23 Haziran’da benim oyum: AB’de kalalım

23 Haziran’da benim oyum: AB’de kalalım

0
PAYLAŞ

Geçen haftanın gündeminde en çok ‘neo-Nazi’ Thomas Mair’in AB yanlısı İşçi Partisi milletvekili Jo Cox’u öldürmesi konuşuldu. Bu vahşi cinayet sonrasında kararsızlar ibresinin AB yanlısı bir eğilim yaptığı söylenebilir.

Bizim toplumun sandığa gidip görüşünü yansıtmasının önemli olduğunu düşünüyorum. AB tartışmalarında Brexit’ciler genelde göçmen, özelde Türk düşmanlığını işlediler. Onların yanıtını da sandıkta verelim.

Bizim toplumla yaptığımız röportajlarda “Misafir misafiri istemez, ev sahibi ikisini de” misali bizimkilerin yeni göçmenleri istememesine şaşırmıştık. AB’ye karşı çıkanların “göçmen” karşıtığını kullanmaları bir kandırmaca…

Birleşik Krallık ve AB emperyalist birer güç. Onlar kendi çıkarlarını tartışırken bizim toplumun çıkarlarını tarttığımızda BK’nin AB’de kalmasının bize 3 önemli yararı var. İlki AB’de serbest dolaşım hakkı, ikincisi Avrupa Adalet Divanı ile hakların korunması, üçüncüsü ise Ankara Anlaşması ile Türkiye’den göçün sürmesi. Özellikle Ankara Anlaşması’ndan 2004’den bu yana 5 bine yakın Türkiyeli göçmenin BK’de çalışma ve sonrasında oturum vizesi alması küçümsenmeyecek bir rakam değil.

Madalyanın diğer yüzünde ise BK’nin AB’den çıkmasıyla AB’nin dağılma olasılığı. Emperyasit gücün dağılmasını kim istemez ki?

Hepsini tarttığımda, mantığım BK’nin AB’de kalmasından yana. Oyum da ona göre olacak…

ERDOĞAN’DAN DA DUYARLILIK

Prens William, eşcinsel dergisinin kapağındaydı… Kraliyet tahtının ikinci sıradaki varisi Cambridge Dükü Prens William, Birleşik Krallık’ta yayımlanan eşcinsel içerikli bir derginin kapağında yer aldı.

William’ın derginin kapağında yer bulması, tacizlere maruz kalan LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel ve trans) toplumunun bazı üyelerini, tecrübelerini ilk ağızdan dinlemek üzere resmi konutu Kensington Sarayı’na davet etmesinin ardından geldi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da LGBT’lilere aynı duyarlılığı göstermeli. LGBT’yi sarayında muhtarlar gibi ağırlasın. Hatta ABD’li LGBT’lilere de “Sizin oralarda can güvenliğiniz yok. Gelin Türkiye’ye” diye seslensin.

Neyse dostlar Türkiye’de bu konuda neler olduğunu takip etmeseydiniz hemen özetleyeyim. İstanbul’daki Onur Yürüyüşü’nü önce cihatçılar, sonra Alperen Ocakları tehdit etti. Savcıların bu tehdite karşı harekete geçmesini beklerken Valilik yürüyüşü yasaklayıverdi. Buna rağmen yürüyüşü yapmak isteyenlere de polis göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi ile müdahale etti Üstelik polisin canlı hedefe gaz fişeği gönderirkenki fotoğrafı da basında yayınlandı.
Bu Avrupalıların anlayamayacağı bir olaylar silsilesiydi. Ben diyorum ki BK’nin AB’den çıkmasıyla AB dağılmaz. Türkiye’yi AB’ye alsınlar. O zaman kesin un ufak olur valla…

Zaten özel bir sohbette Prof. Dr. İzzettin Önder Hoca’ya “Yahu hocam AB üyeleri Türkiye’nin AB’ye alınmasına karşı fakat onların kankaları olan ABD ısrarla ‘alın’ diyor. ABD neden farklı düşünüyor?” diye sormuştum. Hoca da “ABD, Türkiye ile AB’ye kazık atmak istiyor” demişti. Bilmiyorum latife mi etti ama benim aklıma yatar oldu şart olsun.

ALİ RIZA AKSOY’A BABALAR GÜNÜ

Topluma emeği geçen Ali Rıza Aksoy’a arkadaşları babalar gününde sürpriz bir gece düzenlediler. Ali Rıza Aksoy içimizden birisi… Hayatını işçilerin, sığınmacıların ve göçmenlerin daha iyi yaşamasına adamış bir sosyalist. Ali Rıza Aksoy’un Londra’da geçirdiği 40 yılı, aslında toplumun gelişimini de anlatan bir roman. Ali Baba’ya bu vesileyle “İyi ki varsın” diyorum. Bu arada Ali Baba’ya referandumdaki oyunun rengini sordum. “AB’de kalınmalı” dedi.

BİR CEVAP BIRAK