ABD, PKK ile anlaşma mı yaptı?

PAYLAŞ

Times gazetesinde yayınlanan bir köşe yazısında “Açıktır ki dünyada böyle bir garanti alan başka bir terör örgütü yoktur” yorumu yapıldı.

Washington Times gazetesi’nde yayınlanan “Türkiye ve PKK Tehdidi” başlıklı köşe yazısında ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’nin gelecek ay İstanbul’da gerçekleşmesi planlanan Genişletilmiş Irak Toplantısı’na katılmak üzere Türkiye’ye gidebileceği belirtildi.

TÜRKİYE’Yİ PROVOKE ETMEKTE STRATEJİK ÇIKAR VARMI

Türkiye’nin son yıllarda Irak topraklarına girmekle suçlandığı anımsatılan, Tülin Daloğlu imzalı köşe yazısında “Temelsiz suçlamaların tarzı, ABD ve Iraklı Kürt liderliğinin Türkiye’ye provoke etmekte strateji çıkarlarının olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor” denildi. Türkiye’nin sınırını geçmekle tehdit etmesinin tek nedeninin kendini savunmak olduğu belirtilen yazıda şöyle devam edildi:

“Şiddete başvuran ayrılıkçı grup PKK’nın bir terörist örgüt olarak kabul edilmesine karşın Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sean McCormark, ABD’nin sorunu ‘şiddete başvurmadan’ çözmeye çalıştığını söyledi. Açıktır ki dünyada böyle bir garanti alan başka bir terör örgütü yoktur.”

Washington Times’deki yazıda Condoleezza Rice’nin Türkiye’nin “Kürdistan diye bir yer” ile ortak bir sınırının olduğunu söylediğine dikkat çekilirken ABD’nin Bağdat Büyükelçisi Zalmay Halilzad’nın da “Irak’ın birçok bölgelerinde fazla acı ve şiddet oldu ancak Allaha şükür ki Kürdistan’da yok” sözlerinin anımsatılmasından sonra şu değerlendirmesi yapıldı:

“Kürt sorunu demokrasi ile bir ilgisi yoktur. Eğer Kürtler demokrasi istiyorsa, yanıtı Türkiye’nin AB projesidir. Türkiye’deki Kürt liderliği, Iraklı Kürtlerin örneğini izleyerek adeta bağımsız bir özerk bölgesini ve Türkiye’nin merkezi yönetiminin federal bir sisteme dönüştürmesini istiyor.”

Kürt politikacılarının kendilerini Türk devletinin “kurbanları” olarak gösterdikleri, parlamentoda yer almalarına izin verilmemesinden yakındıkları belirtilen yazıda birçok siyasi partinin de baraj aşmadığı için parlamento dışında kaldığı vurgulandı. Yazıda, “Eğer Türkiye’deki tüm Kürtler, onlar için oy kullansa, çok kolayca parlamentoda temsil edilme hakkını elde ederlerdi” ifadesi kullanıldı.

Türkiye’de terörle mücadele adına yapılan yanlışların örtünmesinde medyanın devlete yardımcı olmuş olabileceğini öne sürülen yazıda Türkiye’deki Kürtlerin eşit haklardan yararlandıkları belirtilirken Turgut Özal ve Hikmet Çetin gibi önemli görevleri üstlenen Kürt kökenli politikacılar örnek gösterildi.

Türk Cumhuriyetinin kurulduğunda “Türk olmanın sadece cumhuriyet vatandaşı olmak” anlamına geldiği kaydedilen yazı noktalanırken Türkiye’deki kimlik konusunda yapılan son araştırmalara işaret edilerek “Görünürde Türkiye değişiyor. Ve çözüm bekleyen iki sorun var: halkın değişim olarak ne anladığı (birlik veya ayrılık) ve ABD’nin Kürtler için son hedefinin ne olduğu” denildi. (ANKA)

CEVAP VER