800 yıllık pazarda hayvan satışına yasak geldi!

 
YUSUF YAVUZ – 70 yıllık Çobandan ülkeyi yönetenlere ibretlik sözler: “Bu ülkeyi hayvancılık ayağa kaldırdı, devlet hayvancılığa uzak durmasın…”
 
Isparta’nın Eğirdir ilçesinde 800 yıldır kurulan ve canlı hayvan satışıyla ün yapan geleneksel Pınar Pazarı Panayırı’nda hayvan satışı ve kesimine bu yıl yasaklama getirildi. 2010 yılında çıkarılan 5996 Sayılı ‘Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’ gerekçe gösterilerek getirilen yasak yöredeki hayvan üreticilerini ve tüketiciyi vurdu. Geçmiş yıllarda günde ortalama 3 bin canlı hayvanın satışı yapılan tarihi Pınar Pazarı esnafı da canlı hayvan satışına getirilen yasağın pazarın özelliğini yok ederek canlılığını öldürdüğünü dile getiriyor. Bölgede 70 yıldır hayvan yetiştiriciliği ve satışı yapan Çoban Mehmet Demir ise Pınar Pazarı’nda hayvan satışını ve kesimini yasaklamak yerine denetim altına almanın çok daha yararlı olacağını belirterek, “Pınar Pazarı, Anadolu’nun en önemli canlı hayvan pazarlarından biridir. Bir panayır yeridir. Burada hayvan satışını yasaklamak yerine gerekli olan kontrolleri yapmak çok mu zordu? Bu ülkeyi hayvancılık ayağa kaldırdı, devlet hayvancılığa uzak durmasın” diye konuştu.
Hayvan pazarı
Hayvan pazarı
 
1204 YILINDAN BUYANA KURULAN TARİHİ PAZAR HALKIN BULUŞMA YERİ
Isparta’nın Eğirdir ilçesinde her yıl yaz sonunda açılan ve Ekim ayı sonuna kadar sadece Pazar günleri kurulan tarihi Pınar Pazarı’nın geçmişi 1200’lü yılların başına dayanıyor. İlk kez 1204 yılından itibaren bölgeye yerleşmeye başlayan Türkler tarafından kurulduğu sanılan Pınar Pazarı, 800 yılı aşan geçmişiyle Anadolu’nun en eski pazarlarından biri olarak kabul ediliyor. Hasat şenliği niteliğindeki pazar, bölgede üretilen tarım ve hayvansal ürünlerin yanı sıra canlı hayvan alım satımıyla ünlüydü. Kasapları, açık hava lokantaları ve tandır kebaplarıyla bilinen Pınar Pazarı, Türkiye’nin her yerinden gelen Yörüklerin de buluşma yeri.
TARİHİ PAZARDA HAYVAN SATIŞINA YASAK GETİRİLDİ
Ancak bu yıl 31 Temmuz’da açılan Pınar Pazarı, yeni sezona buruk başladı. Bir zamanlar günde 3 bine yakın canlı hayvanın satıldığı pazarda canlı hayvan satışı ve kesimine yasak getirildi. Eğirdir Belediyesi tarafından Pınar Pazarı’na asılan duyuruda, 2010 tarihinde çıkarılan 5996 Sayılı ‘Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’ gerekçe gösterilerek, hayvan satışı ve kesimine yasaklama getirildiği belirtildi. Pınar Pazarı’ndaki kasap tezgahlarında geçtiğimiz yıl karkas etin kilosu 20 liradan satılıyordu. Yöre insanına uygun fiyattan taze et satın alma olanağı sağlayan Pazar, hayvan üreticileri için de önemli bir gelir kaynağıydı.
ÜRETİCİ DE TÜKETİCİ DE YASAKTAN RAHATSIZ
Özellikle Kurban Bayramı öncesinde getirilen yasaklama, bölgedeki hayvan üreticilerini ve tüketicileri olumsuz etkilerken, Pınar Pazarı esnafı ise yasağın geleneksel pazarın özelliğine gölge düşürerek satışlarının düştüğünü belirtiyor. Canlı hayvan satışının yapılmadığı pazarda satılan etler, dışarıdan getiriliyor. Bu durumdan satıcılar da tüketiciler de rahatsız.
YASAK, GELENEKSEL HAYVANCILIĞA DARBE
Pınar Pazarı’nda hayvan satışına gerekçe olarak gösterilen 5996 sayılı yasa, gıda ve yem güvenliğinin yanı sıra bitki ve hayvan sağlığı, tüketici ve çevrenin korunması için gerekli düzenlemeleri içeriyor. Ancak her Kurban Bayramında başta büyük kentler olmak üzere ülke genelinde yaşanan kanlı bayram manzaraları, yasanın ne denli uygulanabildiğini gözler önüne seriyor. Yasayı gerekçe göstererek Pınar Pazarı gibi geleneksel alanlarda hayvan satışına yasak getirilmesi, geleneksel ve küçük aile modeli hayvan yetiştiriciliğini yok ederek, endüstriyel ve kitlesel hayvancılığın önünü açan tarım politikalarının sonucu olarak yorumlanıyor.
70 YILLIK ÇOBANDAN İBRETLİK DEĞERLENDİRME
Bölgede 70 yıldır koyun keçi yetiştiriciliği yapan Çoban ve Celep (Hayvan tüccarı) Mehmet Demir, Pınar Pazarı’ndaki yasağa ilişkin sorularımızı yanıtladı. Pınar Pazarı’nda hayvan satışını ve kesimini yasaklamak yerine denetim altına almanın çok daha yararlı olacağını dile getiren Çoban Mehmet Demir, şunları söyledi:
‘YASAKLAMAK YERİNE KONTROL ETMEK ÇOK MU ZOR?’
“Ben şu anda bizim yaylamız olan Isparta Anamas-Dedegöl Dağı’ndayım. Bu dağ Isparta, Konya ve Antalya’yı doğrudan etkileyen bir hayvancılık üretim yeridir. Dedegöl dağında bir sorun olsa bu üç il etkilenir, bir güzellik olsa da aynı şekilde etkilenir. Ben burada büyük zorluklarla hayvancılık yapıyorum. Neden benim yüzlerce yıllık pazarımda hayvan satışı yasaklanıyor. Pınar Pazarı, Anadolu’nun en önemli canlı hayvan pazarlarından biridir. Bir panayır yeridir. Burada hayvan satışını yasaklamak yerine gerekli olan kontrolleri yapmak çok mu zordu?
‘BURASI ÜRÜNÜN ARACISIZ HALKA ULAŞTIĞI BİR PAZAR’
Isparta bölgesinin hayvanı ve eti, tarihten bugüne lezzetiyle, kalitesiyle ülke genelindeki pazarlarda daima aranan bir ürün olmuştur. Pınar Pazarı bu ürünlerin doğrudan ve aracısız halkla, tüketiciyle buluştuğu alanların başında geliyordu. Bu tarihi pazarda hayvan satışını yasaklamak yerine yasa ve yönetmelikler çerçevesinde pazarın geleneksel dokusunu da koruyarak önlemler alınması gerekirdi.
Hayvan pazarı
Hayvan pazarı
‘BU ÜLKEYİ HAYVANCILIK AYAĞA KALDIRDI, DEVLET UZAK DURMASIN’
Türkiye’de hayvancılığın zor günlerden geçtiğini anlatan Demir, “bırakın bir hayvanı, tek bir yumurtanın bile hesabını veremeyecek durumdayız. Türkiye üretimsizliğe doğru sürükleniyor. Yetkililer buna kulak vermeli. 70 yıldır hayvancılık yapan bir Yörük çocuğu olarak söylüyorum: 1920-1950 arası yılların arşivlerine açıp baksınlar. Bu ülkeyi hayvancılık ayağa kaldırdı, hayvan üreticileri ayakta tuttu yıllarca. Devlet hayvancılığa uzak durmasın.
‘ŞİMDİ ASKERE ÇAĞIRSALAR GİDERİM’
Bizim büyüklerimiz 40 kuruş değerindeki küçükbaş hayvan için bu devlete 50 kuruş vergi verdi. Üretiyordu ki verebiliyordu. Şimdi olsa, yine veririz. Çünkü ülkemiz yine zor günlerden geçiyor. Bu ülke bizim, bu vatan hepimizin. Şimdi bu yaşımda askere çağırsalar giderim.”
Önceki haberProf. Dr. İBRAHİM ORTAŞ – Sorun suyun yönetilme şekli
Sonraki haberKerimov hayatını kaybetti
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.