62. Hükümet’ten, 63. Hükümet’e

62. Hükümet’ten, 63. Hükümet’e

0
PAYLAŞ

7 Haziran’dan sonra bu gün durum ne. AK Parti Hükümeti artık tek başına iktidar değil mi?

Seçimlerden yaklaşık üç ay sonra, 62.Hükümet’in görevi sona erdi. 62 Hükümet’in son üç ayı, “geçici” idi. Şimdi, bir kaç gün önce de yeni Hükümet kuruldu. “Seçim Hükümeti” ya da “geçici” Hükümet deniliyor. 63. Hükümet geldi.

Aslında görünen o ki, 62. Hükümet’in son üç ayı da geçici değildi. 63 Hükümet te, geçici değil. AK Parti Hükümeti tek başına seçimlere rağmen devam ediyor ve yeni bir seçime daha gidliyor. Ya, AK Parti Hükümeti tek başına devam edecek ya da geçici de olmayan bir şekilde, şimdi ki tek başına AK Parti Hükümeti sona erecek.

Evet, 1 Kasım’ı bekliyoruz şimdi de.

Gerçekten çok ilginç uygulamalar ile de karşılaşıyoruz. 62 Hükümet bu kısa sürede, “geçici” olarak, yoğun bir dizi atamaları gerçekleştiriyor. Şimdi de, 63 Hükümet “geçici” atama yapmasın deniliyor. Düzenleme bile yapılıyor. Ve HDP’li bir Bakan, koltuğa oturur oturmaz, bu düzenlemenin değiştirilmesini istiyor.

2 MHP’li, 2 de HDP’li ve de bağımsız bürokratlardan oluşan 63. Hükümet, nasıl olsa AK Parti Hükümeti’nin alternatifi bir Hükümet olmadığını uygulamaları ile gösterecektir. Başbakan’ın değişmemiş olması, Hükümet oluşumuna göre de söylemlerin değişmemiş olduğunu gösteriyor.

1 Kasım’a kadar, daha açıkçası, yıl sonuna yaklaşana değin, 63 Hükümet görev başında. Yine Hükümet kurulamaz ve seçim olasılığı ortaya çıkarsa, yeni yıla da böyle girilebilir.

Altını yeniden çizerek belirtelim. Yılın nasıl kapatılacağını ve yeni yılın nasıl karşılanacağını, sandığa gidenlerin elleri belirliyecek. Gitmeyenlerin tutumu ise açık, böyle devam etsin.

Çalışma yaşamında bir değişiklik söz konusu olacak mı? Pek görünmüyor.

Kamu da çalışan işçilerle ilgili toplu iş sözleşmeleri bağıtlandı ve bağıtlanıyor. Kamu görevlileri, yani memurlarla ilgili iki yıllık ücret artışları da belirlendi. Bu çerçeve de, emeklilerin durumu da düzenlendi. Ve aynı çizgide, asgari ücetin de nasıl belirleneceği aşağı yukarı belli.

Bu durumda yeni ne olacak.

Üzülerek belirtelim ki, hiç istemediğimiz halde, iş kazaları ve canların yitirilmesi, ne yazık ki devam edecek. Bu haberler eksik olmayacak. Çalışma barışının gelişmelerden olumsuz etkilendiği gerçeğini de yadsıyamayız. İşsizlik daha da artacak, yoksulluk da.

Çetin Ünsalan’ın EKOPOLİTİK programına, dün İstanbul’da canlı yayında, konuğu olmuştum. Yeni Hükümet ve yeni bakanlar. Özellikle de sosyal medayada adeta bir olay haline gelen bir Bakanmızın, aile yapısının korunmasında ki, “börek” ile ilgili illiyet bağı üzerinde de durmuştuk. Çetin Ünsalan’ın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile ilgili, tanımamızı da aktararak, ısrarlı açıklama ve sorularına yanıt olarak, “Konuşmama hakkımı kullanıyorum” demiştim. Yeni Bakan, çalışma yaşamına ilişkin açıklama yaparsa, değerlendireceğimizi de belirtmiştim. Şimdi uygulama ve açıklama daha olmadan, değelendirme yapmanın, objektif bir tutum olmadığı düşüncesindeydim. Elbette, görüşlerim var.

Ve yine dün akşam, İstiklal Caddesinde yürürken, programı izleyen, tanımadığım bir izleyicimiz, kendini tanıtarak program hakkıda düşüncelerini aktardı. Ve yorumunu yaptı diyebiliriz. Program ile ilgili bir kaç övgü sözünden sonra, yeni Bakan konusunda, “Konuşmama hakkımı kullanıyorum” dememle ilgili olarak, “Asıl böyle konuşmuş oldunuz ve yeni Bakanı tanıttınız.” dedi. İzleyicimizin yorumu.

Biz, bu günlük Bakanlığı ve Bakanı bir yana bırakalım ve sosyal taraflara dönelim.

İşçiler cephesinde, Türk-İş’e bakıyoruz. Üye sendikaların olağan genel kurulları gerçekleştiriliyor ve de seçimlerle yeni yönetim ve delegeler belirleniyor. Yıl sonuna doğru da, Türk-İş Genel Kurulu geçekleşecek ve yeni yönetim ve başkan ya da bu günkülerden kimler devam edecek belirlenmiş olacak.

7 Haziran da,seçimlere giderken ve seçimlerden sonra, koalisyon kurulamazken ve yeni seçim kararı alınırken, çalışma yaşamına ilişkin, görüş ve önerilerine, basına ve medyaya yansıyan bir açıklamalarına rastlayamadık. Elbette görüşleri vardır.

İşveren cephesine baktığımız da ise, yineliyelim, 7 Haziran öncesi seçimlere giderken, seçimlerden sonra, koalisyon kurulamazken ve
yeni seçim kararı alınırken, görüş ve önerilerine ilişkin, ne basında ne medyayda, açıklamalarına rastlıyamadık. Elbette görüşleri vardır.

Yeni Hükümet, yeni bakanlar ve seçim süreci. Gündem yoğun. Çalışma yaşamı ile ilgili bir gelişme yok. Çalışma yaşamının sorunlarını gündeme taşıyalım.

Biliyosunuz, YASA var. Ayrıca, 12 Eylül Referandum’undan sonra ANAYASA hükmü haline de geldi.

ANAYASA ve YASA’da belirtilen bu düzenlemeyi, hakkı, yaşama geçirelim.

Üç ayda bir toplanması gereken ve toplantıya çağrının Başbakan tarafından yapılması gereken, EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY, aylardır değil, yıllardır toplanamıyor, toplanmıyor, toplantıya çağrılmıyor. Başbakan Erdoğan dönemi de dahil.

Yasa’nın düzenlediği bir durum da söz konusu, bir hak var. Başbakan, Ekonomik ve Sosyal Kosey’i toplamazsa, sosyal taraflar da toplantıya çağırabilirler.

Ne dersiniz.

Yoksa onlar da mı inanmıyor ya da gerekli görmüyor, Ekonomik ve Sosyal Konsey’i.

O zaman, niye YASA çıkartıyoruz bu konu da ve niye bu konuyu önemli bir hak olarak, ANAYASA hükmü haline getiriyoruz.

Biz de şimdi, niye bu soruyu yönelttik ki.

1 Eylül. DÜNYA BARIŞ GÜNÜ. Günleri değil, yaşamı BARIŞ haline getirmek dileğiyle.

_____________

İstanbul. 1 Eylül 2015. Salı. ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK