ABD’DEN… Bahar Tatilinde Acapulco’ya!

PAYLAŞ

Martın 13’üne çok kalmadı! Biraz sabırlı olun çocuklar. Sizin “Spring Break” diye adlandırdığınız, dört gözle bekleyip takvime çentik attığınız 2006 yılının “Bahar Tatili”, 10 günlüğüne geliyor. ABD üniversitelerinde uygulanan bu yarı yıl sömestir dinlencesinin, “Purdue”lü öğrenciler için anlamı, “Acapulco’ya Gitmek!”, Meksika “tequila”sıyla karışık bolca bira içtikten sonra, ya plajda sızıp kalmak, ya da göze kestirilen bir kızla otel odasına kapağı atmaktır. Buradan, ana babaların gönderdiği  Amerikan kızları da, farklı davranıyor, odalarında hanım hanımcık oturup çeyiz gergefi işliyor sanılmasın. Onlar daha şimdiden, Indiana’daki güzelleşme ve bakım evlerine taşınmaya, zaman yitirmeden solaryum ışığında ciltlerini yakmaya başladılar, bile… Bikini satışları arttı; plaj çantaları da, içinde eksik kalmaması için gözden geçiriliyor. MTV’den naklen yayın yapılarak, üniversite öğrencilerini Acapulco’ya özendirme amacındaki eski yıllara ait gösterilerden anlaşıldığınca, Meksika’nın Pasifik kıyısındaki bu eğlence beldesini, bahar tatilinde Amerikan öğrencileri dolduruyordu. Orada eğlence gırla giderken, ortalık “Pompei’nin Son Günleri”ne dönüyordu. İşte o günler yaklaşıyor, “guys”! Şu aralarda sınavlardan başınızı alamıyor olsanız da, bekleyin. Purdue’lüler, hatta bütün Amerikan gençleri, kendinizi buna hazırlayın! Mart kedileri yanınızda süt dökmüş olacaklar, vur patlasın çal oynasın, orada eğlenecek kurtlarınızı dökeceksiniz. Sonra kös kös yine geri gelip, “Şimdi okullu olduk, sınıfları doldurduk!” şarkısıyla kampüste bir süre için, yanık ten üstüne zemheri zürefası gibi giyinilmiş ince t-shirt’ler, kemeri düşük kısa bermuda şortlar, şıpıdık terliklerinizle dolaşırsınız.

Meksika’daki arkadaşım, Açık Gazete’deki meslektaş Zeynep Bell’in coğrafi kontrolü altında olan bir ülkeye karışıp galiba görev sahasına müdahale ediyorum. ABD’lilerin, adını telaffuz bile edemedikleri başka ülkelerin iç işlerine karışmak gibi böyle temayülleri, öteden beri vardır; burada geçen yıllar içinde bana da sirayet etmiş, anlaşılan. Allahtan, ben Meksika’yı İspanyolcamla doğru söylüyorum: “Mehiko!” Bu yollu bir müdahale için, Zeynep’in iznini rica ederken, Acapulco’ya bu tatilde gitmesi beklenenlerden yaklaşık 4000 kadarının Purdue’den bilet kestiklerini bildiğimden, tencerenin bir kulbunu da ben tutayım, dedim. Belki, Señorita Zeynep bu yazdıklarımı az bulur, Meksika’dan size, kalem oynatır. Purdue’nün 40 bin civarındaki öğrencisinden 4 binini size emanetle gönderiyoruz. Tüm ABD’den bu yıl 50 bin kadar üniversite öğrencisinin orada olması bekleniyor: Acapulco’da! Daha sonra, gidip dönecekler hariç! Bu rakam, turizm endüstrisi için azımsancak gibi değil. Rezervazyonlar yapıldı, odalar ayrıldı, otellerin mutfakları harıl harıl çalışıyor, turizmciler şimdiden “Ay caramba!” diye sevinç nidâları atıyorlar. Ortalıkta gazeteci görünmediğinden emin olunduğunda, şmdi boş olan kumsala çıkıp nerdeyse “perende taklası” atmadıkları kalıyor. 

Öte yandan, oralardan gelen haberlere göre, Meksika polisi kuş uçurtmamak, göz açtırmamak için yoğun önlemler almaya çoktan koyuldu. Terörist saldırı ihbarları, uyuşturucu mafyasıyla mücadelenin üzerine tüy dikiyor. ABD ve Meksika güvenlik güçleri, aralarında işbirliğini arttırdılar, polis aksataları çoğaldı. Zaten Zeynep’in 5 Şubat tarihli yazısından Açık Gazete okurlarının anımsayacağı gibi, geçtiğimiz Ocak ayının son günlerinde Acapulco’daki uyuşturucu mafyası biraz “Al Capon”culuk oynamaya kalkışmış, bambino’lardan düzinelercesi birbirlerini kurşunlayıp sokakta ceset kümeleri bırakmışlardı. Zeynep’in verdiği rakamları alt alta toplayıp “ecmâini” bulamadım: İçim kaldırmadı! Ama, bir zamanların Chicago’sunu aratmayacak şeylerin Acapulco’da yaşandığı çok açıktı. Öyle anlaşılıyor ki, buradan gelecek 50 bin öğrenciye “ot” satmanın hazırlığında birbirlerinin gözlerini oyuyorlardı. Gerçi, yine Zeynep’ten alıntı yaparak eklemeliyim ki, Acapulco Belediye Başkanı Felix Salgado, “Bu mafyanın gelen turiste zararı olmaz!” diyordu, “Elinizi kolunuzu sallayıp rahatça dolaşabilirsiniz. Bırakın onlar birbirlerini yesinler!” Pekâla o zaman; bizim Purdue’den arkalarına su döküp uğurlayacağımız çocuklara söylemeli: “Yolda birbirlerine kurşun sıkan gringoları görürseniz, hiç oralı olmayın, bir şey olmuyormuş gibi davranın! Kumda güreşe kalkışırlarsa, ortalığı onlara bırakıp siz kendinizi serin mavi sulara atın!” Ben açıkcası, “altıpatlar” silahların bu yıl Acapulco’ya rahat vermeyeceğinden kaygı duyanlardanım. Çok mermi yakılacağa benzer!

ABD’nin ciddi yayın organlarında da, son zamanlarda çıkan haberlerde konuya ilişkin duyulan kaygılar görünmekte gecikmedi. Meksika’dan gelen haberler iç açıcı görünmüyordu. Örneğin, “Chicago Tribune”de Hugh Dellios imzalı çıkan tam sayfa bir yazıda, durumun vehameti ele alınmıştı. Meksika Cumhurbaşkanı Vicente Fox, özel emirle Acapulco’ya terör ve organize suçlara karşı eğitilmiş polis kuvveti sevk ettiriyor, yılda 5 milyondan fazla turistin konakladığı bu büyük ekmek kapısını açık tutmak için her düzeyde hükümet yetkilisi kolları sıvamış bulunuyordu. Başkan Fox bu hazırlıklara “Güvenli Meksika’ adıyla bir kampanya havası vermekte ısrarlıydı. ABD sınır yetkilileriyle, havalimanlarındaki görevliler 50 bin Amerikalı öğrenciyi dönüşte koklayacak köpekleri çoktan hazırlamışlar, dilleri bir karış dışarda köpekler gümrükte bekliyordu. Kaygılardan birisi de, Acapulco’da yer etmiş uyuşturucu tacirlerinin buraya tatile gelen üniversite öğrencilerinden kendilerine “kurye” bulmak, onlar aracılığıyla ABD’ye sızmaya yönelik girişimleriydi. Bu kaygılar yersiz sayılmazdı; ABD Ulusal Haberalma Teşkilatı Başkanı olan John Negroponte’nin açıklamasına göre, dünyada öteki kara listeye alınmış 5 ülkeyle birlikte Meksika uyuşturucu trafiğinde başa yerleşmişti. Bu trafik başdöndürücü bir hızla devam ederken, bu ülkelerin yönetimlerini de sallayan, onların hükümetlerini uluslararası kamuoyunda zor durumda bırakan bir noktaya kadar sürüklüyordu.

Bu ve buna benzer siyasi, sosyal, ekonomik ve polisiye kısımları, Meksika’daki Zeynep’e bırakıp, biz şimdi yine, Acapulco hazırlığında olan ABD’li, pırıl pırıl çalışkan, bu tatili çoktan hak etmiş çocuklara  dönelim. Profesörler profesörü, siyaset felsefesinden hocam Michael Weinstein diyor ki, “Kitlesel üretimin yarattığı, modernite oyuncaklarıyla şımarık çocuklar gibi oynayan bugünün kitle-adamı, (mass-man), kendisine öğretilmiş yaşam sınırlarından dışarı çıkmaya yeltenemez. Gücü yetmez de ondan! Ona ne gösterilmişse, onunla yetinir, sonuna kadar onunla mutlu olur. Amerikan futbolunda gladyatörleşen genç kitle, yaşlılığında Karayipler gemi turizmini seçer, gençliğinde de Acapulco’yı!” Weinstein, sırt çantasını alıp ülkeden ülkeye, kıtaları dolaşan gençlerden yanaydı. Che’nin Motorsiklet Günlüğü’ndeki yaşamı aklıma geliyordu, onu dinlerken. Sonra, biraz modernleşeyim dedim, internete bakındım; bir yerlere gitseydim, www.lonelyplanet.com yararlı olurdu. Ama önce, ülkemizin Olympos’undaki “Kadir’in Yörüğü” adıyla maruf, ağaç evlere gidip, orada Kadir’le tavlaya otururdum. Eşi Çolpan, küçük oğlu Attila orda olurlar, dünyanın her yerinden sırt çantalarıyla gelmiş gerçek gezginler çevremizde dolaşırdı. Weinstein hocanın tanımladığı gerçek tatil buydu; Acapulco’da olmak değildi. Yine de, Acapulco’ya gidecek kızların esmerleşme telaşına bir tavsiyede bulunmalı: Kampüste yeni açılan “Sun-Tan” güneşlenme mağazası saati 90 cent’ten sizi pancar gibi yapıyor. İlanlarını gördüm! Sudan ucuz! Kaçırmayın…

CEVAP VER