30. yılında, görkemli açılış

Sevda – Cenap And Müzik Vakfı’nı, öncelikle kutlamak gerek. Vakfı kuranları, yaşatanları, emek verenleri ve destek olanları, 30 yıla ulaşan bu festival etkinliğine süreklilik kazandırarak, bu güne getirilmesin de emeği olan herkesi, kutlamak gerekiyor.

30 yıl öncesinin, o ilk heyecanlı günlerini anımsıyorum. Soru, olur mu, yaklaşımı ile başladı ve olur kılındı. Sürer mi endişesi, 30 yıldır sürüyor. Bağımsızlığını ve kültür düzeyini bir çizginin altına düşürür mü, düşürmedi. Sponsorlar destek olmazsa, mali kaynak yaratılamazsa ne olacak. Salon sıkıntısı var, daha iyi mekanlar ve yeni mekanlar kazandırılabilir mi, Ankara’ya yaraşır yeni bir mekan, 30 yılda hala yapılamadı, ama festival devam etti. Tüm zorluklara karşın, yine de 4 nisan da, her yıl etkinlikler başladı ve devam etti. Nice otuz yıllara diyelim.

Perşembe akşamı notalar, bizden tınılarla başladı. Ferid Alnar’ın, “İki Dans” eseri. Bu eserle, Ferit Alnar’a da, bir saygı ve vefa gösterilmiş oldu. Eserlerini, büyük oranda Ankara’da vermiş, Ankara’da yaşamış bir sanatçının notaları ile bizden ezgilerle, Festival 30 yıla, “merhaba” demiş oldu.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nı, bu eseri ve diğer eserleri seslendirmesinde şef, bir Rus snatçisiydi. Bizim tınılarımıza yaşam veren şef Alexander Vakoulsky, St.Petersburg ve Amsterdam arasında süren şeflik yolculuğun da, kuzeyden güneye, Ankara’ya gelmişti. Kendi eserlerimizi ve tınılarımızı, yabancı şeflerin yönetiminde dinlemek, onların bizim tınılarımıza yaşam verişlerini seyretmek, ayrı bir zevk oluyor.

Genç bir Rus kemancı. Daha 25 inde bir virtiöz. Sergey Doğadın. Çaykovski’nin Re Majör, Keman Konçertosu’nu seslendirirken, yine doruklardaydı. İzleyicileri, kuzeye Rusya’ya, Çaykovski’nin yaşadığı döneme ve yaşamına götürdü. Onlarla birlikte dolaştık. Bu uzun ve zor eseri seslendirmeden sonra, alkışlar durmadı doğal olarak. Doğadın, bu alkışları, bir bis ile yanıtlayamadı, yorgundu ve belki de, Çaykovski’nin bu tınıları ile Ankara’ya veda etmek istedi.

Açılış konserinin son eseri, yine bir rus besteci, Sostakoviç’in 5 Senfonisi. Duygu seli içinde gelip giden bir eser. Sostakoviç’in fırtınalı yaşamı, ancak duygusallığının ağır bastığı bir eser. Şef’in, kuzeyin, ülkesinin bu tınılarını, dünyasını, Ankara’ya getirirken, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Okestrası’nın, büyük bir uyum ve heyecanla, sefe eşlik ettiğini de gördük.

O nedenle, yazımızın başlığına, “30.Yılında Görkemli Açılış” başlığını attık. Dışarıda hava biraz soğudu, siyasal tartışmalar, Ankara’nın trafiği bir yana, müzikle geçen güzel bir akşamı, bir kadeh Kavaklıdere şarapları ile kapatmak ise, kulaklarda ki ve gözlerde ki tada, damak tadı da eşlik etmiş oldu.

Evet, 30 yıl. Dile kolay. Bu otuz yılda yaşanan, zorluklar, krizler, olanaksızlıklar, engeller, ama, 4 Nisan’da başlayan, bir aylık bir müzik ve bahar esintisi, aksamadan devam ediyor. Alkışlar, bu emeğin, belki de en güzel mükafatı. Ankaralılar, 30 yıldır bu festivallerine sahip çıkıyorlar.

Temelleri, 1940 de atılan, “Ses ve Tel Birliği Cemiyeti”,1973 de Sevda-Cenap And Müzik Vakfı’na dönüşürken, Vakıf’da 40. Yılına ulaşmış oldu. Seneye 41 kere maşallah diyeceğiz. Bu Vakfın, kuruluşundan bu güne gelişine değin, BASMAN ailesinin çabaları, katkıları, özverileri ve yaşatmaları, ayrıca övgüye ve kutlamaya değer. Vakfın adından başlayarak, vefa duyguları ve saygı ölçüleri, zaten bu kuruluşa yaşam suyu vermelerinin ve bu güne ulaşmasının bir işareti. Başlangıçta izlenen yol, aynen, katkılarla, genişleyerek ve yaygınlaşarak sürüyor. Herhalde, aile bireyleri şöyle bir geçmişe baktıklarında, bu sürece ayırdıkları zaman, kendi işlerine ayırdıkları zamandan bile
fazla. Ama mutluluk duyuyorlar ki, yıllardır paylaşarak çoğaltıyorlar.

Büyük bir özenle hazırlanmış, pırıl pırıl bir anı kitabı, bir belgesel. “Sevda Cenap And Müzik Vakfı 40.Yıl.” Yazarlarına bakıyorum. Başta, Mehmet BASMAN. Müzik yayınlarına yeni çevirileri katkı vemeyi de sürdüren, Dr. Erdoğan Okyay. Konserlerdeki eksilmeyen gülümsemesi ile hep hatırladığımız, Prof.Dr. Ömer Bozkurt hocamız. Prof.Dr.Özer Sezgin hocamız. Burada da ismini görmekten mutlu olduğumuz şef ve besteci Sıdıka Özdil. Yılların dostu, gazeteci kimliği ilk ve en önemli kimliği olduğu için Şefik Kahramankaptan. Son yıllarda , kedisini iyice müzik alanına veren Can Özgön.

Ve bu ürünün, grafik, tasarım, yayına hazırlama ve baskı işlerini yapan, bu Ani-Armağan kitabını gün ışığına çıkartan, belgeleyen, Rek-May’i kutlamadan da geçmeyelim. Profesyonelliklerine, sanatsever kimliklerini de yansıtarak, elimize ulaştırıyorlar. Son yıllarda, yaptıkları işler ile ilgli aldıkları ödül ve başarıları buraya aktaracak değilim. Ama bu 30 yıla ulaşılan süreçteki güzellilkleri sunmadaki katkılarınının altını çizelim istedim.

Vakfın, bu 40 yıllık geçmişinde neler yok ki. “Onur Ödülü ve Altın Madalyası.” 1989 dan bu yana, Cevad Memduh Altar ile başlayıp, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’na uzanan ve devam edecek olan, ödül ve ödül kitapları. Sanata saygı ve onurlandırma, vefa girişimleri sürüyor. Festivale destek veren, katkı verenlere, ani ve vefa örneği, “Onur Ödülü Gümüş Madalyası.” Kurslar, burslar, topluluklar, projeler, korolar etkinlikler ve yayınlar. Basman ailesi, vakıfda çalışanlar. Derli toplu, görsellik ağırlıklı güzel bir sunum ve ani belgeseli.

30. yılda, açılışdan önce sunulan ayrıca bir belgesel.

Yaklaşık, 7 aydır her pazartesi, sizlerle bu sütunlarda buluşuyoruz. 45 yılı aşkın süredir Ankara’da oturan bir kişi olarak, ilk kez Sevda Cenap And Müzik Vakfı ve etkinliklleri yazımızın konusu oluyor. Bu eksikliğimizin farkında olarak bu satırları yazıyoruz. Bu eksikliği giderme isteği ile.

Biz tekrar programa dönelim. Çarşamba akşamı, Keman ve Viyolensel de Mari va Hakon Samuelsen’leri dinleyeceğiz. Norveç’den gelecek olan bu kardeşler, soğukdan gelip, müziğin sıcaklığını, Ankara’ya getirecekler.

Antonio Gades topluluğu, Antonio Saura senaryosu ile flamenko rüzgarı estirecekler. Bu eşitiye katılabilecekmiyiz bakalım. Ancak final. Yine, Görkemli bi kapanış. Başkent’te ilk kez seslendirilecek. Mahler’in 8. Senfonisi, “Binler Senfonisi.”Â İşin Metin’in şefliğinde Bilkent Senfoni Orkestrası ve korolar. Ferit Alnar’ın tınıları ile başlayan 30.Yıl, Mahler’in notaları ile sonlanırken, 31. yılın hazırlıkları başlayacak.

Nice otuz yıllara dileyelim. Ve dileriz öyle olsun.

________________________

Bigadiç 8 Nisan 2013 ismail.bayer1@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

16 + fourteen =