‘ABD’yi eleştirmek düşmanlık değil’

Antalya ve Kalkan’da inceleme gezisinde bulunan  CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, Antalya Barosu ve Akdeniz Üniversitesinde yaptığı toplantıların ardından Antalya’nın Kalkan beldesinde de yabancılara mülk satışı konusunda incelemelerde bulundu.


Kalkan Ve Atamülkünü Koruma Derneği Başkanı Emine Karakitapoğlu’nun daveti üzerine Kalkan’da durum değerlendirmesi yapan Onur Öymen, Başbakan Erdoğan’ın ABD ziyareti ve ABD’nin Irak politikasıyla ilgili Açık Gazetenin sorularını yanıtladı.


– Başbakan Erdoğan, geçtiğimiz hafta yaptığı ABD ziyareti öncesinde CHP’nin ABD karşıtlığı konusunda izlediği tutumu eleştiren açıklamalarda bulundu. CHP’den bu konuda önemli bir açıklama gelmedi. Ya da yapılan açıklamalar basında yeterince yer almadı. Başbakanın açıklamaları hakkında  ne söyleyeceksiniz?


– Sayın Başbakanın bu konuşmayı yapmasından hemen sonra, biz bir basın toplantısı düzenledik. Ama gazetelerde yeterince yer almadı maalesef.


Bu konuda  şunları söyledik; cumhuriyet tarihinde hiçbir başbakan yurt dışına yaptığı bir ziyaret sırasında Türkiye’deki muhalefet partilerini eleştirmemiştir. Bu ilk defa oluyor. Biz,  sayın Başbakan yurt dışındayken, çeşitli temaslar yaparken onu eleştirmemeye özen gösteririz, işini zorlaştırmayız. Bu bizim parti geleneğimizdir. Ama ne yazık ki sayın Başbakan bunun karşılığını vermemiştir ve yurt dışına yaptığı bir gezide çok haksız, isabetsiz, yersiz bir şekilde CHP’yi Amerikan düşmanı olmakla suçlamıştır.


Partimizin Atatürk’ten aldığı miras, bütün ülkelerle dostluk ilişkisi kurmaktır. Atatürk’ün mirası budur. O bakımdan bizim hiç bir ülkeye karşı bir politikamız yoktur. Ama Atatürk’ten aldığımız daha da önemli bir miras var, o da Türkiye’nin ulusal çıkarlarını korumaktır. Eğer yabancı bir ülkenin bir politikası Türkiye’nin bir konudaki ulusal çıkarıyla bağdaşmıyorsa biz onu eleştirmekten çekinmeyiz.


Bir yabancı ülkeyi eleştirmek demek onun düşmanı olmak demek değildir. Alman hükümeti de eleştirdi Amerikanın Irak politikasını, Fransa da, Belçika da, İspanya da; bir çok NATO ülkesi de eleştirdi. Onlar Amerikan düşmanı mı oluyor şimdi? Amerikan halkının yüzde ellisinden fazlası  Amerika’nın Irak politikasını eleştiriyor, onlarda mı Amerikan düşmanı? Clinton’da mı Amerikan düşmanı?


Bu gibi iddialar son derece talihsiz iddialardır. Sayın Başbakana biz daha önce de söyledik, ayak üstü demeç vermemesini tavsiye ediyoruz. Siyaset adamları, üç kere düşünüp bir kere konuşmalıdır. Sayın Başbakan, üç kere konuşuyor, bir kere bile düşündüğünden emin değilim.


– Başbakan Erdoğan’ın, Başkan Bush ile yaptığı görüşme öncesinde, ABD Başkanının, Başbakan Erdoğan’dan Türkiye’deki Amerikan karşıtlığının en aza indirilmesi konusunda bir beklentisinin olduğu söylendi. Halkımıza “Amerika’yı sevin” mi diyeceğiz?


-Efendim, Türkiye’de Amerikan karşıtlığı yoktur. Türk milleti hiçbir millete, hiçbir halka karşı değildir. Ama Türk milleti, Amerika’nın Irak politikasına tepki göstermektedir. Irak’taki PKK teröristlerinin etkisiz hale getirilmemesine tepki göstermektedir.


Türk halkının bu konudaki tepkilerini Amerikan düşmanlığı olarak nitelendirmek, Türk halkını hiç anlamamaktır, hiç tanımamaktır ve Türk halkının gösterdiği tepkiyi hiç değerlendirememektir. Başkan Clinton Türkiye’yi ziyaret ettiğinde, Türk halkı ona çok büyük sevgi gösterisinde bulundu. Hani biz Amerikan karşıtıydık?


Hani Türk halkı Amerika’ya karşıydı? Türk halkı, bu günkü Amerikan yönetiminin bazı politikalarına  karşıdır ve bunu da anlayışla karşılamak lazımdır. Amerika geçmişte de bu günde Türkiye’nin Kıbrıs politikasına karşı. Bu Amerika’yı Türk düşmanı mı yapıyor?


Genelkurmay 2. Başkanı Org. İlker Başbuğ ile ABD Genelkurmay Başkan Yardımcısı  Peter Pace’in aralarında geçen diyalogda, Pace’in “ Bazı konularda anlaşamıyoruz” dediği yazıldı.


“Anlaşamıyoruz” cümlesinden sizin anladığınız nedir?


 -Bu gayet doğaldır. Amerika’nın Kuzey Irak’taki PKK’ya yönelik politikasını Türkiye’nin kabul etmesi mümkün değildir. Çünkü Amerika’nın kendisi, 11. Eylül saldırılarından sonra bizzat Başkan Bush’un ağzından dünyadaki bütün terör örgütlerine savaş açtığını söyledi.


‘Gri sahamız yoktur’ dedi. ‘Ya teröristlerden yanasınız, ya bizden yanasınız’ dedi. Biz de aynı şeyi söyledik. Şimdi PKK’yı  terör örgütleri listesine koydu Amerika. Ama  bir tane PKK’lıyı yakalamadı bu güne kadar. Nasıl izah edeceğiz bunu? İşte buna tepki gösteriyoruz. Genelkurmay 2. Başkanımızın sözlerini bu doğrultuda yorumlamak lazım.


Amerika ile bu konuda maalesef farklı bir yaklaşımımız var. Üstelik Amerika, ne kendisi PKK’yı etkisiz kılıyor, ne de Türklerin, Türk ordusunun gidip orada PKK’yı etkisiz kılmasına izin veriyor. Bunu anlamak ve Türk halkına anlatmak kabil değildir.


– Geçtiğimiz yıl sizin de katıldığınız Doğu Konferansı toplantısında önemli bir konuşma yapmıştınız. Doğu Konferansı heyetinin içinde CHP geleneğinden gelen Ertuğrul Günay ve sizin dışınızda CHP kanadından  aktif bir katılımın olmadığı gözleniyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?


-Diğer arkadaşlarımız Batı Konferansıyla meşguldü de onun için.


– Çok kısa ve net bir cevap oldu. Yine son günlerde Doğu Konferansı’nın katılımcılarından biri olan yazar Nihat Genç ile ilgili bir tartışma yaşanıyor. Bilmiyorum izliyor musunuz gazetelerden. Ermeni konferansının katılımcılarına yönelttiği eleştirilerden dolayı İletişim Yayınları, yazar Nihat Genç’le olan bağlarını kopardı. Türkiye’de bir “Aydınlar savaşı” başladı. Bu konuda söyleyecek bir şeyiniz var mı?


-Başkalarına hoşgörü dersi vermeye çalışanların, öncelikle kendilerinin hoşgörü göstermesi lazım.


– Başbakanın ABD ziyareti sonrasında  Türk medyasında, “ Buzlar çözüldü, problemler bitti” şeklinde başlıklar atıldı. Oysa, dünyanın önde gelen gazeteleri bu konuda aynı şeyi söylemiyor.  Medya, Türkiye’de Türk halkına manüplasyon mu yapıyor?


-Evet. Amerika ile ilişkilerde maalesef buzlar çözülmedi ama öyle anlaşılıyor ki basının bir bölümünün dizlerinin bağı çözülmüş.  Bu seyahat, maalesef büyük bir başarısızlıkla sonuçlanmıştır. İyi hazırlanmamıştır, zamanlaması yanlıştır, Türkiye’nin ne istediğini ve ne sonuç alacağını kestiremeden sayın Başbakanı oraya göndermek veya sayın Başbakanın oraya gitmesi son derece yanlış olmuştur. Ve sonunda, dağ  bir fare bile doğuramamıştır.


– Son olarak yabancıların mülk edinmeleriyle ilgili olarak  Kalkan’da bir incelemede bulundunuz. Kalkan’da gördükleriniz sizde nasıl bir izlenim uyandırdı. Kalkan kurtulabilecek mi?


-Kalkan Türkiye’nin incisidir. Gerçekten çok önemli bir doğa harikasıdır. Kalkan’a sahip çıkmak hepimizin görevidir. Buraya gelen yabancılara, buraya yerleşen yabancılara karşı bizim geleneksel dostluk düşüncelerimizi, duygularımızı daima sergilememiz gerekiyor.


Fakat, yabancılardan da Türkiye’nin kanunlarına, kurallarına, imar yasalarına saygılı bir şekilde hareket etmelerini bekliyoruz. Ve Türk toplumuyla bütünleşme çabası göstermelerini bekliyoruz.


Türkçe’yi öğrenmelerini temenni ediyoruz. Nasıl yabancılar ülkelerinde yaşayan Türklere, o toplumlara entegre olmalarını öneriyorlarsa, biz de yabancılara Türk toplumuna entegre olmalarını, burada bir getto anlayışıyla yaşamamalarını öneriyoruz.


Geçmişte bunun  çok büyük acıları yaşandı dünyada. Onun için biz yabancıları toplumumun bir parçası gibi görüyoruz ve toplumumuzla bütünleşmelerini diliyoruz.



 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.