AB Sağlığımızı Bozacak-II

PAYLAŞ

pençesine düşürecektir bizi. Bu reçeteler, yani  AB ‘nin ‘’Sağlık Bilinci’, hiçbir realiteye uymayan hava kabarcıklarından ibarettir, belki de bundan daha da kötüdür. Ham hayaller ve zıtlıklarla dolu gökkuşağı gibi renkler saçan ve parıldayıp duran bir’ yara bantı’ demek daha doğru olur, AB’ nin reçetelerine. Kabul etmeliyiz ki,  şark dünyası henüz  derlenip toparlanmadı, şuurunu kazanamadı ve bir felaketten yakasını kurtarmaya çalışırken, başka bir felakete kendi hazırlamaktadır. Sağlığımızın düzelmesini, AB’den gelecek kurtuluş reçetelerine bağlamakta imkansızdır, zira sağlığımızı kendi ellerimizle bizzatihi biz  bozduk. Hastalıklı sağlığımız, kendi sorunlarını giderek arttırmaktayken, AB süreciyle yeni bir yabancılaşmaya itilmektedir. Despot profosyonellerin iktidar ve insiyatifine bırakılan insanlığın sağlığı, ahlaki ve insani tüm değerlerimizi de giderek kemirip, yutacaktır. Öyle ki neredeyse yüzyıldır coğrafyamızda uygulanmakta olan ve vatandaşı 5. sınıf sayan, dayatmacı sağlık örgütlenmesi ve anlayışı, kendisine yeniden hayat vereceği söylenen bir deli gömleğini giymeye zorlanmaktadır.


Yani insanlığın problemine yeni ‘menfi’ unsurlar ekleyerek kalkınma masalıyla insanlığı inkar edecek bir sağlık anlayışı getirmektedir. AB  ve az gelişmişliğin bilinen hastalıklarından daha kötülerinin doğmasına fırsat vermektedir. Bilinmelidir ki maliyeti yüksek,kibirli,despot,müdahaleci ve kurumsallaşmış, ezici yeni bir sağlık anlayışı ve örgütlenmesi gelmektedir. İşin başka acı bir yönü şudur ki şark memleketlerinden, gelişmiş ülkelere doğru akın akın, göç eden beyinler ve teknik tıbbi elemanlar oldukça bol sayıdadır. Ve bu beyinler bizim için çözüm reçeteleri üretmek yerine, aşağılayan, küçümseyen ve hor gören bir tutum sergilemekten kaçınmamaktadırlar. Batı, bu beyinlerin suyunu sıkıp, posasını çıkarıp bize ‘iş bilen, idareci ve planlayıcı’ olarak göndermektedir. Eğitim ve öğretimlerini bu toplumun cebinden çıkan büyük masraflarla, yapan beyinler kaprisleriyle sağlığımızı daha bir bozacaklardır.


Oysa karşımıza çıkacak bu muhtemel güçlükleri yenmek için, yakamızı kurtarmalı ve eziklikten sıyrılmalıyız. Özellikle ekonomik gelişimin önünü tıkayan komplekslerimizi silip süpürecek yeni bir zihniyet devrimine ihtiyacımız vardır. Yerel şartlarımız,gelenek,kültür ve değerlerimize uygun bir ‘kalkınma modeli’ seçmek zorundayız. Elimizde bulunan potansiyellerimizden  alabildiğine faydalanmak, ekonomik yetersizlik saplantısından sıyrılmak, sağlık, hastalık, hasta, hastahane şifa ve tedavi kavramlarına  bir öze dönüş hareketiyle, tüm insanlığın ihtiyacı olduğu yeni anlamlarını vermekte acele etmeliyiz. Her geçen gün bu savaşı kazanmak için daha çok çabalamalıyız.

PAYLAŞ
Önceki haberDünya dönüyor
Sonraki haberAşk eski bir yalan…

CEVAP VER