Agartalı Efendi’den mesaj getirdi

-Birol Bey geçen yıl “Delta Planı & Seçimleri Kimler Nasıl Kazanıyor”adlı bir kitap yazmıştınız. Bu yıl bir romanla biz okurların karşısına çıktınız. Son kitabınız “Agarta İlluminati Savaşı”nda dünyadaki gizli savaşı anlatıyorsunuz. Birinci tekil şahsın ağzından yazılmış bir roman bu. Dolayısıyla sorularımı birinci tekil şahıs olarak gördüğüm size hitaben sormak istiyorum. Romandaki kurguya göre, mail kutunuza gelen mailler sizi oturduğunuz yerden alıp dünyanın derinlerine, Agartalıların yaşadığı mağaralara götürüyor. Agartalıların dünyaya mesajını yayma görevi size veriliyor. Siz de bu görevi yerine getirmek için bu romanı yazıyorsunuz. Romanı yazarken böyle bir kurguya gitmenizin nedeni neydi? Siz de yazılarınızla, çalışmalarınızla topluma mesaj veren birisiniz. Böyle bir misyonunuz elbette ki var, ama yine de romanının kurgusu nasıl oluştu öğrenmek istiyorum?

-Bu önemli bir soru. İnsanlara mesaj vermenin birçok yolu var. Hyde Park’ta olduğu gibi bir kürsüye çıkıp konuşma da yapabilirsiniz, bir şiir de yazabilir ya da bir heykel de yontabilirsiniz. Ancak, bunların birisini yapmak, diğer yöntemleri kullanmanıza engel olmamalıdır.

İnsanlara gerçekleri makalelerle anlatmak bir yöntemdir. Ancak, insanlara çok önemli gerçekleri bir kurgu içinde vermek daha eğlenceli olabilir diye düşündüm. Dünyayı yok ettiğimizi söyleyince kimse etkilenmiyordu. Dünyayı yok ettiğimizi bir başkası, bizden olmayan birisi söylesin istedim. İnsanlığı uyaran kişinin aynı zamanda tehdit etmesini de istedim. Bir nevi, dinlerin yaptığı gibi. Bu kurgunun çıkış noktası buradadır.

-Aslında konu hakkında detaylı bilgisi olmayanlar için kitabınız güzel bir başlangıç kitabı. Hem Agarta’yı, hem de dünyayı yöneten İllimunati örgütünü sade bir anlatımla, hem de hiç sıkılmadan öğrenmiş olacaklar.

-Bence de çok haklısınız. Daha çok insana ve daha kolay biçimde ulaşmak gerekiyor. Bu nedenle, doğru bir iş yaptığımı sanıyorum.

-Kitabını yazdığınıza göre, Agarta’nın varlığına inanıyor olmalısınız?Her ne kadar Osiris hakkında şüpheniz varsa da, Agarta’ya inanıyor gibisiniz. Agarta nasıl bir yer? Daha doğrusu dünyamız nasıl bir dünya? Üç dünyanın dış kabuğunda yaşayan bizler için Osirisliler ve Agartalılar birer hayal ürünü. Bizi sık sık ziyaret ettiklerine göre, onlar için biz pek öyle değiliz anlaşılan.

-Kitabın yazılış nedeni, dünyada yaşayan ve dünya ile birlikte bütün yaşam kaynaklarını yok etmeye doğru hızla mücadele veren insanlara mesaj vermek. Bu noktada, Agarta’nın varlığı ya da yokluğu çok önemli değil diye düşünüyorum. Eğer varsalar, onlar bize kendilerini göstereceklerdir. Emin olunuz.

-Atlantis ve Mu kıtalarıyla Agarta’nın ilişkisi ne?

-İnsanlık tarihiyle ilgili yapılan araştırmalarda çıkış noktalarından birisinin Atlantis ve Mu olduğunu biliyoruz. Dinlerdeki tufan efsaneleri bile aynı noktaya vurgu yapmaktadır. Bilim ilerledikçe bu konudaki bildiklerimiz daha net olacaktır. Bu noktada, Socrates’in “bir şey biliyorum, hiçbir şey bilmediğim” sözünü hatırlatmak istiyorum. İnsanlık tarihi ve evrenin geçmişiyle ilgili çok da doyurucu ve parçaları birleştirici bilgilere henüz sahip değiliz. Bu konuda bildiğimiz arttıkça, ne kadar az şey bildiğimizi anlamaktayız. Zaman, her şeyin ilacıdır. Bazı gerçekleri öğrenmek için zamana ihtiyacımız vardır.

-Agarta ve Osiris’te insanlar mutlu yaşıyorlar. Dünyanın dış kabuğunda yaşayan bizler ise tutkularımız ve dünyayı ele geçirme hırsımız yüzünden savaş halinde ve mutsuzuz. Bunun bir ayağı da İlluminati örgütünün dünyayı ele geçirme çabası. Dünyayı yöneten 13 kişi ve ailesinin tüm dünyada bağlantıları var. Dünyadaki bütün ülkeleri ve liderleri kontrol ediyorlar. ABD, Avrupa, Rusya ve Çin, bu örgütün kontrolü altında. Illuminati örgütü özellikle Agarta’yı da eline geçirmek istiyor. Agartalılar tek dünya olduğunu, o dünyada üç farklı yaşam olduğunu, birinde yaşamın bozulmasının diğerlerini de etkileyeceğini ve bu yüzden dünyayı korumak için Illuminati örgütüyle savaş edeceklerini söylüyorlar. Sizinle gönderdikleri mesaj da çok açık: “Tek bir dünyamız var ve onun zarar görmesine, yok olmasına asla izin vermeyeceğiz. Dünyamızı savaşlarınız, nükleer silahlarınız ve çevre sorunlarınızdan korumak için sizlere 3 yıllık bir süre veriyoruz. Bu süre sonunda dünya tehlike altında olmaya devam ederse, yerküreye çıkacak ve kendi düzenimizi yaratacağız. Asla merhametli olmayacağız. Dünyadaki şeytani örgüt İlluminati ile savaşımız sürecek. Bu şeytan örgütüne karşı sizlerin her türlü çabanızı destekleyeceğiz.” Efendinin de kitabınızın da mesajı açık ve net. Dünya yok olmak üzere, nükleer silahlara, savaşlara ve çevreye olan duyarsızlığa son verin. Değil mi?

-Kesinlikle haklısınız. Kitabın sizin tarafınızdan çok doğru anlaşıldığını görmekten mutluluk duyuyorum. Benim inandığım bir söz var ; “Anlamda basit olan, sonuçta doğrudur.” Bu nedenle, bugün karanlık güçler bulanık suda balık avlamaya, kafamızı karıştırmaya, en basit gerçeklerin üstünü örtmeye çalışıyorlar. Bu önemli sözü, Derin Ekoloji felsefesinin temellerini atan Arne Naess söylemiştir. Bu söze sonuna kadar katılıyorum.

-Agartalılar demokrasiyi insanlığa filozoflar aracılığıyla göndermişler. Özellikle Antik Yunan filozoflarıyla. Aynı zamanda Karl Marx’a da Agarta düzenini anlatmışlar. Yani Sosyalizmi… “Herkese ihtiyacı ölçüsünde verir, herkesten yeteneği ölçüsünde alırız” diyor Agarta’nın efendisi. Sizce insanlığın Agarta’nın düzenini yaşayacağı günler gelecek mi?

-Bu düzene hazır olduğumuzda elbette. Bugün için şeytanca planlar yapan şeytani örgütlerin esiri durumundayız. Bu konuyu ikinci kitabımda çok daha detaylı olarak açıklayacağım. İlluminati’nin nasıl bir dünya yarattığı, ikinci kitabımın konusu olacak. Dünyada aslında nasıl esir gibi yaşadığımızın detaylarını açıklayınca şaşıracaksınız. Bunun için biraz beklemeniz gerekecek. Biz iyiye ve güzel layık olunca, iyi ve güzel bizi bulacaktır.

-Biliyorum ki, sizden kitapta yazdıklarınız dışında daha detaylı bilgiler isteyemem. Agarta büyüsünden korkarım. O yüzden sizi zorlamayacağım, ama kitabın sonunda Agarta’nın dilinin Türkçe olduğunu söylemeye neden gerek duydunuz? Atatürk’ü neden Agartalı yaptınız?

-Romanda kurgular olması doğaldır. Ancak, Büyük Atatürk’ün Anıtkabir’de saklı olan incelemeleri ve okumuş olduğu kitapları incelerseniz, nedenini anlayacaksınız. Agartalıların dili yok, onlar telepatiyle anlaşıyor. Ancak, ilk öğrendikleri yeryüzü dili Türkçedir. Bunun nedenini Sümerler ve mayalara kadar giderek aramak gerekiyor. Bu konuyu da daha sonra açıklayacağım.

-Bildiğim kadarıyla Agarta Budist kökenli bir kelime. Budizmin dayandığı yerde Şamanizm. Budizme göre Agarta’da yani yeraltında milyonlarca kişi yaşıyor ve başkenti Şamballa olan bu imparatorluğun yöneticisine “dünyanın kralı” deniliyor. Bu durumda şu anda dünyanın kralı Dalay Lama mı oluyor?

-Kesinlikle hayır. Her ülke, kendi dinini kendi geleneklerine ve düşüncelerine, yönetim biçimine göre şekillendiriyor. Agarta’da din yok, bilim var. Din, yeryüzünde vardır ve onu asla sorgulamış değilim.

-“Hitler de Agartalıydı, ama sonra onlara ihanet etti ve İlluminati’ye destek verdi” diyorsunuz? Gerçekle hayalin birbirine karıştığı bu kitapta Hitler’in yerini tam olarak nereye oturtmamız gerekecek?

-Agartalılar, bilim ve teknolojilerini insanlığın emrine sokmak için çalışmışlardır. II. Dünya savaşı sonrası çok iyi incelenirse, bu konuda çok önemli ipuçları elde edilir. Ancak, bütün bunlar insanlıktan saklanıyor. ABD ve Rusya’nın bu bilgileri insanlığa açmasını diliyorum. Ama bilinen bir şey var; Stalin’e “Hitler intihar etti” dendiğinde, ilk yanıtının “cesedini görmeden inanmam” olduğunu biliyor musunuz? Acaba, Hitler’in cesedini gören var mıdır? Bu konu neden saklandı? Hitler’in cesedi nereye kaçırıldı ve kemikleri şimdi nerede? Bu sorulara yanıt bulmayı denerseniz, başınıza çok işler açılacaktır.

-Yazdıklarınız her ne kadar roman olsa da, yani kurgu olsa da gerçek isimler kullandığınız için soruyorum. “Bush ailesi şeytani örgütün üyesidir” diyorsunuz. Başka kimler var bu örgütün üyesi olanlar arasında?

-Bugün için İlluminati örgütü olsun, bunun uzantıları örgütler olsun, birçok üyesinin ismi biliniyor. Bunlar, trilyonlarca doları kontrol eden, doları basan, dünya ekonomisini yönlendiren, bankalara ve petrol kuyularına sahip olan, değişik ülkelerde darbeler yapma güçleri olan bir avuç azınlıktır. ABD gibi bir ülkede oğlunu Başkan yapabilecek bir güç, çok önemli bir güçtür. İsimlerin önemi yoktur, ama bir internet araştırması ile bunların çoğunu öğrenebilirsiniz.

-İlluminati eğer bu kadar güçlü bir örgütse, biz dış kabukta yaşayan dünyalılar için kurtuluş yolu pek yok gibi. Yanılıyor muyum?

-Kurtuluş yolu, ümittir. Ümitli olacağız, Bilinçli olacağız. Biraz cesur olacağız. Ümit, bilgi ve cesaret, bizi kurtuluşa götürecek anahtardır.

-Sizce dünyadaki en büyük sorun ne?

-İnsanların bilgisiz, duyarsız ve korkak olmalarıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.