Ait olmak, aidiyet…

“Aidiyetlerimiz, ait olduğumuz her şey bizi sınırlar; bir kimlik, bir etiket yapıştırır; bizi diğerlerinden ayırır ve ötekileştirir…”

Nereye aidim ben, bu soruyu hiç kendinize sordunuz mu? Peki ya cevap, hemen cevap verebildiniz mi bu soruya…

Aidiyet, ne kadar önemli bir soru aslında hayatımız için…

Çok basitmiş gibi görünen ama hayatımızın her zerresini kaplayan bir girdap…

Dünyada her şey birine veya birilerine ait; herkes bir kimliğe, cinse, ırka, dine, milliyete ait; her ülke, her toprak parçası bir ülkeye, bir topluluğa, bir devlete ait…

Ya bir yere ait değilseniz, ait hissetmiyorsanız… Aidiyetiniz olmayan bir dünya nasıl bir dünya olur sizin için?…

Hiçbir dine, ırka, milliyete, ülkeye, devlete, topluluğa ait değilseniz, ya da ülkenizi, topraklarınızı, tüm aidiyetlerinizi bir gün terk etmek zorunda kalırsanız, buna mecbur bırakılırsanız?…

Bunun için çok uzaklara gitmek gerekmiyor, hemen burnumuzun dibinde, Suriye’den ülkemize sığınmak zorunda kalan yüz binlerce, hatta milyonlarca göçmene bakmak yeterli…

Bugün kendimizi bir yerlere ait görmemiz, ülkemiz sınırları içinde güvende hissetmemiz, devletimizin bize sağladığı vatandaşlık haklarından faydalanmamız, örneğin sırf bir ülkenin vatandaşı olduğumuz için bize tanınan eğitim hakkından, sağlık hakkından, iş edinme hakkından, sosyal güvencelerden, oy kullanma hakkından yararlanmamız yarın da bu haklar konusunda güvence altında olacağımız, bunları hiçbir zaman yitirmeyeceğimiz anlamına gelmiyor ki…

Hiç kimse ülkesini, bütün aidiyetlerini, haklarını bırakıp kendisine sığıntı olarak bakılan, hor görülen başka ülkelere gönüllü olarak gitmek istemez. Soralım bakalım Suriyeli sığınmacılara, bundan 10 yıl öncesi tamamen ülkelerinden, evlerinden, sevdikleri topraklardan koparak böyle ser sefil dünyanın değişik yerlerine dağılmak, sürülmek hayallerinde var mıydı, böyle bir şey akıllarına geliyor muydu…

Ne yalan söyleyeyim bugün ben de korkuyorum… Ülkemizdeki gidişata bakınca, bir gün Suriyeli göçmenler gibi bu ülkeyi terk etmek zorunda bırakılıp yabancı diyarlara, başka ülkelere sığınmak zorunda kalıp ser sefil olma ihtimali artık hiç uzak görünmüyor bana ve ürperiyorum…

Bu arada aidiyetlere çok taktığımdan, çok önemsediğimden dolayı değil bütün bu yazdıklarım… Tam aksine doğarken çırılçıplak doğduk hepimiz… Hiç birimizin alnında şu ulustan, şu ırktan, şu mezhepten, şu dinden gibi etiketler yazmıyordu…

Hangi ülkede, hangi topraklarda, hangi ailede doğduysak o an ailemize ait tüm kimlikler bize sorulmadan bizim de kimliğimizmiş, kaderimizmiş gibi anlımıza yapıştırıldı ve hayat boyu bunu değiştiremiyoruz. Değiştirmeye kalktığımızda ya da birilerine rağmen bu kimlikleri savunmaya, sahip çıkmaya çalıştığımızda ise ağır bedeller ödüyoruz. En kötüsü ülkemizi, doğup büyüdüğümüz yeri, vatanımızı terk etmek bile olabiliyor bunun karşılığı… Ya da ölüm belki…

Doğru olan insanın çırılçıplak, nötr doğduğudur… Tek özümüzün insan olmamız olduğudur… Dünya aslında insanlıktan önce kimse tarafından keşfedilmemiş, sahiplenilmemiş, sınırları çizilmemiş, kimseye ait olmayan bir yerdir…

Başlangıcında insan bile olmayan bu evrenin zamanla nasıl olup da böylesine artık tek karışının bile sahipsiz olmadığı, her yerin birine veya birilerine ait olduğu mülkleşmiş, sınırlara, devletlere, ülkelere bölünmüş, her noktası sahiplenilmiş bir yer haline geldiği gerçekten şaşırtıcıdır…

Eğer dünyada insanlık yokken ırklar, uluslar, devletler, diller, dinler bunların hiç birisi yoksa, o zaman bütün bu aidiyetleri bulaşıcı bir virüs gibi dünyaya yayan, insanlık olmuştur… Ayağını bastığı her yeri tanımlayan, sınırlar çizen, ötekine kapılarını kapatan, sahiplendiklerini kimseyle paylaşmayan, kendinin kabul ettiği dine, inanca sahip olmayanı dışlayan, düşman sayan, dünyaya savaşı, kavgayı, öfkeyi, kini, nefreti, ötekini hor görmeyi aşağılamayı getiren hep insanlık olmuştur…

İnsan gelmiş dünyanın masumiyeti, tarafsızlığı, vicdanı, insanlığı bozulmuştur…

Ne ‘ironik’ değil mi, ‘Ehlileşmek’ ve ‘insanlaşmak’ için yüz binlerce yıl ‘insanı’ bekleyen dünya bugün asıl ‘insan’ yüzünden her geçen gün biraz daha vahşileşmekte, zorbalaşmakta, ‘insanlıktan’ uzaklaşmaktadır…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.