AB’nin anladığı dil budur!

AB’nin anladığı dil budur!

0
PAYLAŞ

Brüksel’de milletvekili olduğum yıllarda hep hüzünle seyrettim Türkiye’nin “kompleks dolu” temsil edilişini.

“Monşerlerin” danışmanlığında AB temsilcilerinin önünde “iki büklüm” sözde devlet adamlarını gördükçe kahrolurdum.

Postal kafalıların “bir dediğini iki etmeyen”, “Türkiye’de işkenceyi kaldırmak için çaba sarfetmek” yerine “Türkiye’de işkence yoktur” yalanının arkasına saklanan “çapsız” yöneticilerden Türk Halkı yeterince çekti. Özellikle Almanya gibi AB ülkelerinde hem devlet yöneticileri hem de “monşerler” yüzünden çok ezildi Türkler!

Gün geldi AB’ye yaranmak için TC Merkez Bankası listelerini Alman Maliyesi’ne verdiler. Yani kendi insanlarını sattılar. Türkiye Cumhuriyeti’ne katkı olsun diye Merkez Bankası’na para yatıranların yakasına yapıştı Alman maliyeciler.

Binlerce DM ya da Euro cezalar ödedi çok sayıda Türk. Türkiye’yi o yıllarda yönettiğini zannedenlerin AB yöneticilerinin önünde düğme ilikleyip “inşallah bizi de üye yaparsınız efendim” dedikleri yıllarda Türk Pasaportu ile bir sınır polisinin önüne çıkmak bile büyük sorundu.

Gün geldi AB’ye yaranmak uğruna Alman makamlarına Almanya’da vatandaş olduktan sonra tekrardan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçenlerin listesini verdiler. “Vatandaş olun” diye teşvik ettikleri ülkelerinin insanlarını sırf AB’ye yaranacağız diye “gammazladılar”. Almanya’da çok sayıda Türkün Alman vatandaşlığı iptal edildi ve bu nedenle geçmişte vatandaşlık öncesi sahip oldukları oturum haklarını bile yitirmek zorunda kalanlar oldu.

“MGK Sekreteri” olan ve bugün bazılarının Silivri’de iyiki hesap verdiği bir takım üniformalılar AB ülkelerine gelir Türklerin hakları ile ilgilenmez ama buna karşılık “solcuları, dindar olanları bize ispiyonlayın gösterelim onlara” mesajları verdikleri toplantılar yaparlardı.

O dönemin yöneticileri AB nezdinde “ciddiye alınmayan” ama kendi yurttaşlarına “tek bir hayrı dokunmayan” devlet adamları olarak AB ülkelerindeki Türkleri ülkelerine küstürmüşlerdi neredeyse.

İşte şimdi bunun için çok değerli TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AB’ye yönelik olarak kullandığı dil.

İşte şimdi bunun için çok değerli AB Bakanı Egemen Bağış’ın AB’nin anladığı dilden tavrı.

AB ülkelerindeki Türkler ister AK Parti, ister CHP, isterse MHP’ye ya da sürekli CHP’nin çapsız politikacıları tarafından engellenen Mustafa Sarıgül’e sempati duysunlar, hepsinin ortaklaşa memnun olduğu bir gelişme var ise o da Recep Tayyip Erdoğan’ın TC Başbakanı olarak AB’ye yönelik olarak kullandığı dildir.

Evet, AB’nin vizyonsuz politikacıları görmek istemese de milyonlarca Türk artık AB’nin vatandaşı olarak, Türkler ve Müslümanlar olarak AB’nin ayrılmaz bir parçasıdır.

Milyonlarca Türk ve onların etkilediği çok daha kalabalık müslüman seçmenleri dikkate almayan AB’nin “vizyonsuz” politikacıları büyük bir hata yapmaktalar.

Türkiye’yi AB’den uzak tutarak AB’ye iyilik ettiğini sananları torunları affetmeyecek. Çünkü AB’nin geleceğine yapılan en büyük kötülük Türkiye’yi dışlamaktır!

Berlin’de Recep Tayyip Erdoğan işte bu gerçekleri dile getirdi. Onu Gerhard Schröder çok iyi anlamakta. Merkel ise anlayamamakta! Seneye seçimi kaybedecek olan da o!

Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı çok açık konuşuyor: Türkiye, AB’siz bir vizyona sahip olmak istemiyor. Ancak AB’nin keyfini beklemeye de niyeti yok. Türkiye’nin özellikle Kıbrıs’ta oynanan oyunlara artık tahammülü kalmadı.”

Başbakan haklı değil mi? Kıbrıs diye bir ülke var mı? “Kendi toprakları” diye sahtekarlık yaparak göstermeye çalıştıkları Kıbrıs adasının kuzeyinde Kıbrıs Cumhuriyeti diye bir ülke yok. Aslında güya iki toplumlu bir Kıbrıs Cumhuriyeti de yok! Kıbrıs’ın güneyinde Rumların birarada yaşamakta oldukları Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’nin Kıbrıs olarak görme körlüğünde direten AB’ye bunların söylenmesinin vakti geldi de geçiyor!

AB ülkelerinde yaşayan Türkler ülkeleri Türkiye’nin “bel kıran, ceket ilikleyip sünepe vaziyette bekleyen” devlet adamlarına artık tahammülü yok!

AB ülkelerinde yaşayan Türkler ülkeleri Türkiye’nin bugün olduğu gibi ciddiye alınan ve gerektiğinde muhataplarının “temkinli olmak zorunda olduğu” bir ülke olmasından çok memnunlar!

BİR CEVAP BIRAK