ABD’nin aynası: Guantanamo

11 Eylül olaylarından sonra ABD’de olağanüstü gelişmeler yaşanmaya başlandı. Olağanüstü güvenlik önlemleri, insan hakları ihlalleri, illegal gözaltılar, yargısız infazlar ve daha bir sürü insanlık dışı uygulamalar. 11 Eylül olaylarının üzerinden üç yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen, dünya kamuoyu, yaşanan insanlık dışı duruma çoktan alıştı bile. Dünyanın gözleri önünde bir insanlık dramı yaşanıyor ve bu drama ne yazık ki sessiz kalınabiliyor.

ABD, “teröre karşı savaş” adı altında uyguladığı insanlık dışı politikaların son örneğini Guantanamo’da sergiliyor. İlk tutuklular, Küba adasındaki Guantanamo Körfezi’ne 11 Ocak 2002’de gönderilmişti. 40’ın üzerinde farklı uyruktan 600’den fazla kişi, Guantanamo’da zorla tutuluyor. Bunlardan bazıları avukatla, ya da yakınlarıyla görüştürülmeksizin, hatta mahkemelere çıkarılmaksızın oradalar. Şu anda yaşanan sınırsız ve illegal gözaltı durumu, tam bir zulüm niteliğinde. Bu insanlar neyle suçlanıyor ve ne zaman kendilerini savunacaklar? Daha da önemlisi onlara, kendilerini savunma hakkı verilecek mi?

ABD’de federal yargıç Joyce Hens Green, Guantanamo’da tutulan Taliban ve El Kaide üyesi olduğu iddia edilen tutsakların anayasal koruma altında olduğuna karar verdi. Green ayrıca, gerekçeli kararında tutsakların belirsiz bir süre gözaltında tutulmalarının ve yargılanma süreçlerinin, Anayasa’yı ihlal ettiğini belirtti. Başkan George Bush Yönetimi’nin avukatları ise, tutsakların hiçbir anayasal hakka sahip olmadığını öne sürerek, davaların reddedilmesini istemişti. Washington’daki bir federal yargıç da bu isteğe uyarak 19 Ocak’ta, 7 davayı reddetmişti.

Halbuki, her tutuklunun gözaltında bulunmasının yasal olup olmadığını bir hukuk mahkemesinde kontrol etme hakkı, uluslararası hukukun temel ilkelerinden biri. ABD yönetimi, bu tutukluları hukuki bir kara deliğe sıkıştırarak, keyfi olarak, illegal gözaltıların kabul edilebileceği bir dünya düzenini kurmaya çalışıyor.

Guantanamo, “hukuk dışı” bir alan. 23 Ocak tarihinde Radikal İki’de yayınlanan Ayşe Kadıoğlu imzalı yazıda da, bu konuya dikkat çekilmiş. Kadıoğlu, tarihte yaşanan en insanlık dışı eylemlerin, hep hukuksal boşlukların olduğu anlarda ortaya çıktığına işaret ediyor. Bilindiği gibi ABD hükümeti, ABD Anayasası’nın Guantanamo’da hükmü olmadığı iddiasından hareket ediyor ve böylelikle buradaki hukuksuzluğa zemin hazırlıyor. ABD hükümeti, Küba’nın tümünün Küba hükümetinin egemenliğinde olduğunu, ancak Guantanamo’da iktidarı kendisinin elinde bulundurduğuna dikkat çekiyor. Bu iddia, 1898’deki İspanya-Amerika savaşına dayanıyor aslında. Bu savaş ile ABD, İspanya’nın sömürgelerinden pay almıştı, Guantanamo da bu payın bir parçası. Bu nedenle bu konuda bir hukuki boşluk var. Guantanamo, hukukun olmadığı bir alan. Ne Küba, ne de ABD hukuku geçerli. Bu nedenle de ABD, orada istediği gibi şiddet uygulayabiliyor ve kimseye hesap verme gereği duymuyor.

İnsan Hakları İzleme Komitesi’nin raporunda da belirtildiği gibi ABD’nin Guantanamo örneği, son derece kötü bir örnek. Birçok ülke Guantanamo’dan hareketle insan hakları ihlallerine hız vermiş durumda. Mısır, olağanüstü hal uygulamasını ABD’nin terörle mücadele kanunuyla savunuyor; Malezya, yine Guantanamo örneğinden yola çıkarak yargılamasız tutukluluğu sistematik hale getirmiş durumda; Rusya Federasyonu da Çeçenistan’da olanları “terörle savaş” bahanesine sığınarak açıklamaya çalışıyor. Kısacası ABD’nin terörle savaş retoriği, birçok ülkenin işine geliyor.

ABD, özellikle son yıllardaki uygulamaları ile insan hakları kavramının içini boşalttı. Ebu Gureyb Hapishanesi, Afganistan, Irak ve Guantanamo’da yaşananlar, dünyada insan hakları ihlallerinin artmasına yol açtı. Dünyanın orta yerinde yaşanan bu insanlık dramına karşı bir şeyler yapılması zorunlu. Sessiz kalmamak, insan olmanın bir gereği. Ayşe Kadıoğlu’nun da dediği gibi, “etkin vatandaş olup, vicdanları otoritelere teslim etmemek için, iktidarın temelinde şiddet değil, egemenlik olması için günden güne ince bir mücadele sürdürmek gerekiyor.”

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here