“8 Mart’ı anlamak”

19.Yüzyılda ABD’de, ağır çalışma koşullarını protesto eden kadınların, bu eylemleri sürecinde, ölümlerin olmasıdır. Konunun, komünistler tarafından gündeme getrilerek, anılması ile başlamıştır.

Herşeyden kar etmeyi düşünen kapitalist sistem içinde, bu günün de, bir satış ve tüketim gününe dönüştürülmek istenmesi sonucu, iş kutlamalara kadar varmıştır. Kadınlar günü denilerek, pırlanta reklamlarının bile basında yer aldığı gerçeğini yadsıyamayız. Gerçeği yabancılaştırmak, içini boşaltmak, çok denenen bir eylem biçimidir. Neredeyse bu günü, “Altın Günü”ne çevimek istemeleri karşısında da, duyarsız kalmamak gerekmektedir.

“Gün” kavramını, “anma” dan ayırdığımızda, doğal olarak işin özü bir yana bırakılma durumunda kalmaktadır. Daha fazla süreyle çalışma, daha az ücretle çalışma, çalışma koşullarınını ağır olduğu ortamlarda çalışma, insan gerçeğinin özelliklerini bir yana bırakıp, onu makina gibi görme alışkanlığına karşı, bir ptotesto, bir direnme günüdür 8. Mart. Bu direnmelerinin bedelini de, bazı kadınlar o dönemde ağır olarak, yaşamları ile ödemişlerdir. Tarih boyunca ödenen bedellerden, önemli bir dönüm noktası miladdır, “8 Mart” günü.

“8 Mart” bu nedenle, direnme ve bedel ödeme eylemlerinin, bir simgesi olarak anılmağa başlamıştır. Bir buçuk asra yaklaşan bir süreç te, çalışma yaşamında kadınların sorunları sona ermemiş, bazı şekil değiştirerek de olsa sürmeğe devam etmiştir.

Bu günlerde, özellikle politikacıların, yeni hak düzenlemesi verir durumda ki yaklaşımları da, ayrı bir çelişkiyi oluşturmaktadır. Hak alındığında anlamı ve içeriği, daha da zenginleşmekte ve sahip çıkılmaktadır. Sanki lutfetme şeklindeki bir hakkın, geri alınması ve kaybedilmesi de, bu denli kolay olabilmektedir. Haklar sahip çıkıldığı oranda, “hak” olarak yaşamımızın bir parçası olarak yeşerir, boy atar.

Yurttaş olma ile, biad kültürü arasındaki çelişki, hak kavramını da adeta anlamı dışına itmekde ve başkalaştırmaktadır. Günümüzde, “biad” kültürü dışında, “hak” kavramını geliştirmek ve doğru olan yerine ulaştırmak, kaçınılmaz bir görev olarak durmaktadır.

Bu gün, değişik etkinlikler düzenlenmektedir. Gün çerçevesinde eğlenmek de bir hak olduğundan, bu tür programlar da yapılmaktadır. Bunları geçekleştirirken doğal olarak, işin özünü de bir yana bırakmamak gerekiyor.

Bu gün bir ölçüde, anma ile birlikte bir değerlendirme günüdür. Nereden bu güne geldik, bu gün neredeyiz ve nereye doğru gidiyoruz, bu hesaplaşmayı yapmak, bir durum saptaması yapmak kaçınılmaz olmaktadır. Bu belirlemeyi yapmazsak, içi boşaltılmış anma, kutlama (!) eğlencesine dönüşebilir. Bu yabancılaştırmaya da izin vermemek gerekir.

Cumartesi günü, Ankara’da Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde ki, Dil Derneği’nin düzenlediği etkinlikte, bu değerlendirme ve hesaplaşmanın yapılarak, günün değerlendirilmesi, geleceğe de ışık tutmuştur. Karanlık basmasına karşı, aydınlığın sağlanması ve yaşatılması için neler yapılması gereklikliklerini de gündeme getirmesi açısından, anlamlı bir anma geçekleşmiştir.

Aysun Erden’in yönetiminde, kısa ve öz anlatımları ile Sevgi Özel, Erendiz Atasü ve İnci Gürbüzatik, nereden gelindiğini, yaşamlarından örnekler vererek, geleceğe yönelik tehlikeleri belirtmeğe çalışmışlardır. Doğdukları yerden, içinde bulundukları aile ve çevre de, nasıl yetişerek bu güne ulaştıklarını ve deneyimlerini aktarmışlardır.

Birleşilen nokta, Cumhuriyet ile birlikte başlayan kazanımların, giderek geri alınması karşısındaki tedirginliklerini dile getirmişlerdir. Seçme ve seçilme hakkının, özellikle kadın için ne denli önemli bir hak olduğu ve bu hakkın kullanılarak nasıl geliştirilmiş olduğu aktarılmıştır. Üç konuşmacının da ortak özellikleri yazar olmaları. Dil bilimci, öğretim üyesi ve TRT programcısı olarak, Cumhuriyet sonrası aktarılan gelişmelerin, 1950 sonrasından, gelinen yaşanılan günlere, tanıklığını yapmışlardır.

Günümüzde kadınların, karşı olunan davranış kalıpları ve uygulamaları, yetkin olunca yapmalarının anlamsızlığını dile getirirken, özellikle politika da kadın kimliğinin eksikliğini belirtmişlerdir. Bazı politikacı kadınların, bu kimliklerinden sıyrılmalarının da eleştirisini yapmaktan, geri durmamışlardır.

Üst yapıda sadece politika yapmakla, sorunların çözümlenemeyeceği, hakları paylaşma eğitiminin, çalışmanın önemi üzerinde durulmuştur. Günümüzde, örtünmenin ve eve kapanmanın bir özgürlük gibi sunulmasının çelişkisinin, kadınlara ve haklara nasıl zarar verdiğinin altı bir kez daha çizilmiştir.

Yönetim de ve politika da kadınların artması, doğal olarak bunların zenginleşmesini ve renklenmesini sağlayacaktır. Bu yolların açılması gerekirken, TBMM’ne giren bazı kadın milletvekillerinin de, geçtiğimiz yıl örtünmeleri ile gündem de yer almaları, ayrı bir değerlendirme konusu olarak önümüzde durmaktadır.

Nereden gelip, bu gün geldiğimiz noktadan, nereye doğru yol aldırılmak isteniyoruz. Bunu anlamak ve anlatmak günümüzde, daha da önem kazanmaktadır. Kadınları kapalı tutatarak, onları yaşamlarına hapsederek,çalışma yaşamından uzaklaştırmak, sosyal yaşamın gerisine itmek, topluma ve geleceğe bir şey kazandırmaz. Sadece, biad kültürünün genişleyerek, kadının toplumdan eve kapanmasına doğru yol aldırır.

Günümüzde, kadınların işi daha da zorlaşmaktadır. Kadınların, aydınlanma ve çalışma alanı içine girerek yaşama katkılımlarının sağlanmasında engel olunmaması, onların bu yürüyüşlerine katkı verilmesi, geleceği hazırlamak için sorumluluk olduğu kadar da, zorunluluktur. Bu gerçeği unutmayalım.

Dizelere de yansıdığı gibi, “gidemediğin yer senin değildir.” Medyanın, mahalle kültürünün giderek, ‘biad’ kültürü üzerinde, gelişmelerin arttığı günümüzde, “8 Mart”ın anlam ve içeriğine uygun anmak ve tavır almak, daha da önem kazanmaktadır.

Çalışma yaşamına girmeyen kadını, sosyal alandan geri çektirerek, adeta evine kapatılmak istendiği bir anlayışın egemenleşmeğe başladığı günümüz gerçeğini, gözardı etmememiz gerekiyor.

“8 Mart”ın, özgürlüklerlerin daha geliştirilerek, güzel günlere geçişin sağlandığı, anma günlerine dönüştürmek, sadece kadınların değil, hepimizin görevidir.

_____________________

* Ankara. 11 Mart 2014. Salı.
ismail.bayer1@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

20 − 15 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.