Ah Avrupa! Al Beni Koynuna!

Acıklı bir sevda hikayesi bu…


Hulasa vaziyetim epeyce garip, ruhum senin olamamaktan muzdarip.


Bak çırpınıp duruyorum, muhtacım, bırak senin vereceğin özgürlükle sarhoş olayım, izin ver, getireceğin demokrasiyle uyuyayım. Kırma umutlarımı ne olur, şu “yeni dünya düzenine” senin kurallarınla uyumlanayım.


Hatırlarsan bir zamanlar dayanmıştım kapına, kader ağlarını haince örüp geri tepince fetih kutsal ırkımın kanını bıraktım Viyana yakınlarında. Ah olsa da göstersem yine aba altından sopa, bu yüzden, sırf bu yüzden kızgınlığımı gizlemekteyim diplomatik sırıtışımın altında. Ama sen aldırma, yine de şefkatli ol, nihayetinde bu sadece torunlarıma anlattığım masalsı bir hatıra.


Merhamet et, razı geldim her şeye, hem o yana hem bu yana. Nedir ki bağımsızlık, nedir ki ulusal onur senin koynuna girmenin hayalinin yanında. Hepsini bir pula satayım, bir adanın topraklarını ben sensiz ne yapayım, ne ehemmiyeti var gümrük antlaşmasının manasının, yahut tüm diğer dayatmalarının, al hepsini Euro’ nun tatlı rengine bula.
Ah Avrupa, al hadi al beni koynuna, al hadi senin olsun ne varsa hayatımda, lakin, mümkünse eğer, bir tek, yarım ekmek arası kekikli acılı öküz bağırsağıma dokunma!
Söz sana, sokmayacağım koyunlarımı bir daha o konforlu banyolarına, “karafatma” dediğin çarşafımı çıkarıp atacağım, trendy türbanlarla katılacağım kokteylli akşam toplantılarına. Zaten medeniyet denen şey yalnız senden gelendir, malum, yalnız sende olandır mükemmel yaşantılar, benim kendi tarihsel kimliğimin ne önemi var, e tabi ki hepsi birer palavra, en kutsal olan bu siyasi manevra.


Ah Avrupa, olmaz sensiz, dışarda bırakma beni, şu bağırsak hususunda kafam biraz karışsa da…e hadi dokun bağırsağıma da, sen yeter ki al beni o sıcacık koynuna.


aytenonayemi@mynet.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.