Adam çekip vuruyor

PAYLAŞ

RuhsatlI tabancayla ruhsatsız tabanca bu toplumda aynı rahatlıkta varlığını sürdürüyor. Bir vukuat oldu mu, bir cinayet işlendi mi silahın ruhsatlı mı yoksa ruhsatsız mı olduğu belirtiliyor. Öyle bir tonda belirtiliyor ki silahlar açısından iki çeşit yasallık varmış gibi, doğal olarak bazı silahlar ruhsatlı bazı silahlar ruhsatsız olurmuş gibi. Kafası kızan adam birini çekip vurabiliyor. Düğünde bayramda havaya ateş etmek bir onur sorunu durumuna geldi. Kimi anasını vuruyor yanlışlıkla, kimi babasını temizliyor istemeden, kimi beş altı yaşlarında bir yavruyu toprağa gönderiyor. Bu gibi insanlara verilmiş olan “maganda” adını belli ki çokları bir soyluluk unvanı gibi değerlendiriyor. Yatıp çıkıyor adam. Yeterince yatıp yatmadığı sorunu çok ayrı, karmaşık bir sorundur. Liseyi bitiren gençlerimizin yirmi bin avukat fazlası olduğunu bile bile hukuk fakültelerine yönelmelerinde ince bir hesap var mı bilemeyiz. Gençler üniversitelere yalnızca geçim kaygısıyla yöneldikleri için onların adalete ya da en azından hukuka gönül vermelerindeki anlamı sezmek kolay değil. Dilerim hepsi başarılı olur.

Cehaletin her gün biraz daha büyük boyutlara ulaştığı bu ülkede pek sayın büyüklerimizin büyük bir kararlılıkla idamı kaldırmış olmaları uygarlığa olan büyük eğilimimizin bir anlatımı olmalıdır. Gerçekten ne adına yapılırsa yapılsın bir adamı ipte sallandırarak boğmak ya da benzeri usullerle toprağa göndermek bana hiç de insanca görünmüyor. Bir adamı hiç acımadan sabaha karşı uykudan kaldırıyorsunuz ve ölüme hazırlanmasını istiyorsunuz. Çocukluğumuzda ve gençliğimizde gazetelerde üçayaklı düzeneğin ortasında sallandırılmış insanları görünce çok kötü olurdum. Oysa birileri haberi alır almaz idamı seyretmek için geceden yollara düşerlerdi. Evet, idam cezası çirkin ve iticidir. Ancak bendeniz idam cezasının caydırıcılığı konusunda da son derece inançlıyım. Nasıl bir ülkede yaşadığınızı iyi bileceksiniz. Devletimiz silah tüccarlarının ve kaçakçılarının canını acıtsaydı, bu arada idam cezasını da kaldırmasaydı birçok sayfası kan içinde çıkan gazetelerimiz daha güzel konulara yer ayırma olanağı bulabilirlerdi. Şimdi gazete sayfaları cinayet haberleriyle ve trafik kazası haberleriyle dolu çıkıyor. Gazetelerimizde bizi ilgilendiren haberler çokça olmadığı için, doğal olarak ikoncanların (ne demekse?) haberlerinden de vazgeçilemeyeceği için yetmiş beş milyon insanın çok azı gazete almak alışkanlığına ermiştir ki bunların bir bölümü de benim gibi bir gazeteyi sekiz on dakikada okuyup bitiriverenlerden oluşmaktadır.

Sorun gazetelerin satılıp satılmaması sorunu değil. Gazete patronları bu durumdan hoşnutsalar bize ne düşer. Gazete sorununa dolaylı olarak geldik. Asıl sorun her gün ülkenin her yerinde takır takır cinayet işlenmekte olduğudur. Eğitim koşullarının bir yandan ilgisizlik ve bilgisizlik nedeniyle bir yandan da akıllara durgunluk veren nüfus artışı yüzünden tepetaklak olmasıyla cinayet işleyebileceklerin sayısı büyük boyutlara ulaşmıştır. Hepimiz, okumuş olanımız da okumamış olanımız da her an cinayete kurban gitme tehdidi altında yaşıyoruz. Diyelim kırmızı ışıkta durdunuz. Arkanızdaki görgüsüz yürü git diye basıyor kornaya. Siz de doğal olarak yerinizden kıpırdamıyorsunuz ve yeşil ışık yansın diye bekliyorsunuz. Adam öfkelenip yanınıza gelse ve başınıza bir kuşun sıksa ne olur? Şöyle diyebiliyor musunuz: “Yapar yapar ama cezasını da bulur.” Adam parayla katil tutar, birini öldürtür. Öldüreni yakalarlar, öbürünü de azmettirme suçuyla içeri alırlar. Bir de bakarsınız ki azmettiren kişi bağırsakları aşırı gaz yapıyor gerekçesiyle tahliye edilivermiş. Ölen öldüğüyle kalır. Af dalgaları hapishane kapılarını ikide bir açtıkça kader kurbanları bir anda dışarı çıkıverirler. Hapishane görevlilerinin çok uzun süre işsizlikten sıkılacağını düşünemeyiz. Yenileri gelir az zaman sonra. Bu gelenlerden büyük bir bölümü aftan yararlanmış olanlardır.

Bizim gözden uzak uttuğumuz bir şey var: bir tip insan var ki onun için eşek cenneti dediğimiz yer gerçek bir cennettir. Bir kere çalışmak yok, kadını çocukları düşünmek yok, ananın babanın sorumluluğu diye bir şey yok. İyi kötü yemek var, uykusuz kalmak yok, muhabbet istemediğiniz kadar. Böyle bir cennet herkese gitmez biliyorum, ama pekçok insan için orası bulunmaz bir yerdir. Buralarda insan ıslah olur mu? Kolay değil. Önemli olan insanları ıslah etmek değil, onların suç işleyemeyen bireyler olarak yetiştirebilmektir. Bunun için onların ellerinden silahlarını almak gerekir, bu bir. Vermez mi? Öyle bir verir ki. İkincisi, eğitimi gerçek anlamda eğitim kılmaktır.

CEVAP VER