Ahlak alanı

PAYLAŞ

Ahlak alanı insanın yüce amaçlarıyla ilgili bir araştırma alanıdır ve böyle olmakla felsefenin bir dalıdır. İnsan amaçları olan bir varlıktır, hep daha iyiyi amaçlar, bu yüzden onu değer varlığı diye adlandırabiliriz. Üç türlü bilgi olduğunu hepimiz biliyoruz: felsefe ve bilim doğru’yla ilgilenirler, sanat da sanatın ne olup ne olmadığını gerek kuram gerek uygulama yolunda araştırmakla yükümlü olan estetik de güzel’i konu edinirler, felsefenin bir dalı olmakla onun yöntemleriyle düşünen ahlak iyi’yle ilgilidir. Ahlakı kuralkoyucu bir bilgi alanı diye belirleyebiliriz, çünkü o davranışlarımıza hatta tüm yapıp ettiklerimize kurallar koyar ya da koymak ister, neyin iyi olduğunu neyin iyi olmadığını bize göstermek ister. Ahlak kuralları özellikle göreneklerde içkindir. Toplumun yürürlükteki değerler dizgesini görenek diye adlandırıyoruz. Görenekler bir toplumun genel bilinç düzeyini ortaya koyan formüllerdir. Onlar toplum adına bireylere neyin yapılabileceğini neyin yapılamayacağını bildirirler. Toplumun kuralları kesindir hatta katıdır. Toplum bu kurallara uymayan kimselere yaptırımlar uygular. Bu yaptırımlar daha çok kınama biçiminde olur. Kurallar ne kadar kesin olsalar da yere ve zamana göre azçok değişirler. Buna göre görenekler çok zaman vakti çoktan geçmiş kuralları da içerirler ve onların yaşamda etkin olmasını isterler. Bu yüzden genel toplumsal ahlak diye belirleyebileceğimiz görenekler ahlakı bir tutuculuk ahlakıdır.
Buna göre toplumsal ahlakla bireysel ahlak her zaman çatışkılıdır. Kişinin ahlak anlayışı toplumda genelgeçer olan ahlaka hiçbir zaman tam olarak uymaz. Bilinç düzeyi oldukça yüksek insanlar bir yana, toplumdaki tüm insanlar görenekler ahlakıyla az da olsa çelişirler. Bu çelişme son derece sıkıcıdır, onu aşmak için ya başkaldırmak ya da kaytarmak gerekir. Kaytarmanın en etkili yolu yalan söylemektir. Neden bayramda elimi öpmeye gelmedin diyen dayınıza evden çıkmak istemedim demezsiniz de Kayseri’ye bir iş toplantısına gittim deyiverirsiniz. Toplum kendi değerlerine karşı çıkanları en azından kınar. Bu yüzden iki ayrı ahlak belirlemek doğru olur: kapalı ahlak ve açık ahlak. Bu ayrımı Bergson’da görüyoruz ama onun anladığı anlamda kullanmak istemiyoruz. Kapalı ahlaka toplumsallık ahlakı açık ahlaka özgürlük ahlakı ya da gerçek aydın ahlakı diyebiliriz. Gerçek aydın ahlakı ortak akıl yerine kendi kafasıyla düşünmeyi bilenlerin ahlakıdır. Kültür açısından gelişmiş insanlar kendi kurallarına uymak isterler, onlar kurallarını kendi bilinç koşullarından getirirler. Kültür açısından çok gelişmemiş insanlar toplumun dayattığı kurallara uymaktan hoşnutturlar ve eksik kişiliklerini bu uyumla tamamlayacaklarını düşünürler. Toplumsal ahlakın kuralları hukukun yasa diye bilinen kuralları gibi yazılı olmasalar da onlar kadar bağlayıcıdır.
Ahlakın iki kaynağı vardır: bilgi ve deney. Ancak bilinçli insanlar gerçek anlamda ahlaklı olabilirler. Yaşam deneyleri de ahlak açısından çok önemlidir ama onlar tek başlarına kişiyi ahlaklı kılmaya yetmezler. Acılar pişmanlıklar başarısızlıklar insanı ahlak yönünden güçlü kılabilir. Bazı yazarlar toplumsal ahlaka büyük önem verirler. Aydınlanma düşünürlerinin birincisi ve en önemlilerinden biri olan Montesquieu insanların göreneklere bildikleri gibi karşı çıkmalarının doğru bir tutum olmadığını düşünür: “Görenekleri ve davranış biçimlerini değiştirmek istediğimizde onları yasalarla değiştirmeliyiz.”“Birçok devlet yasaları ayaklar altına alındığı için değil görenekleri ayaklar altına alındığı için göçtü.” Bu belirlemeler son derece ilginç olmakla birlikte abartılıdır. Buna göre bazıları toplumun ahlak kurallarını şaşmaz doğrular olarak görürler. Onların gözünde bu kurallar toplumu ayakta tutan değerlerdir: kurallar ne ölçüde katıysalar o ölçüde topluma yararlı olacaklardır. Bir ingiliz atasözü şöyle der: “Ahlak matematik gibi kesindir.” Böyle düşünenler daha çok kendi usuyla değil de ortak bilince göre düşünen kimselerdir.
Göreneklerin önemini yadsıyamayız. Aydın insanların görenekleri tümüyle gözden çıkarması da sözkonusu değildir. Her aydın kişi toplumun dileklerini ve öngörülerini anlamaya çalışmak ister. Aydın insanların görenekleri görmezden gelmemekle birlikte açık ahlaktan yani özgürlük ahlakından yana çıkmaları doğaldır. Özgür bilinç kendi varoluş koşullarını yaşamda etkin kılmak eğilimindedir. Göreneklerin bağlayıcılığını ölçülü tutmakta yarar vardır. Katı ahlak çok zaman ahlakdışı davranışlara kılıf yapılır. Ahlaklılık ne ölçüde önemliyse ahlakçılık o ölçüde tehlikelidir.

CEVAP VER