4.Klarnet Festivali’nin ardından

4.Klarnet Festivali’nin ardından

0
PAYLAŞ

Klarnetler nefes alıyor, nefes veriyor. 10 gün İstanbul, bu nefeslere, birçok grup ve müzisyenlere ev sahipliği yaptı. Boğazın iki tarafından nefesleri denize, denizlere açıldı.

İstinye Park’dan, Ortaköy Meydanına, THY Lounge’dan, Kadıköy Özgürlük Parkı’na, Taksim Tramvay’dan, Tarifeli vapur seferlerine, Kabataş, Kadıköy, Eminünü iskeleleri’n de, Nişantaşı Abdi İpekçi Caddesi’nden Sultanahmet Meydanı’na, klarnetin nefesi, nefes almak isteyenlere ulaşıyor.

Genç nefesler, kendilerini tanıtıyorlar, yarışma da yapılıyor.

Ve dört gün. CRR Konser Salonu, klarnetin dünya örneklerine sahne oluyor. Her yıl bir sanatçıya saygı. Geçen yıl, Aşık Veysel’e selam gönderildi. Bu yılda, USTAYA SAYGI KONSERİ’n de sanatçılar, Barış MANÇO’ya selam gönderdiler.

Sonra, NY GYPSY ALL STARS, TRİLOK GURTU ve TULUĞ TIRPAN ile “DÜNYA TEK NEFES” oldu.

Ve Cumartesi akşamı, soluk soluğa Ankara’dan yetiştik, “SEVDA SESLERİ”ne, Suyun karşı tarafından gelenleri karşıladı, suyun bu tarafında olanlar. Barış şarkılarını, sevda şarkılarını, nefesleri ile yaymağa çalıştılar.

Acılar var, sanat devam ediyor. Müzik devam etsin ki, acılar olmasın.

Müziği sadece bir eğlence aracı olarak algılamanın ötesine geçemeyenlere, onun bir duygu ve sevgi yumağı, kültür birikimi olduğunu göremeyip, duyumsayamayanlara, içine giremeyenlere, “müzik sussun” diyenlere, çok güzel bir yanıt da ulaştırılmış oldu.” “Müzik susmasın, silahlar sussun” dediler. Bağırmadan, ötekileştirmeden, kinlenmeden, sevgiye sarmaya, dünyayı, insanlığı, nefesleri ile kucaklamağa çalıştılar.

Festivalin fikir babası, yola çıkaranı, ateşleyicisi, sanat direktörü, emek vereni, sırtlayıcısı Serkan ÇAĞRI. Suyun öte yanından gelen müzisyenlerle, bizden katılanlarla, duygu selini başlattı.

Klarnet’in, “Gönül” diye seslenişinde, orkestranın uyumu ve çoğaltmasına, seyirciler sadece izleme sınırında kalamadılar. Hafif bir mırıldanma ile başlayan küçük koro, tüm salonun koro olarak eşlik etmesiyle, sahnede müzisyenlerle izleyiciler koro, gür bir ses ile seslendiler, “Gönül” diye.

Konserin ikinci bölümünde sahneye suyun öte yanından, George DALARAS geldi. Bazı şarkılarda vokalisti kadın anatçı da eşlik etti, solo yaptı. İlk kez izliyorum sahne de DALARAS’ı. Yıllardır CD’lerinden tanıdığım, bizim tınılarımızla da selamlaştığım müzisyen.

Öylesine karışımış ki, tınılar birbirine, senin mi, benim mi, müziğim tartışması o denli anlamsızlaşıyor ki. Türkçe bildiğini Rumca dinlemek, Rumca bilineni Türkçe dinleme ya da Rumca olanı Türkçe sözlerle dinlemek. Suyun iki yakasına o kadar gilidp gelmiş ki tınılar. Deniz onları harman etmiş, yoğurmuş. Boşuna bir deyim değil, Ege’nin iki tarafı için suyun öbür yanı deyimi. Müzik bunu anlatmasının ötesinde yaşama geçiriyor. Ülkeleri, insanları sevgi ile kucaklaştırıyor.

Serkan ÇAĞRI’da geldi sonra bir ara sahneye. Onun klarneti, DALARAS’ın gitarı, iki kardeş, diğer kardeşlerle orkestra ile “Sevda Sesleri” ni yükselttiler.

LİVANELİ’nin, “Yiğidim, Aslanım” söylenirken salon adeta yeniden bir dalgalandı. Rumca söylenen bu şarkı, öylesine kucaklıyor ki insanları, Türkçe – Rumca. Önemli olan sevgi ve duyumsamak.

DALARAS, önce Türkçe söyledi, “Seni eviyorum” diye, sonra Rumca devam etti şarkısına. Şarkı Rumca sürerken, “seni seviyorum” eksilmedi.

Martılar dinleyemedi bu tınıları İstanbul’da. Üç saate ulaşan konser sona erdiğinde, konuşmalara kulak misafiri olduğumda, dünya vatandaşları ile izlemişiz konseri. Diller farklı, ama bir olan sevgi.

Program öylesine oluşturulmuş ki, “SEVDA SESLERİ” çoğunlukla hüzün. Müzisyenler yaşamı anlattıklarına ve yorumladıklarına göre, hüzün bizden yansıyan, onlar aktarıyor. Sevda sesleri, çoğunlukla hüzün olmasın diye düşünüyor insan. Hilmi Yavuz’un kulakları çınlasın Hüzün en çok yakışan bize.

Ve son gece. Pazar akşamı. Komşumuz bu kez Karadeniz kıyısından, Ivo PAPAZOV ve TRAKIA BAND. Balkan Klarnet. Her izleyişimde ve dinleyişimde, adeta Trakya’da bir gezintiye çıkıyorum. Bir düğünden başka düğüne geçiyorum. Hatta Ege’ye de iniyor, düğünlere katılıyorum. Karadeniz kıyılarından dağların esintisini taşıdılar bize yine. Salonda müziğe eşlik edenler de var. Zaten sahne ile seyirci arasında adeta sohbet edilyor. Müzik aracı, birleştirici. Bir saati aşan birliktelikte masa başında birlikte sohbet ettik gibi.

Ve “Uzun ince bir yoldayım”, Ivo PAPAZOV’un klarneti ile bu yolculuğa çıkmak. Nasıl bir yolculuk bu. Farklı ülkeler, farklı diller, farklı milletler, farklı enstrümanlar. Sizi nasıl yeni tınılarla renklerin bir birine karıştığı bir güzellik ve sevgi yolculuğuna çıkarıyorlar. Bilge ozan Aşık VEYSEL, nasıl bir yolculuğa çıkmış ki, sürdürüyor yolculuğunu. Işıklar içinde olsun. Işığı ulaşsın tüm insanlara

Klarnet, nefesle bu denli insanın duygularını nasıl böyle okşar. Ivo PAPAZOV, adeta bazen bir baba şefkati, bazen duygulu acı çeken bir aşık, bazen düğünde oynayan kızlı erkekli grubun içine karışıp dansediyor. Ustalık bunlar olsa gerek.

Ve Festival’in Finali. Aradan sonra, gecenin son konuğu. “BARCELONA GIPSY KLEZMER ORCHESTRA” Genç bir klarnet, cıvıl cıvıl sahnede duranmayan genç bir vokalit kız. Hiç durmadan coşturan sürekli tebessüm bir perküsyon.

Okyanusu da birleştirdi Boğaz ile. Küba’dan Che Guevera derkan, farklı bir ses onun ki. Acı ile neşe, hüzün ile dans adeta içi içe geçti. Suriyeli mülteciler için onlara adadığı şarkı, ağıt herkesi düşünmeğe çağırır gibiydi.

Bir çok tını, öylesine tanıdık ki. Boğaz ve İspanya el ele tutuşup dansediyorlar sahnede. Sade sahnede mi. Konserin sonuna doğru, üç saate ulaşırken. Salon adeta ayaklandı. Bir isyan var, dans isyanı. Önce birkaç kadın önde sahnedeki ritme eşlik edip dansediyorlar. Sonra sanatçılar klarnet ve vokalist seyirciler arasına karıştı. Hareketlenme iyice arttı. Salonun değişik yerlerinde danseden gruplar Ve sona doğru, salonun yarsından fazlası ayakta, adeta koltukları itip, orta yeri bir bayram yeri haline getirecekler. Dans ediyorlar.

İki gece de yaşananlar, bu kadar sıkıştırılabildi buraya.

Festival bitti. Bitmedi. Ayın onunda açılan “İstanbul Nefes Alıyor” da 15 sanatçıını karma sergisi, bu nefese tabloları ile katkı vermeğe başladılar. Onların nefesi, renklerle 30 Eylül’e kadar sürüyor. İstiklal Caddesi, Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi’nde, renklerin nefesine katılabilirsiniz.

Seneye, 2016 sonbaharına, nefese, yeni nefeslerin dünya tınılarının katılımı ile 5. Klarnet Festivali’n de yine buluşmak üzere diyelim. Nefeslerini iletenlere, emek verenlere, teşekkürler. Teşekkürler, Serkan ÇAĞRI, nefesin ve yolun açık olsun.

Ve DÜNYA BARIŞ GÜNÜ. Barışı bozanlar SUSSUN. Müzik hiç susmasın ve BARIŞ’ı dünyaya yaysın. Dileriz öyle olur.

İstanbul, 21 Eylül 2015. Pazartesi. ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK