ABD ve KANADA… Neşeli bir aile hayatı

PAYLAŞ

 

Eskilerin tiyatro sanatçısı, rahmetli Gazanfer Özcan‘ın şaşkın koca rolleri pek meşhurdu.

Karısından sakladığı sırlar, karşılaştığı süprizler, yakalandığı frikikleri abartılı bir güldürüyle sunar, seyiriciyi kahkahayla kırar dökerdi.

Karımın metresi, Kocamın karısı, Üçlü aşk gibi başlıkları bulunan, bilhassa Fransız tiyatrolarından uyarlanmış oyunların vazgeçilmez karakteriydi.

Ardı arkasına kahkaha tufanı yağdıran bu tiyatrolara ¨Durum Komedisi¨ deniyor.

Anlık eğlence gibi…

Şimdi, Fransız durum komedisini sahneleyen tiyatroların müptelasına iyi haberlerim var; gerçeği geldi:

Kanada’da, tıpkı ABD’de olduğu gibi, evlilik içinde âşıklarını da barındırmak iptilası, son zamanların modası oldu.

Evli çiftlerin dışarıda buldukları âşkları eve getirip karısıyla kocasıyla tanıştırması, hatta hep beraber yaşamaya başlaması artık kabul görüyor, bununla kalınmadığı gibi, durumun ciddiyetine göre hukukî arayışları dahi tartışılıyor.

Dışarıdan sevgili olup aile hayatına giren bu 3.şahısların miras hukuku, sağlık ve sigorta hakları, vergi düzenlemesi nasıl olacaktır? Ciddi mesele…

Zira karı koca razı olmuşlar, eve diyelim bir başka kadını yahut erkeği sevgili diye almışlar; evdeki köpeğin kedinin bile hakları var, bunun olmaz mı?

Kanada Aile ve Hukuk Araştırmaları Enstitüsünün geçen Haziran ayında yayımladığı bir rapora bakılırsa, hukukî bağlantı arayışına girmiş, yani âlenen kendisini açığa sunmuş bine yakın eş/karı-koca’nın evinde bir başka insan var: Üçüncü âşık!

Evlilik dışı aşk yaşayıp bunu bir kaçamak, aldatma, ihanet gibi görmeden eşiyle paylaşma durumuna Polyamorous, Latincesinden kolayca anlaşılacağı gibi çoklu-aşk adı verilmekte.

Şu sıralarda Polyamorous-poliamor, evliliklerin zamkı olmuş vaziyette; pek çok eş sevgilisini koluna takıp evine getiriyor.

¨Kocacığım, bak! Ne yakışıklı delikanlı değil mi? Ay, pek âşık oldum vallahi… Aldım getirdim.¨

Poliamor’cuların ortak düşüncesi, bu tür 3.ve hatta 4.ilişkinin evliliği kurtardığı yönündeki bir inanca dayanmakta…

Onlara bakılırsa, birbirlerini başkalarıyla gelişi güzel ve riske girerek aldatmaktansa, bu özgürlüğü hep beraber yaşamak daha uygundur; hatta dürüst bir davranıştır.

Böyle düşünen bir çift, geçtiğimiz günlerde, radyo ve TV’lere konuk oldu.

Bayan Abbhan Scott ve eşi Braler Rolston papaz önünde birbirlerine sadakat sözü vererek yıllar evvel evlenmişlerdi.

Kötü giden hiçbir şey de yoktu hayatlarında…

Fakat Bay Braler’in gözü ve gönlü günün birinde genç bayan Tia Thomson’a takıldı.

Âşık oldular, buluşup sevişmeye başlamadan evvel dürüstlük gösterip durumu evde bekleyen eşe, hukuk diliyle ¨karıya¨ açtılar.

Abbham niye boşansın ki, kızı kabul etti, bir tür kumalık ilişkisi kuruldu.

Üniversite talebesi olan kız kalkıp bunların evine yerleşti, abla kardeş gibi gayet iyi anlaşıyorlardı.

Koca da durumdan gayet memnun, hem aşkı yanında hem karısı…

Bu durumda evli kadının aynı haklara sahip olması gerekir.

Nitekim bir başka karı kocanın anlatılan hikâyesine göre, kadıncağızın internetten tanıştığı bir erkeğe âşık olacağı tuttu; kocasınınki can da onunki patlıcan mı!

İngiltere’de yaşayan bir adamla işi pişirdi, mercimeği fırına vermek üzere uçak biletini aldı.

¨Kocacığım ben sevgilimin yanına gidiyorum…¨

¨Güle güle git, sağlıcakla geri gel. Falancaya da selam söyle…¨

¨Aman dikkat, sen de sevgilini çok üzme sakın, çocukcağızın dersleri de var zaten, meşgul etme…¨

¨Tamam karıcığım! Ben söz dinlerim… Aşkını benim için de öpüver…¨

Tabii gerisini bilmiyoruz. Bu tür evlilikleri yaşayanlar arasındaki ilişkilerin biçimi de belirsiz.

Bazıları hep beraber yatağa girip çıkıyor, kimileri sırasını bekliyor, bazıları kapalı kapı arkasındaki seslere kulak tıkıyor; kim bilir…

Eski hukuk dilinde yazarsak, ¨Hangi müessir unsur ve sevk-i tabilerin bunları bu istikamete mecbur ettiğini¨ bilemeyiz!

Poliamor durumu asla poligami diye bilinen çok eşlilik değil; yani aileye dahil olan üçüncü, dördüncü, Allah fazlasından saklasın ama belki beşinci kişinin aile hukuku açısından bir değeri yok.

Lakin poliamor ilişkilerin artışını gören Kanadalı, Amerikalı hukukçular tarafların mağdur olmaması, mâduniyet yaşamaması için artık hukuk yönüyle önlem alınması, işi garantiye bindirmeleri gereğine parmak basmaya başladı.

Tabii muhafazakâr çevrelerin, bilhassa din adamlarının, dinsel kesimin tepkisi de apaçık…

Kırk kapıya alışan, tek kapıya dayanır mı!

Hoşgörün canım…

Sevgililer gelir gider, ama evlilik devam eder anlayışıyla sürdürülen bu aile hayatı, anlayacağınız, tiyatro gibi pek neşelidir; seyri güzel, dinlemesi hoş, başına gelirse Allah korusun…

Bu durum, bir vakitler, Fecri Ebcioğlu‘nun Türkçe aranjmanını-uyarlamasını yaptığı, Fransız şarkıcı Patricia Carli‘nin ünlü, tabii ki, mükemmel şarkısındaki sözleri anıştırıyor: Üç Kalp!

Ajda da söylemişti; hatırlarsınız…

¨Kalbinde kim var, o mu yoksa ben mi

Bilmek isterim, yolumu çizeyim…¨

Bizim Kanadalı âşık-sevgili-karı/kocaların henüz yol çizmeye ihtiyaçları yok, neşeli bir aile hayatını yaşayıp gidiyorlar.

Mutluysalar, kime ne demek düşer, değil mi ya canım!

CEVAP VER