Aşil’in topuğu sadece Anayasa mı?

Postal seslerinden zangır zangır titreyen bu toplum,
darbelere tam “bağışıklık”! kazanacaktı ki; “artık darbe devri kapandı” dedirten gelişmeler ardı ardına geldi.
Ergenekon yolunda toplumsal mühendisliğe soyunanlar “yeşil soğan” değil ama “kolalı gömlek” getiren görüşmecilerle tanıştı.
Demir kapı kör pencere onlara da nasip oldu.
Postallarıyla parmak uçlarında yürüyen muvazzaflar ise “eşitlik” gereği ayrıcalıklı değil “sivil” yargı da yargılanacaktı.
Çok geçmeden “ufukta demokrasi görünüyor” sevinci kursaklarda kaldı. Poyrazköylere, Kafeslere karşı seçilmişlerin “emniyet supabı” olabilecek yasa, eski haline rücu etti. Yani iptal edildi.
Karar, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın kulaklarını çınlattı.
Ne demişti Haşim Kılıç; “Hukukun yükünü mahkemeler çeker. Siyasetin yükünü de siyasetçilerin çekmesi lazım. Kimse mahkemelerin siyasi bir görev şeklinde bir yardım beklememelidir”…
Nitekim karar oy birliği ile alınmış… Yani böyle anayasaya böyle karar…
Hükümet şimdi belli ki kolları sıvayacak, darbe anayasasından kurtulmaya çalışacak. 367 darbesine karşı tek seçenek referandum gibi görünüyor.
Başbakan Erdoğan da “referandumlara artık alışın” demişti.
Evet 12 Eylül Anayasası seçilmiş iktidarların “Aşil’in topuğu” gibidir.
En zayıf noktadan her an darbe alabilirler…
Ama sivil siyasetin tek zayıf noktası mevcut anayasa değildir.
Faili meçhul cinayetler, ya da siyasi cinayetler aydınlatılmadan, varlığı mahkemelerce kabul edilen JİTEM’in kanlı faaliyetleri cezalandırılmadan, karanlık olaylar açıklığa kavuşturulmadan, adalet ağır ceza mahkemelerinde yargılanan taş atan çocuklar için de işletilmeden, seçilmişleri seçenlerin gerçek iktidarı gerçekleşmeyecektir.
Sandık iradesinin tezahürü olarak bir siyasi partinin iktidar olma sürecinin kazasız belasız atlatılması tabii ki bu topraklar için önemli bir mesele.
Ama demokrasiyi sadece buna indirgemek, ölüm ve sıtma ilişkisinden öte nedir ki?
Kadın – erkek TEKEL işçilerinin kazanılmış haklarını kaybetmemek için Ankara’nın soğuk ayazında verdikleri mücadele, mevcut siyasi iktidar için de bir demokrasi sınavı değil midir?
İşçileri “ideolojik” davranmakla yaftalamaya çalışanlara , “tarihin sonu geldi”, “ideolojiler öldü” diyenlerin düştüğü gülünç durumu hatırlatmak da fayda var.
Aşkın herşeyi affetmediğini bildiğimiz gibi, arkasından binbir askeri dolabın döndürüldüğü Hükümet’in yer yer mazlum durumuna düşmesi, mazlumların da söz konusu iktidar olunca mezalim olabileceğini unutmamalıyız.
İşte bu nedenle sadece seçilmişlere değil seçenlere de demokrasi…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.