Abramowitz’un sözlerinde ABD’nin yeni Kıbrıs stratejisi

ABRAMOWITZ’IN SOZLERINDE ABD’NIN YENİ KIBRIS STRATEJİSİ YATIYOR


Abramowitz kim?
Abramowitz, ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi. Tam adı da Morton Abramowitz.
Çok iyi bir diplomat ve “Siyaset Bilimci”si. Genelde Beyaz Saray’ın dış politikalarında çok etkili olan bir kişi. Sözü dinlenen ve önerileri dikkate alınan Abramowitz, Century Vakfının kıdemli üyesi ve Carnegie Uluslararası Barış için Bağış kurumunun eski başkanı.


Abramowitz, 1996 yılında, Türkiye’nin siyasi geleceği ile ilgili kehanetlerde bulundu.  Aradan altı yıl geçtikten sonra, 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan TBMM seçimlerinde söz konusu öngörüsünün büyük bir kısmı, kısa bir müddet sonra yapılan ara seçimde de eksik kalan kısım gerçekleşti.
Abramowitz AKP’nin iktidar olacağını ve Erdoğan’ın Başbakan, Gül’ün de Dış İşleri Bakanı olacağı saptamasını 3 Kasım 2002 seçimlerinden tamı tamına 6 yıl önce 1996 yılında yaptı ve hedefi de göbeğinden vurdu.


CIA’in, yani Amerika Birleşik Devletlerinin içteki ve dıştaki casusluk ve karşı casusluk kuruluşu olan “Merkezi Haber Alma” teşkilatı ile sıkı bağı olan ve 14 Mayıs 1948 tarihinde Kalifornia’nın Santa Monica şehrindeki Douglas Aircraft Company’den ayrılarak tam bir Stratejik Araştırma Merkezi olarak faaliyet gösteren Rand Corporation, (web adresi : www.rand.org) bünyesinde Nobel ödülü almış kişilerin ve siyaset bilimcilerinin çalıştığı geniş çaplı bir düşünce kuruluşu.
Bu kuruluş ABD’nin dış politikasına da yön veriyor.


Turgut Özal dönemindeki 1. Körfez Savaşı sırasında ABD’nin Ankara Büyükelçisi olarak görev yapan Morton Abramowitz, öngörülerini Rand Corp.’un aylık yayın organında, önemli düşünce kuruluşlarının toplantılarında veya ünlü Amerikan gazetelerinin Siyaset köşelerinde dile getiriyor.


Morton Abramowitz’in, Pennsylvania’nın Bethlehem kentindeki Lehigh Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Henri J. Barkey ile birlikte kaleme aldığı ve Wall Street Journal gazetesinde yayınlanan “Kıbrıs sabotajı” başlıklı makalesi, ABD’nin yeni Türkiye ve Kıbrıs politikasını ortaya koymaktadır. 
 
Abramowitz’in önerileri ABD için radikal kararlar olacak. Büyük bir olasılıkla ABD Dış politika uzmanları bu kararları aldılar ve Abramowitz ile Barkey kanalı ile piyasaya sürerek nabız yokluyorlar.   
Abramowitz ve Barkey’e göre;
AB Türkiye ve Kıbrıslı Türklere haksızlık yapmaktadır.
Annan Planı için adada yapılan referandumun 1 ay sonrasında, plana yüzde 76 oranında “hayır” diyen Rumları AB üyeliğine alırken, Kıbrıslı Türklere uygulanan ekonomik izolasyonunun kaldırılması yönünde önceden verdiği sözleri tutmaması nedeni ile Türkiye’nin Rumlara limanlarını açmamasından dolayı, Türkiye’yi cezalandırmak yoluna gitmiş ve katılım müzakerelerinde 34 başlıktan 8’ini dondurmuştur.
AB’nin, Rumların Annan Planı’na yapılacak gerçekçi değişiklikleri kabul etmesini sağlaması çok zayıf bir olasılıktır.


Bu nedenle de,
Türkiye, KKTC’ye uygulanan ambargolar kaldırılmadıkça, limanlarını Rum gemi ve uçaklarına açmamalıdır,
Rumların ve AB’nin Kıbrıs sorununun çözümü için “gerçek müzakerelere” hazır olmaması durumunda Türkiye KKTC’yi ekonomik olarak güçlendirmeli ve KKTC’nin tanınması için çalışmalar başlatmalıdır.
Türkiye ile KKTC, birlikte, İslam dünyası tarafından KKTC’nin tanınması girişimlerini başlatmalıdır.
Kuzey Kıbrıs’ın gelecek statüsü konusunda “Bağımsızlık” ve “Türkiye’ye ilhak” alternatiflerini de içeren bir referandumun yapılmalı ve sonuçların resmi yollardan BM’ye bildirilmelidir.


Abramowitz’e göre ancak bu tür ciddi bir meydan okuma Rumları çözüm niyeti ile ciddi bir tavırla müzakere masasına oturmasını sağlayacaktır.


Tesadüfe bakın ki, daha birkaç gün önce adamıza gelen İngiltere Başbakanı Gordon Brown’ın Kıbrıs özel temsilcisi Joan Ryan’ın çantasında da, her ne kadar belli etmediyse de aynı düşünceden oluşmuş formüller vardı.


Amerika ve İngiltere’nin Kıbrıs konusundaki düşünceleri yavaş yavaş belirginleşmeye başladı. Kıbrıs Rum tarafında 17 Şubat 2008’de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından, Kıbrıs sorununa çözüm getirmek için yeni ve son bir girişim daha yapacaklar.
Bu son girişimde “Birleşik devlet türü” bir çözüme Rumlar razı olmazlarsa veya görüşmeleri incir ipi gibi uzatmak yöntemini seçerlerse, bu güne kadar ısrarla mani oldukları “KKTC’nin Bağımsız bir devlet olarak tanınmasına” yeşil ışık yakacaklar ve Kıbrıs konusunu “adada tanınan iki devlet” şeklinde çözüme ulaştırarak, dünyayı yıllardır meşgul eden bu soruna son noktayı koyacaklar.  
Planları aynen böyle.


____________


* Prof. Dr.


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

3 × 4 =