İNGİLTERE… Açık Gazete ile geçmişe dönüş

İNGİLTERE… Açık Gazete ile geçmişe dönüş

0
PAYLAŞ
Ertanç Hidayettin
Ertanç Hidayettin

Geçen akşam İngiltere’de yayınlanan İnternet gazetesi, Açık Gazete’nin yıllık dayanışma gecesine katıldım.

İnsanüstü bir çabayla 13 yıldır İngiltere’nin Türkçe sözlü prensipli, bağımsız az sayıda gazetelerinden birini yayınlıyor Faruk Eskioğlu dostum.

Ayrıca Olay Gazetesinde köşe yazarlığı yapıyor ve kitaplar da yazıyor Faruk. Türkçe konuşan toplumlarımızın en faal fertlerinden anlayacağınız.

Yazdıklarından rahatsız olanlar tarafından hakarete, tehdide, aşağılanmaya maruz kalsa da o inandığı yolda, korkusuzca kalemini konuşturan cesur bir yürek.

“Yazmak ağrıdır başka hiçbirşey. Sessiz bir uğultudur kendi çapında, kendi çapında zincirini koparmış bir fırtına…Varnası  parçalanmış bir gemi. Yazansa bir katran gibi denize akan biri. Ağrıdır ve ağırdır. Yazmak, rahatlamak değildir. Yaşamayı yüklenmektir. Hayatı bir daha yaşamaya, her şeye rağmen, cesaret göstermektir…”  

Şair, köşe yazarı Beste Sakallı’nın bir yazısından alıntıdır yukarıdaki yazı. Faruk, yaşamayı en iyi şekilde yüklenmesini bilen ve herzaman, herşeye rağmen cesaret örnekleri sergileyen bir rol model. Rüzgarın estiği yöne göre değişen “gazeteciler” onu örnek almalı.

Bütün mesele gazetecinin evrensel meslek ilkeleri ile toplumsal çıkarları iyi harmanlayıp özgür bir şekilde yazısını, haberini yazmasıdır. Hiç kuşku yok yukarıdan aşağıya baskı ve yönlendirmeyle bu sağlanmamalı… Yukardan aşağıya eğilim basın özgürlüğüne tecavüzdür”.

Bu satırlar da Kıbrıs’ın deneyimli gazetecilerinden Hasan Hastürer’den. Baskı ve yönlendirmeyle yazan gazeteci çok. Faruk asla bunlardan biri değil.

Sanırım iki yıl önce gazeteciler TC Büyükelçiliğine çağrılmıştı. İngiltere’de gelişen toplum olaylarını yansıtmada medyanın rolünü tartışmak istemiş Başkonsolos. Bunun basını yönlendirme olmadığını söyleyebilene aşkolsun. Tabi bizimkiler koşarak gittiler. Faruk gitti mi? Asla. Çünkü o yönlendirilebilecek bir gazeteci değil.

İşte dostum Faruk böyle biri.

Açık Gazete destek gecesinde çok eski dostlarla yeniden biraraya gelme mutluluğunu yaşadım.

Aydın Mehmet Ali liderliğinde 1983 yılında kurduğumuz Türk Eğitim Birliği (TEB) emekçilerinden bazı arkadaşlarımı uzun yıllar sonra görmekten çok mutlu oldum.

O zamanlar TEB bir eğitim konferansı düzenlediğinde salonlar Londra okul müdürleri, eğitimciler, belediye meclis üyeleri ile dolar taşardı.

Onlara yaranmak değil, eleştiri yağdırırdık konuşmalarımızda. Yerel siyasetçilere seçim tehdidi yöneltirdik. Etkili lobicilik yaparak toplumlarımızın sesisini çok yüksek dozda duyurmayı başarabilmiştik.

Temsilcilerle, Elçilerle, Konsoloslarla işimiz yoktu bizim.

Yeni yönetim kurullarımız koşarak “nezaket ziyareti”, veya Temmuzda “şükran ziyareti” yapmazdı onlara. Etkinliklerimize davet etme gereği duymazdık onları. İşlerimize karıştırmazdık.

Önceleri küçücük bir ofisten, sonra İslington Belediyesinden sökerek aldığımız Newington Green bölgesindeki binadan toplumlarımız için sağladığımız onlarca hizmeti anımsadım.

TEB hala hizmet veriyor aynı binadan. Pek bilgim yok bu hizmetler hakkında, Eminim çok yararlı çalışmalar yapılıyor.

TEBden doğan İmece, Haringey Kıbrıslı Türk Kadınlar Projesi, Happy Nest Nursery de çok başarılı çalışmalarına devam ediyorlar. Bunları görüp gururlanıyorum.

O zamanların ateşli toplum savunucularının birçoğu hala toplumları için savaşım vermekteler. Biraz yaşlanmış, biraz yorgun, ama hala yürekleri hizmet ateşi ile yanan değerli dostlarım.

Daymer, Alevi Kültür Derneği, Derman gibi sonradan kurulan organizasyonlar aynı çizgide yola devam ediyorlar. Özveri ile, korkusuzca.

Gecede gözlemlediğim bir şeye değinmeliyim. Kıbrıslıtürklerin sayısı 10u geçmiyordu. Her kutlamada, kokteylde, baloda boy gösteren arkadaşlar yoktu orada.

Keşke olsalardı. Olsalardı da orada bulunan ve sessizce, büyük özveri ile hizmete devam eden kişlerle konuşup birşeyler öğrenselerdi.

Özgür olmayıp kendini özgür sanan kimseden başka tutsak kalmamıştır. (Goethe)

BİR CEVAP BIRAK