82. Vilayet

82. Vilayet

0
PAYLAŞ

Kuzey Kıbrıs’ın ada dışından bakıldığında kısaca tanımlanacak hali şu anda “gerçekten kimseyi fazla ilgilendirmediği” olarak tanımlanabilir.
Türkiye’de bile KKTC söz konusu olduğunda “beş dakikadan daha uzun” konuşulan bir konu durumunda değil Kuzey Kıbrıs.
KTHY hakkında çıkan olumsuz gazete haberleri bile okurların ilgisini çekmemekte. Kamuoyu detaylar konusunda bilgisiz de olsa KTHY’nin “beceriksizlik kurbanı” olduğundan herkes emin. Gazetelerde Kıbrıs söz konusu olursa sadece ve sadece “Türkiye’den gelen paraların israf edildiği ada” anlatılmakta.
Kuzey Kıbrıs’ta kişi başına düşen otomobil sayısı ve özellikle lüks araç sayısı ya da AB üyesi Yunanistan’ı batıran koşulların KKTC’de de olduğu artık Kıbrıs Sohbetleri’nin ana konusu oldular.
Türkiye’de yaşamakta olanlar kendi bakış açılarından ve yaşam koşullarından yola çıkacak olursak haklı olarak KKTC sonuçta en fazla bizim ufak bir “ilimiz” kadar bir “yer” şeklinde gelişmeleri değerlendirmekteler. Bu şekilde baktıklarında da “Kuzey Kıbrıs bizim 82. vilayetimiz olsa ve başına da bir vali atansa bizim de başımız bu kadar ağrımasa” diye düşünmekteler.
Bu tarz yorumlara Kuzey Kıbrıslılar da hemen ilginç karşı cevaplar üretiyorlar: “Sizin yolladığınız paralar Türkiye’den göçenlere ancak yetiyor” ya da “daha ucuza böyle uçak gemisi olur mu? gibisinden. Tabii bu cevaplar ikna etmek yerine daha çok “kışkırtıcı” bir rol oynuyorlar.
Türkiye Kamuoyu’nun Kuzey Kıbrıs söz konusu olduğunda sürekli onlara cevaben dile getirilenlere pek bir tahammülü kalmadığı ortada. Dünya Kamuoyu’nun Kıbrıs Konusu’yla hiç ilgilenmediği bir süreç yaşanırsa işte o süreçten de bir “82. Vilayet” çıkarsa şaşırmamak lazım. “Hataylıları günahları kadar sevmeyen” bazı “Kuzey Kıbrıslılar” acaba bir Hatay Çözümü gündeme gelirse buna ne derler bilemem. Şimdilik “imkansız” görünüyor olsa da bence bu konuda günün birinde “bir ihtimal daha var” tarzı çıkış beni şaşırtmaz artık.
Gelinen noktada açık olan Türkiye Politikası’nın aktörleri ile KKTC’nin politik aktörlerinin bugüne kadar sıkı bir işbirliği ve diyalog kuramamış olması sonucu sorunun artık Türkiye’de sokaktaki vatandaş tarafından ve de medyanın da yönlendirmesi ile “sağlıksız” ele alınması karşılıklı önyargıları da arttırmakta.
KKTC siyasi partileri nedense Türkiye Politikası ile olan ilişkilerini sadece ve sadece seçimden seçime ve seçim desteği için gündeme getirdiklerinden bu alanda sıkı bir diyalog yok. Örneğin Almanya ve Türkiye arasında özellikle SPD ve CHP, SPD ve AK Parti, CDU ve Türkiye’deki partiler, Yeşiller ve Türkiye’deki sivil toplum örgütleri ya da SPD ve sendikalar arasında özellikle parti vakıfları aracılığıyla gündeme gelen çok verimli bir görüş alış verişi var. Bu siyasi partiler arası ilişkiler yeri geldiğinde siyasi konularda ya da başka alanlarda ön yargıların engellenmesini sağlamakta.
Ben CTP’nin iktidarda iken AK Parti ile iki iktidar partisi arasında olması gereken ciddi bir diyaloğu olmadığını en iyi bilenlerden biriyim. CHP ile de malum nedenlerden yok. UBP yine bir iktidar partisi olarak günümüzde partisel düzeyde hiç bir ciddi ilişkiye sahip değil. Diğer partiler için de geçerli bu. Yönetim Kurulları arasında düzenli gündeme gelen ortak toplantılar yapılmıyor. Ortak çalışma grupları yok. Sadece kişisel ilişkiler üzerinden kurtarılmaya çalışılıyor tüm bu eksiklikler.
Oysa CTP ve AK Parti arasında Yönetim Kurulları olarak düzenli buluşmalar gündeme gelmeliydi. Bugüne kadar bu düzeyde sadece bir kez ciddi bir buluşma olduğunu düşünürsek durum ortada. Ama aynısı UBP için de geçerli. UBP hem AK Parti hem de CHP ile bu düzeyde çok farklı bir yerde olabilirdi. ÖRP kişisel düzeyde durumu idare ediyor. DP’nin bu düzeyde hiç bir aktivitesi yok. Ancak onların ek bir sorunu olduğu malum. TDP bu yönde çaba veriyor ve ilişkiler kurmaya çalışıyor. Ancak iki büyük partinin bu alandaki pasifliği büyük sorun.
Türkiye ve KKTC arasındaki ön yargıları engellemenin tek yolu AK Parti, CHP ve MHP ile UBP, CTP, DP, TDP ve ÖRP nezdinde sıkı partisel diyaloglar ve işbirliklerini hayata geçirmek. Maalesef bu konuda bugüne kadar çok amatörce davranıldı ve zaman kaybedildi.

BİR CEVAP BIRAK