Ahlak bozuldukça

PAYLAŞ

Toplumda ahlak değerleri dağıldıkça ahlakçıların sayısı hızla artar. Bu ahlakçıların büyük bir bölümü ahlak açısından sorunlu kimselerdir, çoğunun ahlakla ilgisi ahlak ticareti açısındandır. Ahlaki çöküşün en büyük belirtisi şudur: yaygın ahlaksızlığa karşın ahlakın temel kavramlarıyla konuşmak bir ustalık hatta bir alışkanlık olmuştur. Şarkıların sözlerini bile sözde ahlaki kaygılarla değiştirirler, bugün bizde olduğu gibi. “Rakı parası” demek ayıptır, onun yerine ne demekse “sıla parası” demek uygun olur, “sarılıp yatmak” aman Allah ne iğrenç şeydir, onun yerine “salınıp gezmek” desek yanlış mı olur… Pekçok kişinin ahlak düşkünü olduğu yerde insanların birbirlerinin yüzüne baka baka ahlak sözleri etmeleri çokça acı da olsa biraz da eğlencelidir.

Bu arada ahlaksızlıklara ahlak kılıfları giydirilir. “Herkes vergisini tam verse ben de veririm, ama herkes vergisini tam ödemezken benim vergimi kuruşu kuruşuna ödemem adaletsizlik değil mi?” der biri. Öbürünün daha başka bir görüşü vardır: “Vergi oranları bu kadar yüksek olmasa vergimizi ince ince hesaplayıp vermez miydik!” Bir başkası daha da akıllıdır, bu yüzden “Bizden iyi üretim bekliyorsanız bizim vergi diye bir sorunumuz olmamalıdır” diye kestirip atabilir. Her meslek sahibi kendiyle ilgili olumsuz bir durumu öne sürerek kendi ahlak ölçülerini toplumda geçerli kılmaya çalışacaktır. Rüşvetin bile gerekçeleri vardır. “Üç çocukla kirada oturan adam sekiz yüz lirayla ne yapacaktı yani?” Hırsızlığın da gerekçeleri vardır. Fahişeliğin de gerekçeleri vardır. Gerekçesiz kalan tek şey ahlak değerleridir.

İnsanlar parçası oldukları toplumu iyiye doğru dönüştürmek ve bunun için gerektiğinde çarpışa çarpışa ölmek gibi bir yükümlülükleri olduğunu bilmezler ya da bilmez görünürler. Evet, haklısın, üç çocukla kirada oturan bir adam elbet sekiz yüz lirayla geçinemez. Bunun için onun toplumda hakkını araması gerekir. Gerçekte birkaç sivri akıllının dışında kimse hak aramak gibi bir direnişi göze almaz. Hak aramak olmaz da, bir şeyler elde etmek için yol aramak gerekir. Bu yollar daha doğrusu bu kirli yollar her zaman vardır. “Doğru yoldan elde edemediğimizi eğri yoldan elde ederiz” formülü bu yüzden bir ahlaksızlık bildirisi olarak değil de bir yaşam kuralı olarak geçerlidir. Herkes kendi yararına toplumu kirletirken oluşumuna katıldığı pisliklerin bir gün kendisini de boğacağını düşünmez.

Ahlak değerlerinin bozulup dağılmaya yüz tuttuğu ya da bozulup dağılma sürecine çoktan girmiş olduğu toplumlarda ahlakdışı amaçlarda bir araya gelen insanlar çok tehlikeli çıkar toplulukları oluştururlar. Bu çıkar toplulukları çok çeşitlidir, daha doğrusu bunlar işlevlerine ya da amaçlarına göre çok çeşitli görünümler ortaya koyarlar. Görünüşte herbiri toplumda vazgeçilmez bir görevi yerine getiriyor gibidir. Kimi sağlık dağıtmaktadır, kimi bilgi dağıtmaktadır, kimi bilgi üretmektedir, kimi sanat üretmektedir, kimi felsefe üretmektedir, kimi hizmet dağıtmaktadır, kimi haber dağıtmaktadır… Bütün üretimlerin ve dağıtımların yaşam gereklerine ve toplumun gereksinimlerine göre değil de çıkar topluluklarının özel amaçlarına göre gerçekleştiğini görmemek için insanın ya çok aptal ya da çok iyi niyetli olması gerekir.

Bir gerçeği apaçık görmekle pek bir şey elde edemezsiniz, o gördüğünüz gerçeğin üstüne gidecek gücünüz ve yetkinliğiniz olmalıdır. Toplumsal yaşam düzeni çıkar topluluklarının amaçlarına göre biçimlendikçe ve bu biçimlenme bir tür kalıcılık kazandıkça ya da kurumlaştıkça ahlak değerlerinin toplumda yeniden geçerli kılınması iyiden iyiye zorlaşacaktır. Ahlakı bozulmuş insanların ahlak değerlerini geçerli kılmak adına kendini ortaya atacağını düşünemezsiniz. Ar damarı çatlamış kimseler ahlakdışı tutumlarını bir tür kurnazlık diye nitelendirmekten ve onları utanmazca sergilemekten geri kalmazlar. Pekçok kişinin ahlakdışı ölçüler içinde yaşamayı alışkanlık edindiği bir ortamda utanç duygusu bitmiş, çirkinlikleri gizleme gereği bile duyulmaz olmuştur. Rüşvetçi bir adam karısını ve çocuklarını toplayıp rüşvetçi bir yakınını ya da tanıdığını ziyarete gittiğinde her iki tarafın birbirinden utanabileceğini düşünebilir misiniz? Belki de onlar bir araya geldiklerinde ahlak değerleriyle alay edecekler, ahlaklı bildikleri birisini ya da birilerini dillerine dolayarak “Yahu şu dünyada amma salak adamlar var!” diye kahkahalar atacaklardır. Bir gün değerleri ayaklar altına alıp çiğnemenin bütün bir topluma olduğu kadar tek tek insanlara ve bu arada kendilerine ve yakınlarına kaça patladığını gördüklerinde başlarını taşa vuracak yerde her şeyi alın yazısına bağlayıp çıkacaklardır.

CEVAP VER