AB Bu kez Yanlış Ata Oynuyor

oynanan oyunu bu kez beğenmediğini ve yemediğini düşünüyorum.


Bu olayda, AB, apaçık yakalanmış, Türkiye üzerindeki tüm niyeti ayan beyan ortaya çıkmıştır.


AB, dünyanın hangi ülkesinde olsa, sırtını dışarıdaki bir takım odaklara dayamanın verdiği dayanılmaz hafiflikle kendi halkına sövdüğü için, toplum dışı olacak, halkın tepkisini çekecek, ulusal duyguları kabartacak, milletin nefretini üzerinde toplayacak bir aktöre yapılacak muameleyi, Türkiye için bir sınava dönüştürme işgüzarlığı içerisine giriyor.


Meşhur olmak için ve dışarıdan aldığı güç ile, hiç gereği yokken, sivri çıkışlar yapan, kışkırtıcı laflar eden birini obje olarak kullanıyor.


O. Pamuk’un, Türkiye’ye yaptığını, kendi ülkesine yapan, ülkesini ve milletini katil ilan eden ve küçük düşüren hiçbir kimse, AB’nin ve Batının hiçbir ülkesinde barınamaz. Hatta hayatı tehlikeye girer.


Bu olayda, düşünce ve sövgü özgürlüğü ile ifade özgürlüğü, bilgisizlik ile aydınlık, aklından zoru olmak ile önemli! adam olmak,  bayağılık ile eksantriklik, AB’nin piyonu olmakla ile demokrasi kahramanlığı gibi olgular birbirleri ile karışmış durumda.


Bu olayı bu denli büyük bir hadise haline getiren, bizzat AB’nin kendisi olmuştur.
Normal şartlarda, meraklıları için sıradan bir romancı olmanın ötesinde bir şansı bulunmayan bir adamın, ne amaçla gerçekleştiği hepimizin malumu olan dış reklamının iç yansımaları yüzünden, kitaplarının çok sattırılması ile ünlendirilmesi, AB’nin işidir.


ABD  ve AB emperyalizmi ile ilgili eleştiri ortaya koymanın ateşten gömlek haline geldiği, sırf bu yöndeki söylemleri yüzünden insanların terfiler alamadıkları, işlerinden atıldıkları, türlü bedeller ödemek zorunda bırakıldıkları, bu yüzden de geniş kitlelerin bu konuda suskun kaldığı, konuşanların ise önce emekli olmayı beklemiş olanlardan oluştuğu bir ülkede, düşünce özgürlüğünün varolup olmadığının, O. Pamuk üzerinden tespit edilmeye çalışılması, en gözü kapalıları bile uyandıracak, trajikomik bir Batılı rezaletidir.
 Gerçek aydınlar, ülkelerinin bağımsızlığını arzu ettikleri için bazen yok sayılır, bazen de cezalandırılırken ve ülkede o kadar çok sorun ortada dururken, tatlı su demokratlarının,  kendileri için iş haline getirdikleri, kendi ulusuna sövme şeklindeki hezeyanlarını, ifade özgürlüğü adına koruma altına almaya kalkmak, düpedüz çifte standart ve iki yüzlülüktür.
Türk halkının güya sabrını test etmek, Türkiye’nin ne kadar özgür bir ülke olduğunu ölçmek, Türklerin ne ölçüde özgürlüklere saygılı bir ulus olduklarını anlamak için O. Pamuk olayını seçmek, AB için bir hatadır.


O. Pamuk, mutlaka bu tepkileri çekecekti. Hatta daha fazlasını bile hak etmişti. Çünkü o, ne dünya, ne de Türk edebiyatına yaptığı katkılar! nedeniyle değil, kendi halkına sövdüğü için aktör olarak seçildi ve ünlendirildi. Olağan şartlarda, yazdığı, aşırma iddiası taşıyan, saçma ve zırva romanları yüzünden söz konusu bu üne sahip olmadığını ya da olamayacağını herkes biliyor.


Dava konusu söylemlerinin, O. Pamuk’un, ilgi, uzmanlık ve bilgi alanının çok üstünde yer aldığını da.    


Mevcut koşullarda bu ülkede yaşayan herkes, O. Pamuk’un, bu boyundan büyük lafları neden damdan düşer gibi ve nahif bir şımarıklıkla söylediğini de biliyor.


Bunu bildiği için de bu kez yemiyor ve tepki gösteriyor.


Bu saçma ve gösteriş amaçlı tahrike, yine saçma ve gösteriş amaçlı bir hoşgörü göstermek istemiyor.Bence de doğrusunu yapıyor.


Oyunun bu aşamasında da filmin kopması gerekiyor.


Türk yargısının, alenen Türklüğe hakaret ettiği tespit edildiğinde, bu adamı mahkum etmesi, AB’nin de bunu mazeret edip müzakere sürecini durdurması olasılığı doğuyor.


“Eğer, böyle gidecekse, bu süreç burada durdurulsun” diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor.


Demokrasi, insan hakları, düşünce ve ifade özgürlüğü gibi kavramların, Batılı emperyalistlerin elinde oyuncağa döndürüldüğü bir dünyada, benim halkım sakın ola ki bu tür tepkilerini, demokratik yollardan ortaya koyma haklarını da terk etmemeli. Değiştirecek belki çok şeyimiz var, ama onlar arasında hakarete karşı tepki refleksimizin olduğunu düşünmüyorum.


Birileri bu refleksi yok etmek için koro halinde ellerinden geleni yapsalar da.
Hatta bunun, Türklerin medenileşmesinin! bir göstergesi olacağını söyleseler de.
Bir ulus kendine sövene karşı tepkisini belirtmekten alı konabilir hale geldiğinde, asabiyesini de yitirmiş demektir.


Bunun bir adım sonrası ise toplumsal çöküş ve yok oluştur.   


Neyin ihanet, neyin itham, neyin sövgü, neyin de düşünce ve ifade özgürlüğü olduğunu, kendisine ve geçmişine küfredilen halkın değerlendirmesi gerekir. Bu halk demokratik tepkisini şiddetini de ona göre belirler.


Yazdığı (kimi edebiyatçılarca deli saçması kabul edilen) romanlar binlerce satılmış ve okunmuş! olasına rağmen, O. Pamuk’un, bu toplum tarafından gerçek yüzüyle anlaşılamadığının kanıtı, şimdi ona gösterilen tepkilerde ortaya çıkmaktadır.
Eğer O. Pamuk’u, Türkiye’nin üyeliğinin önünü kesmek için kullanmak istemiyorsa, AB, yanlış ata oynuyor.


Çünkü, üzerine oynadığı bu atın, tribünleri galeyana getirip atın sahiplerinin kovalanmasına neden olması kuvvetle muhtemel.


 Milletin canı burnunda.


İnsanlar, bir bardak suda fırtına koparıp, Türkiye’ye bir sömürge muamelesi yapan AB’ye ve onun Ankara’daki sömürge valisi havasındaki temsilcilerine, “yeter artık, O. Pamuk’unuzu da alın ve defolup gidin” deme noktasına geldi.


Benden söylemesi.


__________


Yrd. Doç. Dr.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.