AÇIK GAZETE’DEN… 7/7 bir neden değil sonuç…

7 Temmuz 2005 Londra saldırıları (7/7) İngiltere’de anılıyor… Politikacılar klasik demecler verirken, polis intihar saldırısında ölenleri şehit gören El Kaide sempatizanlarının olası gösterilerine karşı Müslüman mahallelerinde önlemler alıyor…

Öncelikle 7/7’de olanlara göz atalım… Londra’da  7 Temmuz 2005’de İngiltere doğumlu ikinci kuşak Pakistanlı 4 genç 3 metro ve 1 otobüste intihar saldırısı gerçekleştirdi… Saldırılarda aralarında Türk öğrenci Gamze Günoral’ın da bulunduğu 52 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı… Fanatik Müslüman Muhammed Sıddık Han El Cezire’de Usame Bin Ladin’den ilhamlanarak bu saldırının gerçekleştirildiğini ve İngiltere’deki Müslümanlar’a kötü muamele edildiği demecini verdi… Daha sonra İngiliz polisi, Sıddık Han’ın otomobiline uzaydan izleme aracı taktığı ve buna rağmen saldırıyı önleyemediği savıyla eleştirilecekti…

SALDIRININ NEDENİ?

İngiltere’de beklenen saldırı nihayet olmuştu… Diğer saldırılardan farkı ikinci kuşak İngilizler ilk kez intihar eylemcisi olarak saldırıda yer alıyordu. Ayrıca aradan bir yıl geçmesine karşın hiç kimse yakalanamayacak, saldırının gerçek nedeni de yalnızca öngörülerde yer alacaktı…

Başbakan Blair, önce 7/7’yi Irak ile ilişkilendirmedi sonra da saldırılara dayanarak neredeyse “Irak’a iyi ki girmişiz. Bakın karşımızdakiler ne vicdansız terörist” anlamında demeçler verdi…

Ulusal basınındaki genel görüşe göre 7/7, İngiltere’nin Irak işgalinde Müsmülanlar’ın ezilmesi ve öldürülmesinden incinen İngiltere’deki radikal Müslüman grupların işiydi…

İNGİLTERE’NİN TAVRI?

İngiltere hükümeti uluslararası terörist beklerken kendi toplumu içinden gerçekleşen bu saldırıdan korktuğu söylenebilir. Başbakan Blair ilk iş olarak; ılımlı islamın, radikalleri kontrol etmesi gerektiğini söyledi. Hatta “Asıl islam, ılımlı olandır” deyince The Independent yazarı Simon Carr da “Kur’an’ı yeniden yorumlayacak birisi varsa o da Blair’dir” diyerek başbakanla alay etti…

Sonra anti-terör yasasında sıkı değişiklikler için kollar sıvandı… Aşırı milliyetçi bir lobi olan polis de yıllardır istediği yetkiyi kazanmak için saldırıyı bir fırsat bildi… İlk iş olarak 2 günlük gözaltı süresini 2 aya çıkarılmak istendi. Kişiye ait bütün özel bilgilerin yer aldığı kimlik kartı taşıma zorunluluğu getirilmek istendi. Polise istediğini arayabilme ve silah taşıma yetkisi istendi. “Birey Hakkı” ile hakkında delil olmayan şüphelilere bile yasak getirme ve açık izleme yöntemi uygulanmaya başladı. (Halen 14 kişiye uygulanıyordu)

Yeni İşçi Parti iktidarı bu yasakcı anlayışında İngiltere ulusal basını ve sivil toplum örgütlerine tıpkı bir kayaya çarpar gibi çarptı… Big Brother’a izin vermeyen sivil toplumun baskısından Yeni İşçi Partisi gemisi de su almaya başlayınca bu yasakların bir kısmı kısmen gerçekleşebildi. Gözaltı süresi 28 gün oldu, kimlik kartı kabul edilirken polisin yetkileri artırılmadı. Yüksek Mahkeme’de “Birey Hakkı”nı İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne aykırı bularak iptal etti.

BLAİR’E GÖRE YAPILANLAR VE YAPILAMAYANLAR

Başbakan Blair, Ağustos 2005’te terörle mücadele için açıkladığı 12 başlığın sadece dördünün tam olarak uygulamaya konabildiğinden yakınıyor.

Bunlar terör eylemlerini övme ve bunlara destek vermenin suç sayılması, terörle bağlantılı kişilere iltica hakkı tanınmaması ve vatandaşlıktan çıkarılmalarının kolaylaştırılması olarak sıralanıyor.

Henüz yerine getirilemeyen ya da tam olarak hayata geçmemiş önlemlerden bazıları ise şunlar:

Terör zanlılarının sınırdışı edilmesinin kolaylaştırılması, gözaltı süresinin uzatılması, İçişleri Bakanı’na terör zanlılarını ev hapsine alma yetkisi veren uygulamanın genişletilmesi, İngiltere’de faaliyet gösteren Müslüman grup Hizb-ut Tahrir’in yasaklanması, Müslümanların topluma entegrasyonunun güçlendirilmesi, şiddeti teşvik eden camilerin kapatılması ve bunda rol alan yabancı imamların görevden alınması.

SAĞ PARTİLER OYLARINI ARTIRDI

Saldırı sonrasında yükselen anti-göçmen propagandasında Muhafazakar Parti, çok kültürlülük anlayışının terkedilmesini savunurken faşist parti BNP bütün olup bitenlerin nedenini göçmenler olarak sundu. Kamuoyu yoklamaları ve son yerel seçim sonuçlarına göre her iki parti de anti-göçmen propagandalarıyla taraftar çemberini genişletmeyi başardı…

POLİS HATA ÜZERİNE HATA YAPTI

7/7 saldırısı sonrasında yine bir metroda Brezilyalı elektrik teknisyeni Jean Charles de Menezes’in intihar eylemcisi sanılarak uyarıda bulunulmadan vurularak öldürülmesini polise tepkileri yükseltti. Emniyet Genel Müdürü Ian Blair’in şüphelilerin vurulabileceğini söylemesi ve sonrasındaki soruşturma sürecini etkilemeye çalışması da tepkileri artırdı. Ian Blair’e, (Başbakan ile soyad benzerliğinden başka bir yakınlığı olmasa da) Başbaka Blair’in sahip çıkması toplumsal gerginliği artırdı…

Polis hata üzerine hata yapmayı halen sürdürdüğü söylenebilir. Son olarak da 200 polisli anti-terör timinin Müslüman Abdülkahar kardeşleri yaka paça karakola götürmesi ve sonunda da içi boş bir “Sorry-özür” ile eve göndermesi “Ian Blair istifa” seslerinin daha da yükseltti…

Bu arada Müslüman karşıtı eylemlerde bir Pakistanlı göçmen de yaşamını yitirdi… Her nedense bu haber 7/7 tarihinde silik kaldı. ABD’deki 11/9 saldırıları sonrasında Londra’daki Türk mezarlığına saldıran Müslüman karşıtı ırkçıların tehditinin sürmediğini de kimse söyleyemez. Göçmenlerin kendi kolonilerinde yaşaması bu saldırıları bir ölçüde önlese de geceleri göçmenlerin az olduğu bölgelerde tek dolaşmak pek de güvenli sayılmaz artık…

MÜSLÜMANLARIN KONUMU

Ulusal İstatistik Bürosu’na göre İngiltere’deki toplam azınlık toplumu 4 milyon 635 bin nüfusuyla toplam ülke nüfusunun yüzde 7.9’unu oluşturuyor. Azınlık toplumu arasında ilk sırada Siyahi Karayipli’ler, ikinci sırada Hint, Pakistanlı ve Bengaldeşli’ler yer alıyor. Bir de bunlara nüfusun binde 4’ünü oluşturan Türkler eklenebilir. Kısaca Müslüman toplum İngiltere’de ciddi bir güç denilebilir…

Yeni İşçi Partisi İslington Milletvekili Jeremy Corbyn bir zamanlar İngiltere’de eğer İrlandalı ya da siyahsanız potansiyel suçlu sayılırsınız demişti… 7/7 saldırılarından sonra bu ikiliğe Müslümanlar’ın da katıldığı söylenebilir…

7/7’nin İngiltere gündemine tekrar girdiği bu günlerde “Peki ılımlı Müslümanlar ile ilişkiye önem veren Başbakan Blair bu girişiminde başarılı mı?” sorusunu Müslüman milletvekili Sadık Han olumsuzca yanıtladı.

Hükümetin saldırılara karşı tavrının, ülkedeki pek çok Müslüman’ı hayal kırıklığına uğrattığını belirten Müslüman milletvekili, saldırılar ardından Müslüman toplumla diyalog amacıyla kurulan sekiz çalışma grubunun istendiği gibi işlemediğini söyledi… Sadık Han’a göre, hükümet Müslüman toplum için bir Britanyalı kimliği yaratamadı, emniyet güçleri hakkında tam kapsamlı soruşturma açmama kararını da halka iyi anlatamadı…

MÜSLÜMAN ARAŞTIRMASI

7/7 saldırılarında yaşamını yitirenler ve ailelerinden sonra en mağdur olan kesim şüphesiz Müslüman toplum… Basın genellikle dış dünyaya kapalı olan Müslümanlar’ın olup bitenler hakkında düşüncelerini zaman zaman sayfalarına taşıyor…

İngiltere’nin ciddi ulusal gazetelerinden The Times’da yayımlanan bir kamuoyu araştırmasının sonuçları şöyle:

– İngiltereli Müslümanların yüzde 13’ünün bombacıları ‘şehit’ olarak gördüğünü ortaya koyuyor.
– Her altı kişiden biri de amacın doğru, ama yöntemin yanlış olduğunu düşünüyor.
– Her 50 kişiden biriyse, ailesinden birinin el Kaide üyesi olmasından gurur duyacağını söylüyor.
– Ancak aynı zamanda Müslüman toplumun yarıdan fazlası da, hükümetin radikal eğilimlerle mücadelede yeterli çaba göstermediğine inanıyor.

The Guardian araştırmasında ise;

– İngiltere’deki Müslümanlar’ın yüzde 57’si polisin gereksiz şiddet uyguladığını düşünüyor…
– Yüzde 54’ü de Emniyet Genel Müdürü Ian Blair’in istifa etmesini istiyor…

The Times araştırma sonuçlarını değerlendirirken İngiltere’de göçmen sorunlarını görmemezlikten gelmesini gençleri aşırıların kucağına ittiği sonucuna ulaştı… 

“BİR NEDEN DEĞİL SONUÇ”

ABD’deki 11/9 ve İngiltere’deki 7/7 saldırıları “güvenlik mi birey hakları mı?” düğümünü çözmek için güçler arasında uzun sürecek bir denge mücadelesini de ülke gündemine sokmuş oldu…

7/7 saldırıları daha çok tartışılacak ama 7/7’nin, “Aslında bütün olup bitenlere bir neden değil de sonuç olduğu”nu açıkca söyleyebiliriz…


 

Önceki haberİSVEÇ’TEN… ‘Sol’ gösterip ‘sağ’ vurmak…
Sonraki haberAkrepleri bolluk ve büyüme bekliyor.
Faruk Eskioğlu
1958’de Akşehir’de doğdu. Parkalı dönemin tanıklığını yaptı. 1979’da AİTİA Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’nu bitirdi. 1984’de Gazi Üniversitesi Ekonomi Fakültesi’nde ‘master’ yaptı. THA’da gazeteciliğe başladı. 1985’de yerleştiği Londra’da da medya okudu ve film yapımcılığı kursları aldı. Nokta İngiltere Temsilciliği yaptı ve Hürriyet Londra bürosunda görev aldı. 1998’de Türkiye’ye döndü. Hürriyet Gazetesi Ekonomi Servisi’nde haberci ve star.com.tr’de ekonomi editörü olarak çalıştı. 2001 ekonomi krizinde Londra’ya döndü ve gazeteciliğini sürdürdü. 2005 Ocak’ında dünya haberleri veren acikgazete.com’u kurdu. 2007'de "Aşkolsun Adı aşk olsun!" başlıklı belgesel romanı Türkiye'de yayınlandı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here