‘AGİT, tavsiyelerine uymayan bir ülkeye gitmeme kararı verebilir’

PAYLAŞ

Türkiye’de 16 Nisan’da yapılan anayasa değişikliği referandumunu izleyen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) heyetinin Başkanı Tana de Zulueta, seçimlerle ilgili sundukları raporların uygulanması konusunda ikna etmek dışında ellerinde başka bir araç olmadığını söyledi.

İtalya’nın başkenti Roma’da Yabancı Basın Derneği’ndeki basın toplantısına katılan De Zulueta, Türkiye’deki anayasa referandumunu izlemek için hükümet tarafından davet edildiklerini anımsattı.

De Zulueta, Türkiye’nin AGİT’in sunacağı nihai raporu tanımaması dışında ne gibi adımlar atılabileceğine dair bir soru üzerine, “AGİT’in ikna etme dışında bir enstrümanı yok… (Raporun) uygulanması, kamuoyunun ve hükümetin üzerine düşen bir görev. AGİT, tavsiyelerinin uygulanmadığı bir ülkeye bir daha gitmenin uygun olmadığına da karar verebilir” yanıtını verdi.

AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu (DKİHB) ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) üyeleri, referandumla ilgili açıkladıkları ön raporda, anayasa değişikliği referandumunun “eşit olmayan şartlarda” gerçekleştiğini ve mühürsüz oyların geçerli sayılması gibi son dakikada yapılan değişikliklerin sayım prosedürüyle ilgili önemli bir güvenlik mekanizmasını devre dışı bıraktığını söylemişti.

Nihai raporun ise iki ay içerisinde çıkması bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise bu değerlendirmeleri sert bir dille eleştirerek, AGİT’e “haddinizi bilin” demiş ve “Sizin hazırlayacağınız siyasi içerikli raporları ne görürüz, ne duyarız, ne biliriz. Biz yolumuza devam ederiz. Onu siz külahımıza anlatın” diye konuşmuştu.

Ön raporun ‘eleştirel’ olma gerekçeleri

De Zulueta, AGİT’in ülkeleri üyelikten çıkarmak gibi bir mekanizması olmadığını ancak ülkelerin isterlerse üyelikten ayrılabileceklerini de sözlerine ekledi.
AGİT Heyeti Başkanı, ön raporlarının eleştirel olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Çünkü bu seçimlerin büyük ölçüde eşitliksiz bir yarış olduğunu gördük. Düzgün olmayan bir oyun sahasında, bir tarafa doğru eğik bir sahada maç yapmak gibiydi. Başta aslan payına sahip olan Cumhurbaşkanı olmak üzere ‘evet’ destekçileri medyada büyük görünürlüğe sahipti. Medyatik avantajın yanı sıra pratik bir avantaja da sahiplerdi: Devletin imkanlarına serbest erişimleri vardı. Karşıtlar içinse imkanlar, olağanüstü hal yasalarıyla daha da kısıtlanmıştı. Bazı kentlerde valiler olağanüstü yetkilerini “hayır” kampanyalarını kısıtlamak için kullandılar.”

De Zulueta, Oy ve Ötesi gibi grupların tutuklanma gibi korkular nedeniyle bu oylamada önceki seçimlere kıyasla daha sınırlı bir çalışma yapabildiklerine de dikkat çekti.

Mühürsüz oy kararı belirsizlik yarattı

YSK’nın mühürsüz oyların geçerli sayılması kararını eleştiren De Zulueta, “Oyun başlamışken kuralları değiştirerek belirsizlik yarattılar. Önemli bir güvenceyi ortadan kaldırdılar. Sürecin bütünlüğüne gölge düşürüldü” dedi.

De Zulueta, mühürsüz oy pusulaları ve zarflarla ilgili itiraz başvurularını izlemek üzere halen Ankara’da bir temsilcilerinin üyelerinin bulunduğunu söyledi ve bu başvuruların ele alınma şeklinin AGİT heyetinin gelecekteki değerlendirmelerini de etkileyeceğini belirtti.

PKK bayrağı tartışması

De Zulueta’ya, AKPM referandum için Türkiye’ye gönderdiği heyette yer alan Almanya Sol Parti milletvekili Andrej Hunko’nun PKK bayrağı ile çekilmiş fotoğrafının tepki çekmesiyle ilgili bir soru da soruldu.

De Zulueta, Hunko’nun AGİT heyetinde değil, AKPM heyetinde yer aldığını vurguladı.

De Zulueta, “Biz AGİT heyeti üyeleri AGİT tarafından seçiliyoruz. AKPM heyeti ise, halk tarafından seçilen parlamenterler olan AKPM üyelerinden seçilir. AKPM heyeti, siyasi bir çoğulculuk yansıtacak şekilde oluşturulur. Tarafsız olmaları esasına göre seçilmezler, farklı siyasi görüşleri temsil edecek şekilde seçilirler” dedi.

CEVAP VER