2016’ya girerken Türkiye için iyimser olmak zor

“Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinden çoktan vazgeçildi. Türkiye, 2016’ya kapı komşularında savaş, kendi sınırları içinde de giderek ağırlaşan bir çatışma ile giriyor.

Suriye ve Irak’ta yakın gelecekte suların durulacağına dair hiç bir işaret yokken, Türkiye’nin dış güvenlik sorunlarının azalacağını beklemek gerçekçi değil.

Zaten, en büyük potansiyel tehdit de dışarıdan değil, içeriden kaynaklanıyor. Halihazırda siyasi İslam ile laik kesim arasında varolan derin kutuplaşmaya ek olarak şimdi de, etnik Türk ve Kürt toplumları arasında büyüyen uçurum, ülkeyi kendi kara deliğine doğru hızla sürüklemekte.

Yeni yılda Türkiye, Orta Doğu’daki kargaşadan nasibini almaya, yanlış dış politika kararlarının olumsuz etkilerini hissetmeye devam edecek; ancak önünde duran en çetin sınav, birlik ve istikrarını koruyabilmek olacak.

İki yıllık ateşkesin Haziran ayında sona ermesinden bu yana süren PKK karşıtı operasyonlar, güney doğuyu şimdiden kanlı bir çatışma alanına çevirdi. Sivil halk, güvenlik güçleri ve militanlar arasında büyük can kaybına, onbinlerce insanın evinden yurdundan olmasına ve yerel ekonominin çöküşüne yol açtı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni yıl mesajında şu ana kadar 3100 Kürt militanın öldürüldüğünü, ya da kendi deyişiyle ‘etkisiz hale getirildiğini’ belirtirken, “Güvenlik güçlerimiz, hem dağları hem de şehirleri, karış karış teröristlerden temizliyor, temizlemeye devam edecek” diyordu.

Ancak mesajında, sivil halk arasında canverenlerin sayısı ve hangi koşullarda öldürüldüklerine dair ayrıntıya girmedi. Oysa, insan hakları örgütleri ve yerel kaynaklara göre, çoğu kadın, çoçuk ve yaşlılardan oluşan 150’den fazla sivil, bu operasyonlar sırasında öldürüldü.

Suriye’deki savaşın da körüklediği bu çatışmanın sadece Türkiye için değil, sınırların ötesinde, uluslararası ve uzun erimli sonuçları da olacak.

Bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisini daha geniş yetkilerle donatmak amacıyla Anayasa değişikliği gerçekleştirme çabaları da duraksamaksızın sürüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan. SuudiArabistan’la askeri, ekonomik ve yatırım işbirliğini güçlendirmek amacıyla ‘stratejik bir işbirliği konseyi’ ya da bir diğer deyişle Sünni bir ittifak oluşturduğu geziden dönüşünde, Perşembe günü, bizlere, ayaküstü bir önemli ipucu daha verdi.

Başkanlık sisteminin kuvvetler ayrılığı ilkesiyle çatışmadan gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği sorgulandığında, üniter devlette başkanlık sisteminin mümkün olduğunu, dünyada emsalleri bulunduğunu belirtti ve sonra da Hitler Almanya’sını örnek gösterdi.

Ne diyelim, liderlerinin güç kapma hevesine, tek-adam hayranı halk çoğunluğunun da baskılara ve şiddete karşı duyarsızlığına bakılırsa, gerçekten de Türkiye, günün birinde aynı yolun yolcusu olabilir.

__________________

* YAZARIN DİĞER YAZILARI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

http://www.firdevstalkturkey.com/tr/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.