Ağzınızı niçin bilgiyle çalkalamıyorsunuz canım benim?

En zahmetsiz eylem düşünmek
ama yetmez…
En yakın dostumuz aklımız
ama o da yetmez…
Bir yanımız iyilik,
öbür yanımızla dağları çoktan devirdik.
İsimler değişiyor, yaşananlar aynı…
aynı film, aynı senaryo, replikler aynı…
tekrara düşen bir pespayelik…
kendimizi teselli etmekten yorulduk…
İyi günleri doldurmuşuz ceplerimize,
çıkarıp çıkarıp avunuyoruz dost sohbetlerinde..
Uyumlanmaya çalıştıkça çağa,
debelenip duruyoruz medeniyet arayışında…
Bütün bu sosyal medya çığlıkları
içimizdeki canavarı salıyor ortalığa.
Ağzınızı niçin bilgiyle çalkalamıyorsunuz canım benim?
tükürüklü küfürleriz saçılıyor ortalığa.
güven diye bir şey vardı hani…
yetinmeyi, dinlemeyi, mutlu olmayı bilirdik.
Kelimelerin altı boşalıyor karşındaki bağırınca,
maskeye ağzından değil önce zihninden başla…
Turşu tenekesinde sirkeye basılmış binlerce ruh geziniyor
tuşa dokunan parmaklarda.
nasıl bu kadar hoyratlaştınız
akıldan ağza giden yolda?
kötüleri abartmaktan iyilere gelmiyor sıra…
hiç bir özgünlüğü kalmadı nezaketin,
bu çürümeye cevabı var mı bilincinin?
zira sorusu da yok nefret söylemlerinin…
futbol maçında değiliz ki taraftarı olalım memleketin…
Yediğin, içtiğin, konuştuğun, savunduğun, öğrendiğin her şey
üzerinde yaşadığın bu toprakta…
Yalancı domates, iftiracı biber, soysuz patlıcan da neyin nesi?..
erdemli bir toplumun tohumları nasıl böyle kısırlaştı?
ne ektiğine bakarsan ne yiyeceğin çok belli.
bunlar teknolojiyle evrimleşmiyor ki canım benim..
iyilik, dürüstlük, mertlik yoksa
hiç bir şey yapmıyoruz kendimizi tekrarlamaktan başka…
depremdi, virüstü zaten canımız burnumuzda
bari kelimelerini iyi seç de yarınını hazırla..
En insanca iletişim dili barış,
ama önce kendinden başla…
 ____________

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.