yoktum 1954 de de henüz doğmamıştım, Pasifik okyanusunu düsünüyorum, bulutları, ağlayan, acı çeken ve ölen insanları düsünüyorum…Çünkü ben de ” BARIS’ın gerekliliğini” duyan insanlardanım… “İyi” kavramı, doğru ile güzelin birleşmesidir, ve iyiyi bu anlamda yorumlayarak, felsefesine temel yapan ilk düsünür de SOKRATES’tir… O halde gerçeği gibi felsefi olarak da, Doğru ve güzel olan BARIS, İYİ’dir… Ve en güzel Barış cümlesini, 1881 yılında doğan, Mustafa Kemal Atatürk söylemiştir..”Tüm insanlığı, tek bir vücut gibi düsünmelidir” diyerek….

O halde, tarihi bilgilerimiz ve yeni bilgilerimizin aydınlığında, dostluğumuzun dostluğumuzun sönmeyen kandiliyle, 2010 Japonya’ya ve İstanbul’a kutlu olsun…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.