22 Aralık sabahı

22 Aralık sabahı

0
PAYLAŞ

22 Aralık sabahı yazacakları yazıları geçen seneden hazırlamışlardı. Onlar için Dünya dün ya! Ve dünden ders almayıp, bugünü de böyle ıskalayıp, yarına hazır olmamak en kolayı ya! Ve işte fırsat çıktı ya, sadece kendilerine sığınak yaptıkları rutubetli din mefhumuların kurutulma ihtimaline saydırmak ve müsbet sınırlara kilitledikleri bilime aykırı düşünenlere geydirmek için… Oysa dünün müsbet biliminin sundukları ile bugünün müsbet biliminin sundukları arasındaki farkın farkındalığına varmakta menfi idiler.
Gezegenin, içindekilerle beraber son yıllarda hızla tabana çarpmakta olduğunu asla görmek istemediler keyifleri gıcır olanlar. Tabana çarpmanın ille fiziksel olarak, gidip de Niribu gezegenine kafadan toslamak anlamına gelmediğini kavrayamadılar, Şirince’de mavi şirinlikler yapmak olmadığını bilemediler. Oysa Dünya’nın çoktan bir yerlere toslamışlığı hiç ilgilendirmedi o prof sakallılarla, çember sakallıları. Hor kullanılan gezegenin parçası olduklarını algılayamadılar ki… İçleri kötü olanlar, gezegenden taşma noktasına gelen kötü auraları, fena neşriyatları sezemediler ki…

Ufukları kapalı olduğu için dar vizyonlarıyla müsbet bilimler sınırını bir türlü aşamayan onca bilim adamı, kanal kanal dolaşıp 21 Aralık’tan beslenen onca alem çapında negatif ama kendince pozitif yaratık, her hücrelerinde mikro evrenler barınan beyin dokularını en ufak bir olasılık hesabına bile kapattılar ki, dünyevi statüleri bozulmasın. Hatta ne nötronları, ne protonları, ne de elektronları oldular atomik çekirdeğin.

22 Aralık gününün enerjisini dünyevi paralarla satın alamayacak olan Arz safraları, dünyanın hazinelerini göklere dökseler ruhlarına zerre ivme kazandıramayacak olan uzay düşmanları, öte alemlere hazırlanırken bile kendilerine Dünya işi en pahalı mermerden sedef kakmalı anıt mezar yaptırıp, cennetin lebiderya mevkiinde yer parsellerken nedense tırstılar kıyamet fikrinden.

Oysa kıyamet herkesin içinde koptu bile. Kimi paratoner gibi kötülükleri çekti göklerden, kimi açık şakralarıyle buyur ettiler yüreklerine hak ettikleri liyakatin hüzmelerini. Mevsim geldi ve hasat yapıldı bile… kimi başaklar buğday olmaya biçildi nurlarca, kimi sap ve safralar ise biçerdöverlendi kosmik remote control ile.
Baba ülkeler, kapalı kapılar ardında göklerden gelecek olası tehlikelere karşı aralarında protokoller yapıp füzelenirken, derinlerden geldi bundan sonranın Dünya’sına nizam verecek olan ışınlar. Kimini deldi geçti, kimini aydınlattı. Birikimlerini öte alemlere taşıyabileceklerin kalbine nice taze nurlar dolarken, Maden dağında maden aramaya giden bi alem insanlar, Nur’un gemisine binemediler.

İşin en ulvi-trajik yanı, farkındalık ışınlandı gezegenimize ama bunun farkına varan vardı, farkına varamayan ise çarkına kapıldı gitti içine ettikleri atık alüvyonların.
Fark ise az sonra….

BİR CEVAP BIRAK