8 sütüna sansür…

Sanal kararlılıkları halk duymasın diye mi
Basiretsizliklerini sansürle bastıracaklar?
Tezkere  neye yarar? Gözyaşı silmeye mi?
İcazet bekledikçe sönmekteyken ocaklar…


diyerek söze başlarsak, acaba otoritelerce sansürlenir miyiz? Peki hükümetin başı, hani olur ya, şehitlerimizin cenazesine gitse, bu haber de sansürlenecek mi? Ya da dokunulmaz bakanların dokunulmaz oğulları, İngiliz tahtının veliahtları gibi sıcak savaş ortamlarına yollansa bunu da sansürleyecekler mi? Meclis TV yi de kapatsınlar o zaman ki boş boş da olsa, orda tartışılan terör konularını halk duymasın.


Çocukların ya da yeni yetişen toy dimağların, sabah programlarını ya da ucuz magazin programlarını seyretmesinde bir sakınca görmeyen, buralarda yansıtılan özendirici sanal parlak ışıkların peşine takılıp, meşhur olmak için evinden kaçan yüzlerce genç kızın haber değeri taşımadığı, ama başlarına gelen bir tecavüz olayının haber niteliği yüklendiği veya akibetlerinin zaten oto sansüre uğradığı bir medya ahlakı iktidarda…


Bu bulanık dümen suyundaki ulusal rating medyasına geçiş serbest… Ama toplumun dengesini bozduğu için şehit haberlerine yasak… Ulusal Medya ile hükümet elele verip, toplumda denge mi bıraktınız zaten? Çarpıklığa devam, gerçeklere kesinti… Çağın dışında kaldığınızı biliyorduk ama ortaçağa kadar uzanabileceğinizi kestirememişiz… Siz saydam bir camdaki issiniz…


Güncel amaç hükümetin basiretsizliklerinin, beceriksizliklerinin  ayyuka çıkmasını, duyurulması önlemek…  Sanal amaç, internete dahi, İran’daki gibi yasak getirilmesi ortamının hazırlıklarına başlamak… Yanal amaç istibdat devrinin oltalarını atıp, günümüze uyarlamanın nabzını yoklamak… Genel amaç ise, tepkileri çeken bir yönetim görünümünün öz tabana ve geniş kitlelere yayılması ihtimalinin önünü tıkamak… Maske sebep ise halkların birbirine gerginliklerini provake etmemek…


Kendilerini terör işini bitirme liyakatinde görmedikleri için ve bu işin daha uzun zaman alacağı ihtimaline karşı, gereken önlemlerin şimdiden, alıştırılarak alınması… Kısacası bir kendine güvensizliğin ve zaafiyetin peşinen kabullenilmiş olduğunun göstergesi… Tahtından olmadan önce, Halife Abdülhamit de aynısını yapmıştı batan gemiye son gediği açarken. Demek ki o zamana geri döndük… İslamo faşizanlığın ılımlısı böyleyse bunların ılımsız hallerinden tırsmak lazım…


Uydu yayınlarının, dış kanalların, internet ortamının gerçekleri bütün çıplaklığı ve saydamlığı ile hem de uluslararası farklı açı ve yorumlardan gözler önüne serdiği bunca yayın organı varken, YouTube’a girip her habere görüntülü olarak ulaşılabilirken,  sen gözünü, kulağını, burnunu kuma sokup geri kalan kafanın gerisini açıkta bırakmış olmuyor musun bu sansür zihniyetine yol verirken.


İletişim çağında haber alma özgürlüğünü kısıtlayarak geri ve çağdışı kaldığını teyid eden bir mantalitenin yönettiği bir ülkede yaşıyoruz. Bunlara oy verenlere de hala şaşıyoruz… Savaşların canlı yayınlarla naklen verildiği, bu Dünya’ya ait bir ülkeyiz hem de…


Boşaltılmış dağları göstermelik olarak vurmak manşet nedeni değildir… Ulusal medya ve hükümet tarafından nedense yeterince vurgulanmayan rehin erlerimizin akibetini soruşturmak ve açığa çıkarmaktır manşet…


Siz ey medya kralları ve kralcıları, hükümetin dümen suyunda usul usul seyrederken, bir gün hükümetin senin kara sularında sana doğru dümen kıvıracağını hesaplamalıydın…


Siz ey hükümet mensupları, 8 erimizi alıp gelin önce… 8 sütüna sansür turlarını sonra yaparsınız…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

20 + two =