Ahmet Türk – Şamil Tayyar

11 Aralık 2009’da Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç düzenlediği basın toplantısında DTP’nin kapatıldığını 2 eşbaşkan Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk’le birlikte 37 kişiye gerekçeli kararın Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla birlikte 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirildiğini açıkladı.
24 Aralık 2009 tarihinde Şamil Tayyar hakkındaki mahkeme kararı ile ilgili haberi geçen Anadolu Ajansı bundan tam bir hafta sonra da 31 Aralık 2009’da DTP’nin kapatılmasına ilişkin kapatma davasının gerekçeli kararının Resmi Gazete’de yayımlandığını duyurdu.
Bu iki dava hakkında ilgili mahkemelerce verilen kararlar bana bu yazıyı yazdıracak kadar ilgimi çekti.
Şamil Tayyar’ın “Ergenekon” Kitabı hakkında mahkemece verilen karar
İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Şamil Tayyar’ı “Ergenekon” adlı kitabından dolayı, “Soruşturmanın gizliliğini ihlal” ve “Adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçlarından toplam 1 yıl 8 ay hapis cezasına çaptırdı.
Sanığın sabıkasız oluşu, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varan Mahkeme, “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar vererek, Tayyar’ın 5 yıl süreyle adli denetime tabi tutulmasını kararlaştırdı.
Mahkeme, sanığın 5 yıllık denetimli serbestlik süresi içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm olmaması halinde davanın düşmesine, aksi halde geri bırakılan hükmün açıklanmasına da karar verdi.
Şamil Tayyar mahkeme sonrası yaptığı açıklamada karar hakkında ilk tepkisi şöyle olmuştu: “Hâkim yeni bir içtihat oluşturdu. (…) Siyasi bir karar gibi geldi. Anlaşılıyor ki kitap da okunmamış. Hukuk adına utandım. Kararda hükmün açıklanması geriye bırakıldığı için itiraz hakkım yok. Bu ceza bir yerde kesinleşmiş gibi. Demokles’in kılıcı gibi tepenizde sallanacak, bir kenarda kalacak.”
Şamil Tayyar, hakkındaki kararın 5 yıl ertelenmesini yanlış ve de kısıtlayıcı buluyordu, ancak kalemi elinden alınmıyordu…
Ahmet Türk’e siyaset yasağı
Oysa Ahmet Türk için durum farklıydı, “Anayasa’nın 69. maddesinin 9. fıkrası gereğince gerekçeli kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak 5 yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi yöneticisi ve denetçisi olamayacaklarına hükmedildi.”
Peki ne yazıyormuş 69. maddenin 9. fıkrasında: “Bir siyasî partinin temelli kapatılmasına beyan veya faaliyetleriyle sebep olan kurucuları dahil üyeleri, Anayasa Mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararının Resmî Gazetede gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamazlar.”
Evet, bu fıkraya göre Anayasa Mahkemesi’nin kendi içinde tutarlı davranmış olduğunu söyleyebiliriz.
Ancak, buraya 765 sayılı TCK’den 2 maddeyi aktarmak istiyorum:
Madde 64: Bir kaç kişi bir cürüm veya kabahatin icrasına iştirak ettikleri takdirde fiili irtikâp edenlerden veya doğrudan doğruya beraber işlemiş olanlardan her biri o fiille mahsus ceza ile cezalandırılır.
Madde 205: Bir kimse Türkiye Devleti hesabına olarak almaya veya satmaya yahut yapmaya memur olduğu her nevi eşyanın alım veya satımında veya pahasında veya miktarında veya yapmasında fesat karıştırarak her ne suretle olursa olsun irtikâp eylerse on seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasıyla cezalandırılır ve zarar kendisine ödettirilir.
Bu 2 madde Mesut Yılmaz ve Güneş Taner’in Anayasa Mahkemesi’nin bir diğer işlevi olan “Yüce Divan”da yargılandığı maddelerdir. Yüce Divan, yaptığı yargılama sonucu “4616 Sayılı Yasa’nın 1. maddesine 4758 Sayılı Yasa ile eklenen dördüncü bendi uyarınca, davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine” karar vermiştir.
Yani zan ve zanlılar hakkında hiçbir karar vermemiştir. Aynı Yaşar Topçu hakkındaki kararda olduğu gibi.
İçtihat yaratmada rakipsiz bir mahkeme
AKP’nin kapatılması davasını 6 ay gibi rekor bir sürede karara bağlayan Anayasa mahkemesi 2 yıldır gündemine almadığı DTP’nin kapatılması davasını bir anda görüşmeye başlamış ve sonuçlandırmıştı.
Her iki davada da verdiği “Odak olma” kararını, birinde “para cezası”yla diğerindeyse “kapatma”yla noktalamıştır. İçtihat yaratmada rakip tanımayan Anayasa Mahkememiz, DTP’nin kapatılması konusundaki “siyasi yasaklar”ın uygulanmasını 5 yıl erteleyebilirdi ve buna da “biz yaptık oldu” denilebilirdi.
Olmadı, denmedi…
İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Şamil Tayyar’a 20 ay hapis cezası veriyor ama hükmün açıklanmasını 5 yıl geriye bırakıyor.
Anayasa Mahkemesi “ihaleye fesat karıştırmak” suçlamasıyla karşısına gelen bir dosyada bırakın karar vermeyi, vereceği kararı erteliyor.
Aynı Anayasa Mahkemesi seçilmişlere 5 yıllığına siyaset yasağı kararını ertele(ye)miyor.
Sonuç olarak
Peki, ne yapılabilir?
Bir açılımdır gidiyor, kendi yok Allah’ı var türünden.
İçinde ne olduğunu sunanların da bilmediği -ya da dillendirmediği- bomboş bir açılım orta yerde duruyor.
İçinin belki de bizler tarafından doldurması bekleniyordur kim bilir…
Birilerinin çıkaracağına inanmadan, ben bir adımla ilk taşı atayım bari.
Mesela meclisimiz toplansa, yasadaysa yasada, anayasadaysa anayasada, tam da DTP’nin gerekçeli kararının yayımlandığı tarih olan “31 Aralık’a kadar siyasi yasaklı hale gelen tüm vatandaşların yasaklı halinin 5 yıllığına ertelenmesine ve alınan haklarının iadesine” içerikli bir değişiklik kararı verse nasıl olur?
Sezen Aksu’nun keskin bıçağından bir dize geldi aklıma şimdi:
“Nerde bende o yürek”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.