30 bin ağacı kesmek için katliam fermanı çıktı!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – “Mermer için kesilecek ağaçların yerine yenisini dikeceğiz, kuşlar uçabilir, tavşanlar yeniden çoğalabilir, bitkiler göç edebilir…” İşte Türkiye’de üç kuruşluk taşı çıkarmak uğruna yapılan yaşam katliamının geldiği nokta…
Isparta’nın Sütçüler ilçesinde çoğunluğu karaçam ve ardıçtan oluşan yaklaşık 30 bin ağacın kesilmesine neden olacak mermer ocağı için ÇED Olumlu Kararı verildi. İlgili bütün kamu kuruluşlarının “sakınca yoktur” görüşü verdiği katliam fermanı gibi karar, 12 Mart’ta Isparta Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nce duyuruldu. Yaklaşık 220 futbol sahası büyüklüğe sahip olan 147 hektarlık orman arazisinde açılmasına izin verilen mermer ocağı 2028 yılına kadar faaliyet göstermeyi planlıyor. Mermer ocağı izni verilen ormanlık arazide yapılan araştırma sırasında ikisi endemik olmak üzere 74 bitki türü ile 112 kuş türü tespit edildi. Beşi çift yaşamlı (kurbağa), 20’si sürüngen geri kalanı da memeli olmak üzere toplam 179 canlı türünün yaşadığı ortaya çıkan bölgede açılmak istenen mermer ocağına “ÇED Olumlu Kararı” verilmesi tepki çekti. Bölgede ayrıca uluslararası koruma kriterlerine göre hassas olarak tanımlanan iki yarasa türü de yaşıyor. Ancak bütün bunlara rağmen maden firması tarafından bir uzmana hazırlattırılan raporda, mermer ocağı faaliyetinin çevreye ve bölgedeki türlere bir zarar vermeyeceği ileri sürülmesi dikkat çekiyor.

VAHŞİ MADENCİLİK KIRSAL YAŞAMI ÖLDÜRÜYOR

Dağları ve yaylalarıyla ünlü olan Isparta’nın Sütçüler ilçesi, 10 yıl öncesine kadar bozulmamış doğası ve kültür varlıklarıyla tanınıyordu. Bir çok tıbbi ve aromatik bitkinin doğal olarak yetiştiği ilçenin dağları, arıcılık ve küçükbaş hayvancılık sayesinde yöre halkına ekmek kapısı oluyordu. Ancak 2004 yılında Maden Kanununda yapılan değişiklikle doğayı ve yaşam alanlarını koruyan maddeler çıkarılarak vahşi madenciliğin önünü açan düzenlemelerin yürürlüğe konulması Türkiye’nin bir çok bölgesi gibi Sütçüler’i de olumsuz etkiledi.

10 BİN NÜFUSLU İLÇEDE 250’DEN FAZLA MERMER RUHSATI VERİLDİ

Mart 2019 verilerine göre büyük bölümü ormanlarla kaplı olan Sütçüler ilçesi sınırlarında 258 mermer ocağı ruhsatı bulunuyor. Yaklaşık 50 mermer ocağının faaliyette olduğu bildirilen ilçede, 42 proje ÇED aşamasında, 98 proje ise ön arama aşamasında. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, dışarıya büyük göç vermesi yüzünden köyleriyle birlikte 10.707 kişilik bir nufusa sahip olan Sütçüler’de 6 yeni mermer sahasını da ihale etmeye hazırlanıyor. Her bir ruhsat sahasının yaklaşık 100 hektarlık bir alanı kapsadığı düşünülürse mermer ocaklarının tamamının faaliyete geçmesi durumunda ortaya çıkacak tahribatın boyutları dehşet verici boyutlara ulaşacak.

HER GÜN YENİ BİR YIKIMA UYANIYORLAR

Her geçen gün yeni bir yıkıma uyanan ilçe halkı için mermer ocakları tam bir kabusa dönüşmüş durumda. İlçeye bağlı orman köyleri Hacıahmetler ve Belence sınırlarında izin verilen iki ayrı mermer ocağı sahası için ÇED Olumlu Kararı verilmesi bölgedeki ağaç katliamını artıracak. Başaranlar İnşaat Malzemeleri ve Tic. ve San. A.Ş. adında özel bir firma tarafından hazırlanan mermer ocağı projesi yaklaşık 200 hektarlık ruhsat sahasını kapsarken ilk etapta bunun 147 hektarlık kısmında çalışma başlatılacak.

30 BİNE YAKIN AĞACI KATLEDECEK PROJE ONAYLANDI

Tamamı ‘devlet ormanı’ niteliğinde olan mermer ocağı sahasında 3 bine yakını ardıç, geriye kalanı ise karaçam olmak üzere toplam 27.843 yetişkin ağacı bulunuyor. Isparta Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, 12 Mart’ta yaptığı duyuruda, proje için ‘ÇED Olumlu Kararı’ verildiğini açıkladı. Firma tarafından hazırlanan ve ilgili kurumlarca da onaylanan proje tanıtım dosyasında yer verilen bilgilere göre ÇED sahası içerisinde bulunduğu tespit edilen yaklaşık 30 bin ağaç Tarım ve Orman Bakanlığı’nın denetiminde kesilecek. Firma, alandaki mermeri çıkardıktan sonra kesilen ağaçların yerine 5 katı kadar, yani 137.415 ağacın dikileceğini belirtiliyor.

‘ORMAN’DAN SAYILMAYAN AĞAÇLAR KATLİAM HESABINA KATILMIYOR

Yöre köylülerinin verdiği bilgilere göre alanda sadece karaçam ve ardıç değil, pek çok başka ağaç türü de bulunuyor. Dikenli ardıç, pirnal, akçakesme, çitlembik, tespih çalısı ve ahlat gibi türler orman varlığı olarak görülmediği için bu ağaç ve ağaççık türlerinin yok edilmesi hesaba katılmıyor. Ekosistemin devamlılığı ve yaban hayatı için oldukça önemli bir işlevi olan bu türler bir çok canlının beslenmesi ve üremesi için olanak sağlıyor. Yöre halkı, kesilecek olan ağaç sayısının diğer türler de hesaba katıldığında açıklanan rakamın en az iki katı olacağını düşünüyor.

İKİSİ ENDEMİK 74 BİTKİ, NESLİ TEHLİKEDE OLANLAR DAHİL 179 CANLI TÜRÜ

Ancak yaklaşık 220 futbol sahası büyüklüğe sahip olan orman arazisinde mermer ocağı açılmasına izin verilmesinin yaratacağı tahribat ağaç katliamıyla sınırlı değil. Projeyle ilgili ÇED dosyasında yer verilen bilgilere göre mermer ocağı açılmak istenen arazi ve çevresinde ikisi endemik olmak üzere 74 bitki türü ile 112 kuş türü tespit edildi. Beşi çift yaşamlı (kurbağa), 20’si sürüngen, geri kalanı da memeli olmak üzere toplam 179 canlı türünün yaşadığı belirlenen mermer ocağı sahasında yaşadığı tespit edilen 8 yarasa türünden ikisinin koruma kriterleri açısından ‘hassas’ olarak görülen türler olduğu belirlendi.

MERMER OCAĞI SAHASINDA ENDEMİK GÜLHATMİ VE KORUOTU BULUNDU

Kısa süre sonra çalışmalara başlanması beklenen mermer ocağı sahasında tespit edilen endemik bitki türlerinden biri halk arasında Gülhatmi olarak anılan ‘Alcea apterocarpa’, diğeri ise Koruotu olarak bilinen ‘Minuartia Anatolica’ olduğu saptandı. Mermer ocağı sahasında varlığı tespit edilen Akdeniz nalburunlu yarasası ile Uzunkanatlı yarasa da uluslar arası koruma kriterlerine göre ‘hassas’ olarak belirlenen memeliler arasında. Bölgede ayrıca nesli tehlike altındaki kızıl akbabanın yanı sıra kaya kartalı, gökdoğan, küçük orman kartalı, atmaca, kızıl şahin, kınalı keklik, ibibik dahil olmak üzere toplam 112 kuş türü yaşıyor. 

FİRMADAN ŞAKA GİBİ RAPOR: ‘MERMER OCAĞI TÜRLERİ ETKİLEMEYECEK’

Mermer ocağı için hazırlanan ÇED dosyasında, alandaki bitki ve canlı türlerinin çalışmalardan olumsuz etkilenmeyeceği, alanın dışında da varlıklarını sürdürebilecekleri belirtiliyor. Biyolog Ramazan Altun tarafından hazırlanan ve proje dosyasına eklenen ekosistem değerlendirme raporunda özetle şu ifadelere yer veriliyor: “Envanter listesine giren tüm bitki türlerinin mermer ocağı faaliyet alanı dışında yayılışını sürdürebileceği alternatif ekosistemlerin mevcut olduğunu söylemek mümkündür. Dolayısıyla ruhsat alanı ve yakın civarında tespit edilen bazı türlerin floristik anlamda yakın çevresinde bulunan bu ekosistemlerde varlığını devam ettirdiği ve mermer ocağı faaliyetlerinden etkilenmediği tespit edilmiştir. Fauna türleri bakımından, projenin faaliyete geçmesiyle kaybolacak mikro habitatlar söz konusudur. Bununla beraber, genellikle omurgasız türlere veya küçük kemirgenlere ait olan habitatların çevrede yer alan alternatifleri sayesinde üreme kapasiteleri ve yayılma hızları yüksek olan bu türler alternatif bu habitatlara taşınacaklardır.

‘KUŞLAR UÇABİLİR, TAVŞANLAR ÜREYEBİLİR, BİTKİLER YAYILABİLİR’

Tespit edilen bütün türlerin çevresel yayılışları olduğu söylenebilir. Dolayısıyla ne hedef tür ne de diğer yabani hayvan türleri açısından önemli veya kritik ölçüde bir habitat kaybı söz konusu olmayacaktır. Kuş türleri hareket ve göç kabiliyetlerinin fazla olması dolayısıyla, fare benzeri küçük kemirgen türleri ve tavşanların ise üreme potansiyellerinin büyüklüğü sayesinde proje faaliyeti ile doğabilecek habitat kayıpları ve diğer olumsuz etkileri tamponlayacak kapasitede olduğu ifade edilebilir.”

‘PARA UĞRUNA BİLİM AHLAKI VE YAŞAM HAKKI AYAKLAR ALTINDA’

Yukarı Köprüçay Havzası Koruma Platformu’ndan yapılan açıklamada, “Mermer ocağı açılmak istenen arazinin büyüklüğü göz önüne alındığında tek bir uzmanı bir günde bırakın bilimsel gözlem yapıp tür kaydetmesini, sadece yürüyüş yapması bile mümkün değildir. Envanter taraması yapılıp yüzeysel ve yasak savmaktan öteye gitmeyen bir arazi gözlemiyle bu alandaki flora ve faunanın sağlıklı biçimde tespit edilmesi mümkün olmadığı gibi, söz konusu raporda yer verilen mermer ocağının canlı yaşamına zarar vermeyeceği ifadeleri kamuoyunun aklıyla dalga geçmek anlamına gelmektedir. Kuşların uçup başka yere gidebileceği, tavşanların hızla üreyebileceği, bitkilerin ise arazi dışında da varlığını sürdürebileceğini iddia etmek yaşam için soykırım anlamına gelmektedir. Para uğruna bilim ahlakını ve yaşam hakkını ayaklar altına alan bu anlayışı kınıyor ve yetkilileri bu yanlıştan dönmeye davet ediyoruz. Bu raporda yer alan belgeler ve ifadeler insanlık ve tüm canlı yaşam adına bir utanç vesikası olarak tarihe geçecektir” ifadelerine yer verildi.


Önceki haberBrexit’e bir hafta kala dev protesto
Sonraki haberYeni Zelanda’da iki camide katliam: 49 ölü
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.