AB Sağlığımızı Bozacak-I

AB Sağlığımızı Bozacak-I

0
PAYLAŞ

Ankara –Brüksel hattı arasındaki manzaranın çarpıcı zıtlığının sağlıkta da yaşayacağımızı zannetmekteyim. Bu zıtlığın, AB sürecinde yaşanması muhtemel ekonomik kalkınmadan değil, psiko –kültürel kaynaklarından oluştuğunu baştan belirtelim. ‘Sağlık bir beden değil, kafa meselesidir.’ derken filozof ve ‘Sağlık Erdemdir’ derken biz, sorunun psiko–kültürel düzeyde olduğunu zaten işin başında kabul etmiştir. Batıdaki sağlık bilincinin, ekonominin medeni insan şuur ve hayatında kazandığı iktidarından kaynaklandığı şeklindeki düşünce yanılgıdan ibarettir. Yüzyıllardan beri ekonomi, eğitim ve sağlık, batıda sosyal hayatın esas temeli, örgütlenmenin bir kuralı, kişinin yaşam biçimi, ilkesi ve davranış prensibi olmuş ve her ocağın, o meşhur ‘kirli çıkın’ sembolünü (yani para biriktirme aşkını) ve sağlıklı uzun yaşama aşkını doğuran bireysel / toplumsal  bir ideal haline getirmiştir.


Buna karşılık doğuda, şark uygarlığı ile batı uygarlığı arasında sağlık olgusuna bakış muvacehesinde temel bir farklılık olduğu göze çarpar. Ekonomi endeksli sağlık ve kültür, batıda değer ile yer değiştirmiş, bizatihi (araç olmak yerine ) amaç ola gelmiştir. Doğulu kafa, erdemlilik ve fıtratı bedensel koruma olarak addettiği sağlıktan tamamen elini eteğini çekmiş,olduğu yerde saymış,hatta gerilemiştir. O kadarki ne kapitalizmin ‘kar’ kavramına, nede sosyalizmin ‘hak ve ihtiyaç’ kavramına ciddi bir ilgi duyup, kendi sağlığını uyarlayamamış, nede sağlığını bir ‘değer,erdem’ olarak muhafaza edebilmiştir. Bir sağlık anlayışı ve doktrini oluşturamamıştır.


Müslüman toplumların ekonomi, eğitim ve sağlık alanındaki ‘geleneksel’ faaliyetleri, Avrupa’nın 16. yy  ve sonrasında geliştirdiği ‘bilimsel ve tıbbi buluşlar’ sayesinde, yeni ekonomi çağının eşiğinde genel çözülüş ve bozuluş içinde eriyip gitmiştir. Yıkılmaya yüz tutmuş bir uygarlığın ortaya çıkardığı borçlar hanesinin büyüklüğü altında, sağlık faaliyet ve yatırımları yavaşlamış ve ağırlaşmıştır. 8-15.yüzyıllar arasında dünyayı peşinden sürükleyip götüren Şark’ın sağlık doktrini, batı tıbbının ‘gayri insani rotası ve insan hayatına hiçbir katkı sağlayamaması’ sonucunda içine düştüğü acz nedeniyle, yeniden gündeme gelmiştir. Batının  klasik bilimsel tıbbi kavramlarına zıt bir duruş sergileyen, doğunun(Şark’ın) sağlık uygarlığı, destek ve dayanağını ‘erdemlilik’ dairesi içindeki’ değer’ lerden almaktadır. Sağlık doğudaki haliyle tüm dünyaya yeniden empoze edilebilecek canlılık ve yön  verebilme kabiliyete sahipken, AB ile varılan süreçte, bu hünerini yeniden kaybedecek gibi durmaktadır. İnsanlığı teknolojik keşmekeşe ve sektörel tuzağa götürdüğünden şüphe duymayan batı tıbbı, yeni AB süreciyle birlikte  temcit pilavı gibi ısıtılarak yeniden yenilmek üzere ağzımıza sokulacaktır.


Yeni bir sömürgecilik halkası (AB müzakereleri )’nın boynumuza takıldığı bu günlerde, az biraz olsun, sömürge olmaktan kurtulmaya çalışan memleketin başına korkunç,ürkütücü ve önlemez sağlık  felaketleri açacaktır. Üstelik, bizim üretemediğimiz bilgi karşısında duyacağımız komplekslerle birlikte. Üçüncü dünya insanının genel özelliği olan,bütün dertlerine deva olacak batının kurtuluş reçeteleri, sağlık alanında da hızla uygulamaya sokulacaktır. Nasıl ki, ekonomi alanında’ biranda fakirliği zenginliğe dönüştüren bir iksir’den bahsedilmekteyse, sağlık alanında da ( batının içine düştüğü çözümsüzlük görmezlikten gelinerek ) aynı durumun söz konusu olacağı sanılmaktadır. Oysa, AB sağlığımızı düzeltmek şöyle dursun, beraberinde getireceği hastalıklar (ki onlar bizim hastalıklarımız değil ) o kadar korkunç boyutlarda olacak ki, onu tedavi edecek ‘Büyük İksir’ hiçbir işe yaramayacaktır. AB’nin reçeteleri, maddi kalkınmanın sağlanamayacağının yanısıra, biz benzeri toplumlarda, yükü hafifletmekten ziyade, kendi sağlıklarını ve çıkarlarını daha çok garanti altına almayı ve daha ucuza sağlamayı (sağlık Turizmi safsatasıyla) hedefleyecektir.

BİR CEVAP BIRAK