23 Nisan’da bayrak asanlar azaldı gibi…

Irak’ta Amerikalı askerler caminin içinde yaralı bir direnişçiyi öldürdüklerinde ve biz onların görüntülerini izlediğimizde tepkimizi dile getirirken direnişçinin siyasi görüşü, ABD’nin işgalci güç olma durumu gibi nedenlerden değil saf insan olmanın gerekirliklerinden hareketle, yapılanın insana ilişkin kültürel, dini, ulusal ve de doğal değerlerine yakışmadığını dile getirmiştik.


Yaralı bir insana ‘’Düşman’’ da olsa kurşun sıkılamazdı. O yardıma muhtaçtı, yardım edilmeliydi. Savunmasız bir kişiye kurşun sıkmak en basit anlatımıyla ‘’Vahşet’’ di.


Yugoslavya iç savaşında Sırp kafatasçı milliyetçilerinin Boşnaklara yaptığı zulüm bizim olduğu kadar bütün toplumların vicdanını rahatsız etmişti.


Rahatsızlığımızı her platformda dile getirmeye çalışmıştık.


Bunları dile getirirken de siyasi duruş farklılıklarından öteye insan olmanın temel değerlerine dayalı toplumsal bir ittifak kurmanın, kurabilmenin gururunu da yaşamıştık. Biz toplum olarak, mağdur olana yapılan ‘’İnsana yakışmayan’’ şiddete karşıydık


BİRİLERİ SAVAŞ AÇTI


Irak’ta, Bosna’da bir savaş vardı. Biz, savaşın dışındakiler savaşta yaşanan uç şiddeti ve son kertede savaşı mazur görmüyorduk. Ve haklıydık.


Mersin’den Trabzon’a ne olduğunu iyi sorgulamamız lazım. En yalın anlatımıyla Trabzon’da birileri savaş durumu ilan etmiş ve savaşta kabul edilebilir cinsinden ucu linçe, öldürmeye varacak şiddeti sergilemiştir.


Olay olduğu gün ile sınırlı da kalmamış, yapanlar yaptıklarından pişman olmak yerine devamını getirme cesaretini, vicdani huzur içinde, gizlenmeden bulmuşlardır.


‘’Halkı galeyana’’ getirdikleri iddia ediliyor. Halkın galeyana geldiğinde linç etme hakkı var mıdır? Ya da Trabzon’da olan gerçekten bir halk hareketi olarak mı görülmeye ve birilerine mesaj verilmeye mi çalışılıyor?


Bu aşamada şiddetin yöneldiği öznenin haklılığı ya da haksızlığı da önemli değildir. Çünkü, kendilerini savunabilecek bile güçleri yoktur. Yani haksız, yanlış olmaları durumunda normal koşullarda uygulanabilecek hukuksal yaptırımlar yeterli olabilir. Güvenlik güçleri haksız olanı yargı erkine havale edebilir ve yasaların belirlediği cezaya çarptırılırlar. Bu yaşadığımızı sandığımız normal, demokratik koşullarda olabilir.


Ya olanlar.


Şiddetin bir biçimde mazur görülme eğiliminde olma durumu.


Toplumsal vicdan bu noktaya geldiği zaman düşman tanımlanmıştır demektir. Sınırları bir kentte kalıp, kolluk kuvveti ile önlenebilir olması rahatlatıcı mıdır? Tavrın ucu açıktır ve düşman bellediğiniz de size düşman gözüyle baktığı ve şiddetini örgütlediği zaman olay çığırından çıkabilir.


O zaman pirincin taşını ayıklamaya, genelde mesleki donanım ve bilgiden yoksun hamasi tavır erbabı yeteneksiz güruh talip olur ki, onların enerjileriyle ne yapacaklarını kestirebilmek masadan düşen bilardo topunun nereye nasıl vuracağını kestirmekten daha zordur.


Sorgulanması gereken kimin ne adına ne yaptığından öte olayın büründüğü biçimdir.


Şiddet yakıcıdır. Hele ki içinizdeyse mücadele etmeniz de zorlaşır. Siz ne kadar mikrobun dışardan geldiğini söyleseniz de artık içinizdedir. Sizin bir parçanızdır. Ona yönelik her önlemin sizin bedeninizde bir yan etkisi olacaktır.


İçinizdeki şiddetin farkına vardığınızda geç olabilir. ıçinizdeki yıkımın iyileştirilmesi için elinizdeki araçlar yetmeyebilir.


Merak ediyorum; bugün 23 Nisan. Acaba, galeyana gelip camlarına bayrak asan kaç kişi ulusal bayramda bayrak astı.


Etrafıma bakıyorum da sanki daha az gibi…


Ali koçak / alikocak2002@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

6 + 13 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.