Aday adayları parti başkanın ağzına bakıyor


Aday adayları ne yazık ki parti başkanın ağzına bakıyorlar!
 
Yerel yönetimler seçimleri yaklaşırken aday adayları da kendilerini açıkladılar ama esas açıklama parti genel başkanından gelendir. Partinin belirlediği adaylar seçimlere katılmaya hak görülüyor, yoksa adayların kendilerini açıklamaları o kadar bu koşullarda önemli değildir.
 
Adaylar kendilerini açıkladılar ama adayları açıklayacak genel başkanın gözüne girebilmesi içinde bir çok yeteneğinin ve başarılarının olması şarttır! En büyük başarı bence başkanın yakın çevresine sızmak ve onun aracılığı ile başkan ile birkaç etkinliğe katılmaktır. Bu sayede oluşacak parti içindeki kamuoyu sayesinde aday adayı olanın adaylığa bir adım daha yakınlaşması anlamına gelmektedir.
 
Ülkemizin her noktası değerlidir ve önemlidir, hiç birini diğerinden ayıramayız. Yerel seçimler her bir noktaya hizmet götüreceklerin seçilmesi demektir. O yüzden her aday enine boyuna araştırılmalıdır ve adaylar desteklenirken hizmet verebilecekler seçilmelidir. Kısaca kişinin sözüne, giydiği elbisesine ve çevresine verdiği imajına bakmamak gereklidir. Geçmişinde yaptığı işlere bakmalıdır. Yerel yönetimde neler yapmış, sosyal mi, hangi toplumsal olayda rol almış, gelecek için projeleri var mıdır?
 
Yerel yönetimleri genel seçimlerden ayıran en büyük özellik, hizmet vereceklerin temsilci olarak değil, direkt seçimidir. Demokraside en önemli olan şey hizmet verecek kişiye güven duygusu verilmesidir. Aday kendisini aday olarak ilan etmesi önemli değildir. Adayı, kendi aday olarak görmek ve onu desteklemek önemlidir, çünkü nasıl bir gelecek istediğine dair bir tercihtir. Tercihlerimiz; sosyal, adaletli, sokakların engellilere göre düzenlenmesi, onlar için ve çocuklar için özgür olmasıdır.  Hizmeti sadaka ya da rüşvet olarak alma yerine, hakkın olduğun için alacağın bir yerel yönetimdir. Bir sorunun olduğunda, sorunu direkt ulaştırabileceğin, kapısını çaldığında konuşabileceğin bir yönetim ve yöneticidir. Karar mekanizmasında danışılan biri olabileceğin bir anlayıştır. Her bireyi ilgilendiren kararlarda referandum yapmaktan çekinmeyen bir anlayıştır. Siyasi görüş ayırım yapmayan, partizanlığa son veren anlayışın hakim olacağı bir düzendir.  Hizmet veren firmalar için yapılan ihaleler, kamuoyu önünde ve denetime açık olacağı bir anlayışın yerleşeceği yerel yönetim istemek en doğal hakkımızdır.
 
Uzun süredir tanıdığım ve geçmişi, duruşu ile örnek bir insan olan Avukat Ali Yıldırım Ankara Çankaya’dan CHP’den aday adaylığını koymuş olduğunu basın aracılığı ile duydum. Ali Yıldırım, diğer adaylardan farklı olarak nasıl bir belediyecilik anlayışı içinde bu göreve talip olduğunu yazdığı yazılar ve afişler ile seçmene duyurmuştur. Aynı yerden aday adayı olan yine dost ve gazeteci Yüksel Işık ismi öne çıkmaktadır. İki güzel insan aynı yerden aynı görev için aday olması benim için şaşırtıcı olmuştur… Bu iki değerli insan Çankaya’da yaşayanlara hizmet için aday olmuştur.  Kırşehir’den CHP’den Yıldırım Kaya aday olmuştur. DSP’den Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığına Prof.Dr Yılmaz Büyükerşen aday olmuştur. Ankara Büyükşehir’den aday bellidir. İstanbul aday adaylar bellidir, Ercan Karakaş ne yaptığı ve ne yapabileceği belli olan dürüst bir politikacıdır, İstanbul’a Karakaş yeni bir yön verebilir diye düşünüyorum.  Kim hizmet verebilecekse onu seçin, yerel seçimler hizmet veren adayların desteklendiği bir seçim olmalıdır. DSP Adayı Üsküdar Belediye başkan adayı Levent Kırca desteklenmedir. O sanatçı kimliği ile Üsküdar’a yeni bir kimlik kazandırabilir. O yüzden kim hizmet vermeye adaysa onu seçin. AKP korkusuna kapılmadan, kötünün iyisi diye oy veremeyin. O düşünce ile verdiğinizde sonuç ortadadır. Parti ayrımı yapmadan, laik, çağdaş, demokrat ve hizmet verirken ayrımcılık yapmayanı seçin. Aklıma gelenleri yazdım, bağımsız adaylardan da olabilir, çatı partisinden de olabilir, kim hizmet vereceğine güveniyorsanız onu seçin.  Liste yapmaya kalkarsak bu yazının sonu gelmez, umarım seçimlerde hizmet verebilecekler seçilir.
 
Aday adaylarını, aday olarak belirleyen yine parti başkanı olacaktır. Ne yazık ki, bizler parti başkanına adayımızın yanında olduğunu belirtmek ile yükümlüyüz. Bunu sözlü olarak değil de, sandık başında seçime gidecekleri oylarımız ile belirlemiş olsaydık. Parti başkanın açıklamasını beklemiş olmasaydık. Adayı seçim kurulu şeffaf bir şekilde oyların sayımı sonucunda açıklamış olsaydı.
 
Demokrasilerde seçmen aday adaylık sürecinde kendi adayını seçer ve değişik görüşteki adaylar ve partiler seçim sürecinde kendi seçmeni ve projeler ile karasız seçmeni kendi yanına çekmek için mücadele edebilirdi. Demokrasimiz ne yazık ki çağdaş demokrasilerde olduğu gibi değildir, eksik yönleri sayesinde çağdaş ve medeni ülkeler seviyesinden çok uzağız. Umarım bir gün parti başkanlarının belirlediği adaylar değil de, seçmenin belirlediği adaylar kendi aralarında hizmet için yarışırlar. 


http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.blogcu.com


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

6 + 20 =